Tribünde az denemeyecek bir kitle tarafından destek verilen takımımız, bench arkasında oturup maçla alakasız şekilde sohbetle oyunu takip eden bizim gibi ortamdan kopuk anlar yaşıyordu. Yedekten gelip şans bulan oyuncularda yeterince bu fırsatları kullanamadılar.
Ayrıca eski oyuncumuz Merve Tanıl'da onun yanına gelip uzun süre kalıverdi. Daha sonra arkamızdan geçerken bizi farkedip selamlaşarak nasılsınız , anlaşılan hep destek tam destek devam ediyor diyerek kısa bir sohbet için duraklaması hoş oldu, bu sezon hangi takımda oynadığını sorup başarılar diledik.
Sıkıcı bir maç olduğundan maç içinde de ilginç sahneler görüyorduk, Duygu'nun pasıyla Naz'ın smaçla sayı aldığı pozisyon sonrası oyuncular uzun süre gülerek bu ilginç anı konuşuyorlardı.
Diğer yandan ise neden bizim kadın ve erkek takımlarının maçlarının arka arkaya oynatılamadığını idarecilere sorgulayınca, diğer takımlarla da konuşulduysa da şehir dışına dönecek olan takımların araç saatleri uymadığından bir mutabakat noktası bulunamadığı söylenmiş.
Kamil hocaya set verdikleri için sataşmalarımız olunca bu oyunun rölanti modu olduğunu, gerektiği yerde takımın motivasyonunun yükseleceğini, bugünkü kötü oyunu gözardı etmemizi söyledi.
Benzer şekilde maç arasında cafeterya kısmında karşılaştığımız Aylin ablada bu skor önemli değil deyip kız takımından çok memnun olduğunu anlattı. Naz ile takımın gerçek kimliğini bulduğunu, Kim Yeon'un oyun tarzını çok beğendiğini, hele bir de diğer iki yabancımız katılınca iyice güçleneceğimizi söyledi. Pasör Seda ile ilgili olarak eğer oynadığında bu takımın performansını düşürecek biriyse neden transfer ettiğimizi acaba kimin istediğini sordum. Aslında kötü bir pasör değil, gayet iyi takımlarda oynadı tecrübe kazandı ama Fenerbahçe'de oynamak bambaşka birşey, buradaki başarı baskısının yarattığı stres ile daha ilk maçtan resmi kupa maçı olunca hatalar sonrası bir özgüven sıkıntısı oldu diye yanıtladı.
Salondakilerin bir kısmı ayrılırken, biz vakıfbank-iller bankası maçını da izleyiverdik, etraftaki oyuncu-koç vb. diyalog fırsatlarım oldu. Uzun süre Chris ile sohbet ettik, sonra Castellani, Marshall diye devamı geldi. Chris her zamanki içtenliği ve samimiyetiyle etkileyiciydi. Milli takıma gideceğinden risk olmasın diye oynatılmadığını söyledi.
Bizim hal hatırımızı sorup, tribündeki arkadaşlar nasıl diyerek son zamanlarda Fenerbahçe'nin yaşadığı sıkıntılar sonrası üzüldüğünü söyledi.
İstanbul'u çok sevdiği için kalmak istediğini ama Fenerbahçe'den teklif olmayınca 1 senelik kontratı bittiğinden vakıfbanktan gelen fırsatı kabul ettiğini kendisi açısından kontrat feshinde bir sıkıntı olmadığını anlattı. Salona yürüme mesafesinde bir ev verildiğini söyleyince ben de bu çevrede oturduğumdan bölgeyle ilgili bilgilere yoğunlaştık. Neyse genel olarak mutlu olduğunu,takımda da problemi olmadığını anlattı.
Kız takımının birkaç oyuncusu daha sonra tribüne çıkıp diğer maçları takip ediverdi. Eda Fürst ile birlikteydi, bir süre ortalıktan kayboldular. Eda ilk seferde elinden ameliyat oluyor musun sorumu yanıtlamadıysa da ,yanımızdan geçerken ikinci defa sorduğumda olmuyorum dedi, maç içinde sargılı olan eli maç dışında serbest gezebiliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder