14 Şubat 2011 Pazartesi

Fenerbahçe:0 - Arkas:3



FENERBAHÇE: 0 - 3 ARKAS
SALON: Burhan Felek
HAKEMLER: Serdar Nışancıoğlu***, Temel Öneri***
FENERBAHÇE:Coscoviç*, Emre**, Aslan**, Marshall***, Kemal**, Miljkovıc***, Serkan(L)**, Ersin*, Soner*, Burak*
ARKAS: Burak***, Agamez***, Burutay***, Emin***, Hüseyin***, Bravo***, Nuri(L)***, Ceyhun*, Meszaros**
SETLER: 23- 25, 21- 25, 24- 26
SÜRE: 80 Dk. (26- 25- 29
SAYI: 68- 76 RAKİP HATADAN SAYI: 15- 21
SERVİS:70- 74 SERVİSTEN SAYI:6- 7 HATALI SERVİS: 17- 7
HÜCUM:83- 69 HÜCUMDAN SAYI:41- 33 BLOKTAN SAYI: 6- 15
 
  
Söylenecek bir şey yok ya sıkıldım artık.Pazar günümü boş yere gerilerek geçirmek gibi bir enayilik yaptım.Şurası olmasa hiç ilgilenmeyeceğim ve kafam çok rahat olacak.
  Bayan voleybolunu pek sevmiyorum,bu sezonda hiç zevk almıyorum zaten.
(Bazı voleybolseverler (!) de nedense sadece bayan voleybolla ilgileniyor.İlginç )
Erkekler de ''kahır mektubu''
Başladık bir kere bir şeyler yazıyoruz diye mecburen izliyoruz ama gerçekten bıktım artık.Şimdi yarı yolda bırakmak istemiyorum başladığım bir işi.Sezon sonunu iple çekiyorum.
 Çok kötü bir takım var bu sene.Sezon başından beri sabrettik ama artık yeter.Hoca değişti,adamın elinde sihirli değnek yok ki,malzeme belli.O yüzden dedim sezon ortasında geldi adam transfer yapma şansı olmalı,yoksa pek bir şey yapamaz diye.
 Castellani bir şeyler yapmaya çalışıyor,oyuncu değişiklikleri falan ama nafile tabii.
1.setin sonunda Coskoviç yerine Soner'i soğukken birden manşete alması yanlıştı,nitekim Agamez Onu buldu ama çok fazla eleştirmekte doğru değil,en azından bir şey yaptı.
 1.set çok önemliydi.23-21'den seti verince tamam dedim bunlar dağılırlar şimdi 0-3 biter bu maç.
  Nitekim de rakibin en önemli oyuncusunu Serdar Nişancıoğlu ağır bir kararla ihraç etmesi bile bizim ruhsuzları harekete geçiremedi.
 Şampiyonluk adayı bir takım böyle bir maçta sadece 6 blok yapar mı ya ? 6-15 bloklar.
 Bu kadar yeter bunlar için daha fazla bir şey yazmaya değmez.

Fenerbahçe - Arkas 0-3 (Salondan İzlenimler)



Takımda sezon başından beri süren kötü gidişata koç değişikliğiyle müdahale edildikten sonra, iç sahada Castellani ile oynayacağımız ilk maç, her sene sıkı bir rekabet yaşadığımız arkas maçı oldu. Bu sezon onlara karşı ligdeki rövanşı da set alamadan vererek maça gelen az sayıda kişi de hüsranla ayrılıverdi.

Ligde her sezon karşımıza çıkıp, karşılıklı gerilimden beslenen tartışmaları bol düzeyde geçen arkas maçlarına bir yenisi daha eklenecekti, ama bu büyük salona geçildikten sonra zaten az olan ilgiyle iyice sönük bir ortam olacak diye düşünüyordum. Salonda 250 kişi falan vardı.

Taraftar grupları güya dönüş yapmıştı ama herhalde bu maça bütün gruplar birer temsilci yollamıştı ya da o kadar bile değildi. Gene bütün ilgileri tekrar potaya giren futbol takımı üzerine odaklanmıştı, kendilerini tribünün lokomotifi diye nitelendirenlerde piyasada yoktu.

Yeni hocasıyla, yeniden bir çıkış ortamı arayan erkek voleybol takımının bu önemli maçına pazar günü o saatlerde başka maçımız olmadığı halde gene ilgi yok denecek kadar azdı. Hatta basket maçını televizyondan beraber izleyip bu salona geçenlere -erkek voleybol maçı diye umursamayıp- katılmayan, lokallerinde pineklemeyi tercih eden Fenerbahçe Acıbadem taraftarları da varmış diye duydum.

Maça 15 dakika kadar varken içeri girince, tribüne renk katan sadece bir pankart duruyordu, Group İzmir yazan pankartı asan ağabeylerde her zamankinden az bir katılımla üç dört kişi protokolün solunda bench arkasında oturmuşlardı.

Aylin abla ile Kıvanç her zamankine göre ters bir şekilde file arkası tribün önünde, reklam panoları arkasındaki masada konuşlanmıştı, hakem masası yanındaki yayın masasını sports tv kullanıyordu.

Hakem arkasına yakın bir yere toplanmış 8-10 tanıdık arasına doğru geçip oturduktan sonra basket maçında Mirsad'ın sakatlığından sonra oluşan üzüntü ve kadro ile ilgili endişeleri konuşaraktan zaman geçiverdi.

Maçın başlamasına doğru gelen birkaç kişi daha olunca etraftaki seyircileri saymazsak 15 kişi oluverdik. Bu şartlarda rakibe deplasmanda olduklarını hissettirmek zordu, sonradan gelenlere bir taraftar takıma maç kazandırır diye seslenip kendi durumumuzla dalga geçiyorduk.

Bazen oyuncuları gazlama çabaları, servise geldiklerinde tezahürat etmek, rakip oyunculara sataşmalarla dalga geçmek, servislerini ıslıklamak falan şeklinde ortam dönüyordu.

Onların sevinçlerinde burutay,hüseyin,emin gibi bazı cinslerin sesleri çok fazla uzataraktan çıkmaya başlayınca bizde tepki veriyorduk, hakeme yeter artık falan derken en sonunda pasörleri hüseyini çağırıp uyarıverdi.

Pasör çaprazı kolombiyalı liberman agamez panathinaikos'ta oynarken finalde kaybettiği İvan'a karşı burada üstünlük kurmak için rakibine göre daha konsantre gözüküyordu, İvan gene aynı hallerdeydi, tedavi için gittiği Roma'dan bedeni dönmüş ama ruhu yok gibiydi.

Arada bir keyifli makara oluyordu, libero nuri'ye ilgimizi yoğunlaştırdığımız sırada servisten gelen top kafasında patlayınca vur vur kafasına kafasına... diye tezahürat etmemek olmazdı.

Maricon diye bağırarak etraftakilerle beraber sataşa sataşa uğraştığımız agamez setin sonunda servise gelip üstüste smaç servislerle bizi çökertip bir anda skoru kendi lehlerine çeviriverdi, son kısımda oyuna alınan yeni transfer Soner'de gelen sert servisi karşılayamadı, önde olduğumuz seti verdik.

Kaybettiğimiz set sonrası bize yakın taraftan saha değiştiren oyuncularımızı alkışlayarak moral verelim istedik, ama ikinci sete de agamez kaldığı yerden devam etti. Adamla ne kadar uğraşsakta hata yaptırmak mümkün olmuyordu. En sonunda uğultu yapmayalım iyice gaza geliyor, herkes sessiz olsun bakalım öyle atsın dedik. Ben neslihan'a karşı da gelecek sefer böyle bir şey deneyelim dedim.

Koç zaman zaman oyuncu değişikliği yapıyordu ama bizim oyuncular servis kaçırmaya her set artan başarıyla devam ediyordu. Her oyuncuya tezahürat yapsan da, alkışla moral versen de değişen birşey yoktu, karşı tarafın servislerini karşılamakta zorlanırken, bizim attıklarımızın fileye takılması yada dışarı gittiğini görmek çok canımızı sıktı.

Maç kötü gidiyordu ama gene de gülecek birşeyler oluyordu, bravo adlı oyuncu hata yaptıkça bravo bravo diye alkış tutuyorduk. Bacakları ince tüysüz duran eski oyuncumuz burak hascan'a ağda mı yaptın tüysüz burak diye sataşıyorduk, uyuz emin'le uğraşıyorduk, eşek hüseyin vs..

İkinci set açık olan farkı biraz azalttıysakta set sonunda adamların coşkun sevincine iyice kıl olup hakeme terbiyesizlik bu falan diye kızmaya başladık. Doğal olarak rakip oyuncular bizim tribünden onlara attığımız lafları duyup bu şekilde cevap koyuyordu. Hocam ayıp ama sende de hiç otorite yok diye arkadan laf atıyorduk.

Son set yenilsen bile maçın sonunda sırılsıklam olsun o forma.. diye az kişiyle tezahürat ederek giriverdik. Maricon agamez ile uğraşmaya devam ediyorduk ki, ilk teknik mola öncesinde hakeme sinirle küfür edince, serdar nişancıoğlu yanına çağırdı, hocam at dışarı şunu falan demeye kalmadan sarı kırmızı kartını birarada gösterip diskalifiye etti.

Bir süre daha itiraz eden agameze bye bye maricon diye tezahürat ederek uğurladık, hala itiraz eden hüseyini görünce ona da tepkiler sürüyordu, hocam otoriteni eziyorlar,çiziyorlar seni falan diye işlerken agamez çıkış koridorunun orada ayakta dikilerek duruyordu. Hocam orada duruyor gitmiyor, mızıkçılık yapıyor, sana böyle hareket yapıyor gibisinden dönen laflar tam komediydi.

Adamla uğraşa uğraşa dışarı attırdık ama onun yokluğuna rağmen maçta sayı olarak üstünlüğümüzü gene kaptırıverdik. Haydi Fener haydi, tam zamanı şimdi...bizim için saldır kanarya... gibi tezahüratlarla alınan sayılar ardından bir ittirelim diyorsakta, üstüne servis hatasıyla kendi kendimizi vuruyorduk.

Zaten maçın sonunda dahi servis hatası yapan İvan ve ardından Marshall'ın dışarı giden vuruşu ile müessese uşakları seviniverdi. Adetten şaşmayarak her zaman her yerde en büyük Fener diye bağırıverdik, oyuncular tebrikleşme seremonisi ardından bize doğru alkış tutarak ayrıldılar.

Biz montlarımızı giyerek toparlanırken diğer tarafta arkas oyuncuları ortaya toplanıp eller ortada kenetlenip arkas çekiverdiler, resmen abartıyla anıra anıra heeeaaayy diye bağırıp bize doğru alkış tutmaları üzerine neeayyy lan noluyor diye onların alkışlarına el kol hareketleriyle tepkiler oldu.

Karşılıklı söz atışmalarında, içlerinden bazısı bize işaret yaparken, burak hascan ise diğerleri uzak dururken hala alkışla bizim tribüne doğru yaklaşıverdi, yapmayın lütfen sakin olun boşverin diyordu ama sen önce arkadaşlarına bak neler yapıyorlar diye cevap alıyordu.

Kıçı kalkmış melez macar yabancıları mezsaroz bile dönmüş bize eliyle üç sıfır diye işaret yapıp, sonra ilk maçtaki üçü de ekleyip altı oldu anlamında parmaklarını gösteriyordu, hüseyin ise -ben farketmedim ama oradaki arkadaşlardan biri söyledi- ortada toplanıp anırdıkları zaman bizden gelen tepkiyle bu size girsin diye bağırmış.

Bunlara sinirlenip şampiyon mu oldunuz lan, gene playoff ta görüşürüz, o zaman hesaplaşırız, ellerinizi biryerlerinize sokarız diyorduk ama işin acı tarafı bizim oyuncuların kötü performansı yüzünden sinirlenen gene biz olduk.

10 kişi 15 kişi bunlarla uğraşmak bir yana, kendi takımımızın bizi bunlar karşısında böyle can sıkıntısına sokması da ayrı bir durumdu, bu kötü performans yeni hocayla da rayına oturmazsa playoff ta falan cevap verebilecek halimiz olur mu o da şüpheli.

12 Şubat 2011 Cumartesi

ABVL 13.Hafta : Beşiktaş - Fenerbahçe Acıbadem : 2-3 !!!


Voleybol Bayanlar 1. Liginde oynanan derbi karşılaşmasında Beşiktaş’a konuk olan Fenerbahçe Acıbadem 5 set süren mücadeleyi 3-2 kazandı.
Karşılaşmanın ilk seti karşılıklı sayılarla başladı. İlk teknik molaya 6-8 Fenerbahçe Acıbadem önde girdi. Skor 12-15 iken canlanan Beşiktaş, file üstünde etkili olunca önce 15-15’te rakibini yakaladı ardından ikinci teknik molaya  16-15 önde giren taraf oldu. Setin devamında iyi savunma yapan Beşiktaş rakibini hataya zorladı, yaptığı bloklarla da sayı üreten Siyah-beyazlı ekip ilk seti 25-19 kazandı. 
İkinci sete Beşiktaş üstün başladı. Ev sahibi ekip Rykhliuk ve Pınar’ın ürettiği sayılarla ilk teknik molaya 8-7 önde girdi. Karşılıklı mücadele ile devam eden sette ikinci teknik molaya 15-16 Fenerbahçe Acıbadem önde girdi. Molanın ardından daha etkili bir oyun sergileyen Fenerbahçe Acıbadem, Osmokrovic ve Songül’ün defanstan çıkardığı topları iyi değerlendirince farkı açtı ve ikinci seti 19-25 kazandı.
Üçüncü sete ilk teknik molaya 6-8 Fenerbahçe Acıbadem önde girdi. Mücadeleyi bırakmayan siyah-beyazlı ekip özellikle Rykhliuk’nın sert smaçları ile sayılar bularak ikinci teknik molaya 16-11 önde girdi. File üzerinde Fenerbahçe Acıbadem’i bloklarla durduran Beşiktaş, seti 25-20 kazanarak skoru 2-1 yaptı.
Dördündü sete konuk ekip iyi başladı ve ilk teknik molaya 6-8 önde girdi. Defansta başarıyla mücadele eden Osmokrovic hücümda da etkili olunca ikinci teknik molaya da 12-16 Fenerbahçe Acıbadem önde girdi. Ücüncü sette yorulan Rykhliuk bu sette pek varlık gösteremeyince seti 15-25 Fenerbahçe Acıbadem kazandı.
Her iki takımın karşılıklı mücadelesi ile geçen son sette rakibine oranla daha etkili oynayan Fenerbahçe Acıbadem seti 10-15, maçı da 3-2 kazandı.
Karşılaşmanın en skoreri 31 sayı ile Rykhliuk oldu.

BEŞİKTAŞ: 2 - FENERBAHÇE ACIBADEM: 3

Salon: BJK Cola Turka

Hakemler: Esat Danzili xxx, Metin Korkut xxx

Beşiktaş: Pelin xxx, Gülbahar x, Duygu xxx, Rykhliuk xxx, Savenchuk xx, Müge xx (Pınar xx, Kulikova xx, Yeliz x, Banu xx, Cansu x)

Fenerbahçe Acıbadem:
Naz xx, Chachkova xx, İpek x, Skowronska xx, Osmokrovic xxx, Eda xxx (Songül xxx, Nihan xx, Zülfiye x, Seda x, Ergül xx, Yağmur xx)

Setler: 25-19, 19-25, 25-20, 15-25, 10-15

Süre: 103 dakika (23, 23, 24, 20, 13)


 ****************************
* Yayın yoktu izleyemedik.
* Zayıf bjk'ye 2 set ve 1 puan vermeyi başarmışız (!).
* Umarım bu set ve puanları Eczacı ile liderlik ve  saha avantajı durumunda aramayız.
* Takım tat vermiyor,iyi oynamıyoruz dedikçe eleştirmiş oluyoruz.
* Yeni kılıf ''yükleme yapılıyor''.Hadi diyelim öyle de bjk gibi takıma bile kötü oynamaya engel mi ?
* Bir de çok bilenlerin (!) bu maçlar önemli değil ,hepsini 3-0 kaybetsek ne olacak ? Final Four önemli,ona hazırlanıyor takım demelerine de gülüyorum.Final Four'da bu takım oynayacaksa ve böyle hazırlanıyorlarsa eyvahhhh eyvahhhh 3 diyorum :))
* Diyorum da Antrenör sürekli bu kadroyu oynattığına göre herhalde bu 6(7) oynayacak.
* Sokolova'nın sözleşmesinde ''her maç oynar'' diye bir madde mi var acaba ? 1 maç dinlense ne olur ?
* Ne demiştik ? Bu kadro ile ligte Vgstt,Ecz.gibi takımlara karşı favori değiliz,maç ortadadır.
Bu gidişle korkarım her takıma karşı aynı durumda olacağız.
* Baktığımızda ortaların fazla etkili olamadığı  ve rakip ortaları durdurmada da zayıf kaldıkları görülüyor.
Müge 13,Duygu 9 sayı ile oynamış.İpek ve Eda ile başlamışız.İpek yerini son 2 sette Ergül'e bırakmış.
Eda 12 - normal - İpek ve Ergül 5'er sayı.Eda neyseki ayakta kalmış.
* Manşetler hala zayıf.Bjk ile pek fark yok.Bizim 86/5.% 65(51),bjk 98/4.% 67(49).
Biz bu manşetçilerle F4 oynayacağız.Songül 2 direk hatasına rağmen 28/2.% 82(64) iyi almış.
Sokolova 34/1.% 59(47),Nati 20/1.% 55(40),Nihan 4/1.% 50(50).Sokolova ve Nati'nin manşetleri hala düşük.Sokolova'nın sezon başından beri böyle.Nasıl düzelecek bilmiyorum.Yükleme yapılınca belki düzelir (!)
* Pasör konusuna hiç girmiyorum.Yeni bahane ''Pas stilini değiştirtiyormuş Ze Roberto,ondan böyleymiş''
Sanki önceki stili bilmiyoruz,ki yeni bir stil de göremiyorum.
* Bjk zayıf bir takım.Hala pasör Pelin Çelik,Duygu Sipahioğlu falan oynuyor yahu.Ha yeni aldıkları Ukraynalı pasör çaprazı Olesia Rykhliuk çok iyi oynamış tamam da sen de dünya yıldızları var be kardeşim.
* Olesia Rykhliuk,Despar Perugia takımının mali krize girmesi nedeniyle takımdan ayrılan isimlerden biri.
 31 sayı ile oynamış.Yorulunca durdurabilmişiz.3 aut,6 kez blokta kalmış.
Haberde bahsedildiği gibi 4.sette yorulunca,bizde de Nati'nin son maçtaki gibi büyük gayreti ile maçı çevirebilmiş ve kazanabilmişiz.Maçın özeti bu.
* Bjk'nin kadrosuna baktığımızda ; Pasör : Pelin Çelik.Pasör çaprazı : Olesia Rykhliuk,Smaçörler : Olga Savenchuk,Yeşilyurt'tan transfer Gülbahar,Ortalar : Duygu ve Müge Şakar.Libero : Pınar.
Orta oyuncu Müge Şakar 13 sayı 5'i bloktan,Pasör Pelin Çelik 5 sayı 4/3.% 75 hücum,1 bloktan.
Yeşilyurt'tan tranfer 4 nuamra smaçör Gülbahar Akgül 6,Ukraynalı Olga Savenchuk smaçör 10 sayı.
Rabıta Bakü'den transfer 4 numara smaçör Rus Kulikova smaçör yedeği olarak setlerde kısa sürelerle girmiş.
Savenchuk tüm manşet yükünü çekmiş ;  54/1.% 69(48)
* 15 sayıdan fazla vermeyiz diyenler de umarım ders alır bu maçtan.
* Hayırlısı Olsun ne diyelim daha ....

11 Şubat 2011 Cuma

CEV Bayanlar Şampiyonlar Liginde 6'lı Play Off'a Yükselen Takımlar Belli Oldu.


   Rövanş maçları çok ilginç maçlara sahne oldu.Açıkcası Villa Cortese'nin elemesini,Volero Zürich'in Zarechie Odintsovo'yu elemesini,Pesaro'nun Moskova'dan tur çıkaracağını beklemiyordum.
 ''Altın Set'' olayı erkeklerde olduğu gibi bayanlarda da işe yaradı ve Volero Zürich ile Fakro ''Altın Set''lerle son 6'ya kalmayı başardılar.Tebrik etmek lazım.

MC-Carnaghi VILLA CORTESE (Ita) - Bank BPS Fakro MUSZYNA (Pol) 3-2 (25-23, 18-25, 25-19, 8-25, 17-15) Altın Set: 11-15 (İlk maçı Fakro 3-2 kazanmıştı)
Anzanello 19, Cruz 16, Aguero 14, Bosetti 10, Jontes 10 / Kasprzak 25, Jagielo 17, Kaczor 12, Wensink 12

Rabita BAKU (Aze) - VK Modranska PROSTEJOV (Cze) : 3-0 (25-21,25-23,25-19) Altın Set : 15-9
(İlk maç sonucu: 2-3)
Sanya Staroviç 14,Mammadova 13,Glass 11,Krsmanoviç 11 / Ssuschke 13,Artmenko 11
Bu maçı 3.setten itibaren izledim zira 16.00'da başlayacak sanıyordum 15.00'da başlamış.Prostejov Altın Set'e götürmek istiyordu.Altın setin yarısını da 8-7 önde geçtiler ama sonunu getiremediler.Rabıta taraftar desteği ile kazandı.Sanki Avrupa Şampiyonu olmuş gibi sevindi Azeriler.Normal sonuç Prostejov'u geçmeleri ama manşet sorunları başlarını ağrıtmaya devam edecektir.

Volero Zürich (Svi) - Zarechie ODINTSOVO (Rus) 3-0 (25-22, 25-22, 25-21)
Altın Set: 15-9 (İlk maç sonucu: 0-3)
Alajbeg 18, Mihajlovic 15, Malesevic 13, Petrovic 7Walewska 12, Makarova 10, Naumova 8, Kozuch 7
  Helal Olsun Zürich'e.Arka arkaya bir Rus takımından 4 set kazanmak büyük iş.

Eczacibasi VitrA ISTANBUL (Tur) - RC CANNES (Fra) 3:0 (25-21, 25-14, 25-21)
(İlk maç sonucu: 3-0)
Bown 15, Neslihan 13, Mirka Francia 12, Dushkyevich 8, Del Core 5Centoni 18, Ravva 11, Rasic 5
 Ecz.% 41 ile hücum etmiş.Manşette 48/3.% 71(40),serviste 10 ace,4 hataları var.Etkili servis attılar.
Neslihan 3,Bown 3,Duskyevich 2 ace.
Cannes takımı bu sene çok kötüydü.Geçen yıl F4'te ev sahibi olarak bize kök söktürmüşlerdi.
 Bu maçta Gülden sakatlandı.MR sonunda belli olacak ama 2 Ay kadar yok diyorlar belki de sezonu kapattı.Serpil oynar.Gülden de eskisi gibi değildi.Manşette çok aksıyordu.

VakifGunesTTelekom ISTANBUL (Tur) - Aluprof BIELSKO-BIALA (Pol):3-1(22-25,25-20,25,21,25,18)
(İlk maç sonucu: 3-1)
 Poljak 18,Glinka ve Nikoliç 15 / Bamber 15
Vgstt % 34 ile hücum etmiş.69/1.% 71(55) ile manşet almış.10 hata,8 hataları var.
Maçı TRT ANADOLU verdi ama başlarda uyduda sinyal yoktu.O yüzden 3.sette tekrar açtığımda gelmişti.
Setler 1-1 ve 5 sayı falan Biala öndeydi ama aptal aptal hatalar yaparak farkı kapattırdılar ve Vgstt öne geçip,seti aldı.Çok zayıf bir takım.Sadece Bamber iyi oyuncu.Werblinska falan hava civa.
Şu takıma Vgstt 2 maçta da set verdi.
Poljak'ın 2 maçta da 18 ve 17 sayı yapması müthiş bir orta oyuncu olarak.

Dinamo MOSCA (Rus) - Scavolini PESARO (Ita) : 2-3 (17-25,25-19,28-26,12-25,8-15)
(İlk maç sonucu: 2-3)
Goncharova 22,Costagrande 17,Gioli 14 / Hooker 28,Flier 19,Usiç 14,Manzano 12
Bravo Pesaro'ya.Altın set'e bile bırakmadan işi bitirdi.DM'ye yazık.
Maçı izleyemedim.Pesaro tek İtalyan takımı olarak yoluna devam ediyor.
DM'de pasör Oksana sanırım sakatlığı nedeniyle yedekmiş.Matienko oynamış ama başarılı olamamış galiba.
Pesaro'da Destin Hooker bildiğimiz Hooker gibi oynamış.28 sayı 6'sı bloktan.Yalnız manşeti düşük.
Pesaro bloklarda üstünlük sağlamış.17-9 Hooker 6,Guiggi 5.
% 46 ile hücum etmişler,87/7.% 64(47) manşetleri var.

12'li Play Off maçlarından sonra ''En İyi Oyuncular ''

En Skorer:

1.Manon Flier (Scavolini Pesaro)-150
2.Maggie Glinka (Vakıfbank Güneş Sigorta TT)-143
3.Natalia Bamber (Bielsko Biala)-139
4.Neslihan Darnel (Eczacıbaşı Vitra)-123
5.Sanja Starovic (Rabita Baku)-121
6.Natalia Goncharova (Dinamo Moscow)-117
Aleksandra Jagielo (Fakro Muszyna)-117
8.Anna Makarova (Zarechie Odintsovo)-112
9.Natalia Mammadova (Rabita Baku)-110
10.Nadia Centoni (Cannes)-107

En İyi Blokçular:

1.Maja Poljak (Vakıfbank Güneş Sigorta TT)-32
2.Aleksandra Petrovic (Volero Zurich)-25
3.Natasa Krsmanovic (Rabita Baku)-23
Elisa Manzano (Scavolini Pesaro)-23
5.Sara Anzanello (Villa Cortese)-22
6.Christiane Fürst (Fenerbahçe Acıbadem)-21
7.Martina Guiggi (Scavolini Pesaro)-21
8.Berenika Tomsia (Bielsko Biala)-21
9.Bahar Toksoy (Vakıfbank Güneş Sigorta TT)-20
Walewska Moreira De Oliveira (Zarechie Odintsovo)-20
Anna Makarova (Zarechie Odintsovo)-20
Obiamaka Onyejekwe (Volero Zurich)-20
10.Heather Bown (Eczacıbaşı Vitra)-19

En İyi Servisçiler:

1.Antonella Del Core (Eczacıbaşı Vitra)-17
2.Aleksandra Petrovic (Volero Zurich)-16
3.Natasa Krsmanovic (Rabita Baku)-14
Milena Sadurek (Fakro Muszyna)-14
5.Lindsey Berg (Villa Cortese)-13
Jelena Alajbeg (Volero Zurich)-13
7.Heather Bown (Eczacıbaşı Vitra)-12
Katarzyna Skorupa (Bielsko Biala)-12
9.Bahar Toksoy (Vakıfbank Güneş Sigorta TT)-11
Manon Flier (Scavolini Pesaro)-11
Neslihan Darnel (Eczacıbaşı Vitra)-11
10.Kasza Bednarek (Fakro Muszyna)-10
Natalia Mammadova (Rabita Baku)-10
Mirka Francia (Eczacıbaşı Vitra)-10
Kimberly Glass (Rabita Baku)-10
Gözde Kırdar (Vakıfbank Güneş Sigorta TT)-10

En İyi Liberolar:

1.Svetlana Kuryuchkova (Dinamo Moscow)-48,8
2.Agata Sawicka (Bielsko Biala)-47,0
3.Marketa Chlumska (VK Prostejov)-45,7
4.Paola Cardullo (Villa Cortese)-44,8
5.Gülden Kayalar (Eczacıbaşı Vitra)-44,7
6.Moky De Gennaro (Scavolini Pesaro)-43,8
7.Mariola Zenik (Fakro Muszyna)-42,4
8.Nihan Yeldan (Fenerbahçe Acıbadem)-40,6
9.Alexandra Fomina (RC Cannes)-40,5
10.Silvija Popovic (Rabita Baku)-40,1

(vm forum alıntı)

6'LI PLAY OFF EŞLEŞMELERİ 

Eczacıbaşı  (TUR)  - Vakıfbank gstt (TUR)
Fakro Muszyna (POL) - Rabıta Bakü (AZE)
Scavolini Pesaro (İTA) - Volero Zürich (İSV)

Ecz.favori gibi ama ben Vgstt'yi istiyorum.
Rabıta favori gibi Fakro Villa Cortese'ye yaptığı azizliği yaparsa sürpriz değil.
Banko Scavolini Pesaro.Volero keşke bir sürpriz daha yapsa.
Neticede 2 Türk takımı F4'e kalacak.1'i de Final oynayacak.Umarım bu biz oluruz.

* 6'lı Play Off maçları 22,23,24 Şubat / 1,2,3 Mart'ta oynanacak.
* Final Four ise 19-20 Mart'ta İstanbul'da bizim ev sahipliğimizde oynanacak.

****************************************************

CEV Cup Bayanlar Çeyrek Final
Besiktas ISTANBUL (Tur) - Chateau d'Ax URBINO (Ita) : 0-3  (İlk maç sonucu: 1-3)
Güzel sonuç.
Beter Ol Beziktaş.

Galatasaray M.Park ISTANBUL (Tur) - Post SCHWECHAT (Aut) 3-2 (25-18, 12-25, 22-25, 25-22, 15-11) Altın Set: 14-16 (İlk maç sonucu: 2-3)

 Süper olmuş bu :)))))))))))))
Djerisilo bayan hakeme küfür ettiği için,sarı kart görerek son anda iplerini çekmiş.
Tam Eczacı ve gs'ye yakışan bir oyuncu.

Sırp voleybolcu, altın sette skor 14-15 iken Rus hakem Zakharova’ya küfür etti. Kadınlık gururu ağır basan Zakharova, sarı kartı gösterince Avusturya takımı 1 sayı aldı ve maçı kazandı.

SÖZLEŞMESİ TEHLİKEDE

G.Saray Kulübü’nün voleyboldan sorumlu yöneticisi Yalçın Orhon,Avrupa'dan elenmenin şokunu yaşadıklarını belirtirken, Ivana Djerisilo’nun sözleşmesini tek taraflı feshedilmesini isteyeceğini söyledi. Orhon, “Böyle şey olmaz. Maçı 14-9 geriden gelip eşitle. Sonra rakip tartışmalı bir pozisyonla 15-14 öne geçsin, bir oyuncun da hakeme aşırı itiraz etsin ve onun gördüğü sarı kartla maçı kaybedeceksin... Bu olayı mutlaka değerlendireceğiz. Benim görüşüm turu kaybetmemize neden olan İvana Djerisilo’nun sözleşmesinin feshedilmesi şeklindedir. Sözleşmesini gözden geçirip kararımızı vereceğiz”

 'KENDİNİ KOVDURMAK İSTEDİ'

  gs mp’ın bazı voleybolcuları, Ivana Djerisilo’nun ‘sanki kendisini kovdurmak’ istermiş gibi, hakem Zakharova’ya aşırı tepki gösterdiğini söylediler. İsimlerinin açıklanmasını istemeyen sarı kırmızılılar, “Djerisilo’nun öfkesi maçtan sonra da bitmedi. Hakemin üzerine yürümek istedi. Biz engel olduk. O yine de küfürler savurarak soyunma odasına gitti. Djerisilo sanıyoruz kahraman olmaya çalıştı. O çok çılgın bir kız. Günahını almak istemiyoruz ama yaptığı hareketle kendini kovdurmak istemiş olabilir. O arkadaşımız yüzünden tüm takımın emekleri boşa gitmiş oldu” dediler.

Gökçen hastanelik olmuş üzüntüden.
Beter Ol Şaibesarayyyyyyyy.

CEV Cup Erkekler Challenge Round 

Ziraat Bankasi ANKARA (Tur) - CSKA SOFIA (Bul) 3-0 (Altın Set : 17-19)
(İlk maç sonucu: 2-3)
Güzel sonuç.

Challenge Cup Erkekler Çeyrek Final

(9 Şubat) Arkas IZMIR (Tur) - Fakel NOVY URENGOY (Rus) 3-2 (23-25, 23-25, 25-22, 27-25, 15-6) Altın Set: 15-13 (İlk maç sonucu: 1-3)
 Bu kötü olmuş işte.Alırlar gene bu dandik kupayı sonra öterler Avrupa Şampiyonuyuz diye.
Yarı Finalde  Avusturya temsilcisi  Posojilnica Aich/Dob ile karşılaşacaklar.
Allahtan bu sene Lube Banca Macerata var.Finalde onlar çıkar inşaallah.

CEV Erkekler Şampiyonlar Liginde 6'lı Play Off'a Yükselen Takımlar Belli Oldu.


Bre Banca Lannutti ilk maçta evinde 3-0 kazandığı maçın rövanşında bizim gruptan çıkan Lokomotiv Belgorod'u deplasmanda da 3-1 yenerek son 6'ya kaldı.
Lokomotiv Belgorod (Rus) - Bre Banca Lannutti Cuneo (Ita) 1-3 (25-21, 13-25, 21-25, 18-25)
Khtey 15, Muserskiy 13, Kosarev 9, Ilinykh 6 / Nikolov 22, Wijsmans 14, Parodi 13, Mastrangelo 7
Gene bizim gruptan hem de lider olarak çıkan Tours (FRA) takımı da ''Altın Set''te Dinamo Moskova'ya elendi.İlk maçı Fransa'da Tours 3-2 kazanmıştı.
Dinamo Moskova (Rus) - Tours (Fra) 3-1 (25-21, 25-23, 18-25, 25-22) Altın Set: 15-11Peter Veres 22,Dante 17,Yakovlev 16,Kazakov 12 / E.Ngapeth 25,D.Konecny 21.
* Seneye şu 4 numara smaçör Earwin Ngapeth mutlaka alınmalı.

Skra Belchatow'da ''Altın Set'' ile turlayanlardan oldu.İlk maçı Belçika'da  3-1 kaybettiler.2.maçı 3-0 kazanıp,altın seti de kazanarak tur atladılar.
Skra Belchatow (Pol) - Knack Randstad Roeselare (Bel) 3-0 (25-21, 25-17, 25-15) Altın Set: 15-12
(İlk maç sonucu: 1-3)
Wlazly 22, Kurek 16, Winiarski 11Deroo 13, Tuerlinckx 11

Güçlü Rus takımı Zenit Kazan Sloven ACH Volley Bled takımını her 2 maçta da 3-0 yenerek turladı.
Zenit Kazan (Rus) - Ach Volley Bled (Slo) 3-0 (25-17, 25-22, 25-18) (İlk maç sonucu: 3-0)
Mikhaylov 22, Abrosimov 14, Tetyukhin 7, Priddy 6 / Jakopin 11, Sket 7, Kamnik 6, Flajs 6
Polonya takımı Jastrzebski Weigel takımı da ''Altın Set'' ile turlayan bir başka takım oldu.
İlk maçı Almanya da Generali Unterhaching 3-1 kazanmıştı.2.maçı Weigel 3-1 kazandı.
Jastrzebski Weigel - Generali Unterhaching : 3-1 (25-21,25-22,22-25,25-29) Altın Set : 15-9
İgor Yudin 21,Lukas Divis 19,B.Hardy 17 / Paul Carroll 18,Max Günthör 13

Belçika takımı Noliko Maaisek ,Karadağ takımı Budvanska Budva'yı her iki maçta da 3-1 yenerek eledi.
Noliko Maaseik (Bel) - Budvanska Rivijera Budva (Mne) 3-1 (25-18, 23-25, 25-17, 28-26)
(İlk maç sonucu: 3-1)
Van Decraen 14, Jelte Maan 14, Klapwijk 12, Wounembaina 6, Radovic 6Poey 18, Cupkovic 14, Shafranovich 10, Jurisic 9

 * Bizim gruptan çıkan 2 takım Tours ve Belgorod takımları elendi.3.olarak CEV Cup'a devam eden Sisley Treviso ise Fransız Arago de Sete takımını her iki maçta da 3-2 yenerek eledi.
Zor grup,elenmemiz normal dendi ama şu 3 takımda bizden iyi değildi.Kafamızı taşlara vuralım :((


6'LI PLAY OFF EŞLEŞMELERİ 

Bre Banca Lannutti Cuneo (İTA)  - Dinamo Moskova (RUS)
PGE Skra Belchatow (POL) - Zenit Kazan (RUS)
Jastrzebski Weigel (POL) - Noiko Maaseik (BEL)

* Maçlar 1-2-3 / 8-9-10 Mart'ta oynanacak.Altın Set uygulaması gene var.
* Final Four 26-27 Mart'ta İtalya - Bolzano'da yapılacak.

8 Şubat 2011 Salı

Fenerbahçe Acıbadem - Galatasaray Medical Park 3-0 (Salondan İzlenimler)
















Ligin ilk devresindeki maç voleybolda oynanan son iki taraf tribünlü maç olmuştu, rakip taraftar olunca oldukça eğlenceli geçen maça kıyasla bu maç, hem sahadaki oyun olarak hem ortam keyfi olarak çok vasat geliverdi.

Havanın günlük güneşlik olduğu bir pazar günü maça bir saat erkenden gideyim dedim. Salona yakın yerde her voleybol-basketbol maçında tribünde gördüğüm emekli ihtiyarlardan biriyle karşılaşınca, salon kapısına gidene kadar siz nereden geliyorsunuz her maçta yerinizi alıyorsunuz diye muhabbet ediverdik, Beşiktaş'tan geldiğini bu maça kızını da getirdiğini, Caferağa'da kombinesi olduğunu ama bu salonda kombine satmadıkları için kızdığını söyledi.

Salonun orada yokuştan inerken, GFB'li çocuklar Manisa deplasmanından dönen amigo Yücel etrafında toplanmışlardı, dışarıda toplanıp bekledikleri halde içeriye erken girmediklerinden belli ki bu maç file arkası üste gideceklerdi, benim ise oraya gitme niyetim yoktu, maraton tribünü ortalarında tanıdık yüzlerin arasına gidiverdim.

Telefon edip bize de yanınızda yer tutun diyen tanıdıklar olunca montları koltuklara yayarak beklemeye başladık. Oyuncular dağınık halde ısınmalara çıkınca alkışlar başladı.

Maçın pazar günü güzel bir havaya denk gelen bayanlar derbisi olması ve rakip taraftar alınmayacağından dolayı manisa deplasmanından yorgun dönen çoğu taraftarın dinlenmeye çekilmesiyle, salondaki kalabalıkta aile seyirci yüzdesinde ağırlık oluverdi, etraf hızla dolmaktaydı, uzaktan ortadaki boşluğu gören geliyor ama oradaki montlarla yer tutulduğunu görünce başka yere yöneliyorlardı.

Sessiz sakin bir ortam hakimken, sahadaki oyuncular ısınmalara başlamak için önce eller ortada Fener çekince bu gürültüye dikkat çeken seyirciler alkış tutuverdi. Chris ile Fofao'nun gene sivil halde istatistik ekibi yanına yöneldiğini gördük. Bu arada ilginç bir şekilde evsahibi takım olarak genelde maça başlamaya alışkın olduğumuz benchte değil, diğerine yerleşmiştik.

Isınmalarda özellikle Seda'yı takip ettim, diğer oyuncuların yaptığı herhangi bir hareketten farklı eksik birşey yapmıyordu, bütün hareketlerden sonra manşet-smaç çalışmalarında da yer aldı, karşı sahaya vurulan smaçlarda sırası gelince sıçrayarak vuruverdi, tahminim iki hafta içinde biraz daha form tutunca yavaştan sahaya sürülerek test edilmeye başlanır.

Maç vaktine doğru tanıdık tanımadık kadın-erkek bir sürü kişinin paldır küldür boş yerlere yerleşmek istemesi üzerine, etraftakilere rica ederek montlarını kaldırmalarını, arada boş bıraktıkları yerlere kaymalarını isteyerek yer açmaya baktık. Böyle durumlarda en ön sıralara güvenlikçileri koyup boş bırakmalarına daha da sinir oluyorum.

Maç başlamadan yarım saat önce parçalar halinde file arkası üste çıkan gençlerin bir kısmı Sarı Melekler ooo o diye tezahürat edip bütün salon diye herkesin katılmasını isteyerek Armanın Gururu Sarı Melekler diye bağırıyordu.

Teleskobik tribünde oturduğum koltukların katlanır arka kısımları düz durmadığından, herhalde bağlantı kısımlarıda bozulduğundan bir kısım koltuklar ağırlığıyla öne doğru eğiliyordu, bunlarda oturmak için iki büklüm durmak gerekiyordu. Zaten sonradan geç gelenler buralara yerleşirken atkım portatif tribünlerin altına düşüverdi, almak için maç sonunu beklemem gerekti.

Karşı tarafta protokolün giriş kapısına yakın tarafı yukarılara kadar dolarken, diğer taraf ise yarısına kadar doluydu, bir file arkasında pankartlarla yerleşen evsahibi taraftar grupları varken diğer file arkası üstte, neden öyle güvenlikçilerce yer tutulduğunu anlamadığım yedi-sekiz kişi vardı. Çoğunluğu genç kızlar olan topluluğun başındaki bir büyükleri sarı kırmızı formasıyla dikkat çekince, karşı taraftan gelen ooo o gerizekalı tezahüratlarına karşın elinde formasını kaldırıp laf atanlara göstermekten çekinmedi.

Başka salonda bizim taraftar bunu yapsa tahrik ediyorlar diye saldırırlardı, küfürler olurdu ya da o kişiler polis tarafından dışarı çıkartılırdı ama burada herkes onu bırakıp başlayacak olan maça yöneliverdi.

Amigo Yücel'in sete çıkmasıyla eller eller havaya, bütün salon ayağa sesleri yükseldi, maraton tribünündekiler ayaklanıp ne yapılacak diye beklerken, futbol maçındaymış gibi geri sayımla omuzomuza başlatılması üzerine gerisin geriye oturuverdiler, oraya çıkan amigonun salondaki bugünkü taraftar profilini gözlemleyip ne havada olunduğunu anlaması lazım ki, bugün bakılınca öyle yapılan her aksiyona belli ki katılım olmayacaktı.

Bizim için saldır Kanarya lalayla...diye giden gazlamalarla ortam takımın maça hızlı girmesine yönelirken, rakip servislerinde hemen ıslıklar yoğunlaşıyordu, arkamdakilerin ıslığından kulaklarımı kapatmak zorunda kaldım.

Tezahürat edenler kalabalık değildi, söylenenlere uzaktan senkronize uyum sağlamak bir süre sonra güç olmaya başladı. Sahadaki oyunda hiç etkileyici gitmiyordu, iyi servis attıkları zaman manşette aksamaya devam ediyorduk, ikinci teknik molaya skorda başabaş girildi.

Coştursana bizi bu tribünlerde,şampiyonluk için saldır Fenerbahçe tezahüratı haricinde ne söylendiğini anladığım birşey olmadı, etraftakilerle ona katılmaya çabaladık. Yedekte olan Nihan servis atmak için sahaya girince hayranlarından alkışlar yükseldi.

Açtığımız farkın birer birer sayılarla kapanması üzerine hocaa mola alsana sesleri yükselmeye başlamıştı ki, bir sonraki sayıda molayı aldı. Haydi kızlar, haydi Fenerbahçe diyerek dönüşlerini bekledik.

Set sayısına gelinmesiyle yükselen set set alkış tempoları rakibin üstüste gelen iki sayısıyla balon gibi sönüverdi, karşıdan gelen topu alacak basit bir manşet karşılama yapamadık, neyseki sonunda uğultular eşliğinde servisi dışarıya attılar, tekrar salonda set set alkışları yükseldi. Son manşeti karşı sahaya kaçıran Liuba servisi yolladı, bloktan alınan sayıyla, her zaman heryerde en büyük Fener diye bağırma fırsatına nihayet kavuştuk.

Set arasındayken, oradaki tanıdıklar aramızda kalan iki kişilik yere beş kişiyi daha çağırmaları üzerine, bu genç kızlara yer verince ayakta kalan ben oldum, en ön sırada oturan tanımadığım kişilere montlarını kaldırmalarını rica edip oraya geçiverdim. Böyle tanımadığım kişilerin arasında en ön sırada oturuverince bir süre sessiz şekilde ikinci seti takip ettim.

Setin çift haneli sayılarına varınca, baktım yanımdaki babasıyla maça gelmiş Naz'ın yaşlarındaki genç kız kıskandığından mıdır nedir her kötü pasında yaa uzatsana şu topu antene diye ona sallayıp duruyor, ben de paslarını beğenmesemde destek olma refleksimi tetikleyiverdi, daha fazla sessiz duramadım.

Durum öyle bir hal aldı ki, sanki galatasaray taraftarıymış gibi hissettim, onlar sayı aldıkça alkış tutuyordum, haydi Naz haydi toparla kendini ve sürekli manşet hataları yaptıkça davay Liuba! vb. kendi hatalarımız nedeniyle bu kadar sık bağırdığım maç fazla olmuyordu, bu şekilde bugün kötü oynadığımız kafama yerleşti.

Geçen hafta Seda ile konuştuğumda, uzayan rallilerde eğer sayıyı karşı taraf alırsa salondan gelen ahh vahh gibi sesler üzerine gelen tepkilerin duyulduğunu oyuncunun moralini bozduğunu söylemişti. Bizde biliyoruz ki elbette insanlık haliyle ağızdan bir üzüntü ünlemi çıkar, robot gibi sürekli herşeye alkış tutmak kolay değildir ama kendi oyuncularına da kızıp tepkiyi fazla uzatmamak gerekir, tekrar morallendirmek için alkışlamalıyız.

İkinci sette farklı öne geçen galatasaraylılara yönelik baskı artarken, haydi Fener haydi..tam zamanı şimdi.. tezahüratı ile bizim oyuncuların toparlanması isteniyordu. Neyseki teknik mola ardından biraz daha dikkatli blok yerleşimi yaparak üstüste sayılar gelmeye başladı, paslarındaki dengesizliğinden ziyade üstüste iki blokla oyuna katkı sunabilen Naz sayesinde ortam tekrar canlanıverdi.

Maraton tribünde bizim için Saldır Fenerbahçe diye bağırılıyordu ama file arkasındakiler başka birşey bağırıyordu, pek uyumlu bir tribün olmuyordu. Oyunda da Kasia yedeğe alınmasına biraz bozularak kenara geçiverdi.

Nati muazzam bir savunma ile üstüste toplar çıkardıkça alkışlar yükseliyordu, bunların sayı ile dönüşleri morallerin toparlanmasına ve ikinci teknik molaya önde girmemize yol açtı.

Buna rağmen gene manşet hatalarımız devam ederek, Songül'ün önüne düşen iki servisten sayı gelince, Nihan da oyuna dahil edildi, Liuba'da çizgiye doğru giden bir servisi bıraktı sayı oldu.

Liuba gibi, o kalitedeki bir oyuncunun nasıl maçtan böyle konsantrasyon kopuklukları yaşadığına anlam veremedim, tecrübesiyle güvenmemiz gereken ana unsurlardan biri olması lazım ama son zamanlarda önemli maçlarda gittikçe istikrarsız performanslar sergilemesi bana endişe verdi, onun hatalarını gördükçe, rakibinde ona yüklenmesiyle izlediğim maçtan hiç keyif alamadım.

Oyunda djerisilo ile yaptıkları smaç servisleri karşılayamazsak sıkıntı yaşıyorduk, bu serileriyle tekrar öne geçen rakibe karşı tekrar bir toparlanma evresi geçirmek gerekti.

İkinci setin sonunda oyunu öyle veya böyle lehimize çevirmeyi becerdik, gene set set alkış tempoları ve her zaman her yerde en büyük Fener diye bağırarak tamamladık.

File arkası tribün önünde oturan Fofao yanındaki malzemeci Ali'nin kafasına şaka ile üstüste vuruyordu, takımın malzemecisi dahi böyle yabancı oyuncularla şakalaşabilecek kadar iyi iletişim kurabiliyor.

Daha rahat etmek için diğerlerinin yanına geçecektim ki, gene boş olan koltuğa başka bir tanımadığım kız-erkek çifti çağırmışlardı, erkek olan arkamda oturduğu andan itibaren Kasia hastayım sana, Kasia aşığım sana demekten başka birşey yapmadı.

Herhalde file arkasındaki GFB'lilerde tezahürat bütünsüzlüğünden rahatsız olsa gerekki içlerinden biri gelmiş maraton tribünü ortasındakilerle konuşuyordu.

Üçüncü set başlarken uzak tarafta servis kullanan rakip oyuncuya ilk ıslığı başlatan amigo Yücel'in işaretiyle file arkasındakiler oldu. Maraton ortasındakiler ise daha ilk sayıyla haydi Fener haydi,tam zamanı şimdi diye tezahürat girmeleri üzerine arkama dönüp yahu daha ilk sayı oldu bu tezahürat ne alaka dedim.


Maçın bu setine de kötü oyunumuz damgasını vurdu, son zamanlarda hem ortamdan hemde oyundan bu kadar sıkıntı duyduğum hiç olmamıştı. File arkası zaman zaman uzun bestelere giriyordu, maratondakiler ise kısa bağırış yapıyorlardı ama orada da arkalarda tartışanların sesini duyuyordum, sayı alınınca ayağa kalkıp bağırıyorlar diye rahatsız olanlarla tartışıyorlardı.

Maç içinde bir kez daha özlem özçelik'in hakeme itirazları olduğu bir pozisyon yaşanmıştı, bu sette de böyle uzun bir itiraz olunca, hakeme de yakın olduğumuzdan biraz uğultuyla yüklenmeye başladık. Hocaaam ne anlatıyor bu yahu, senin otoriteni sarsıyor diye inceden işledik.

Bir de porto rikolu karina bize yakında durduğunda ona ispanyolca sataşmaya başladım. İkinci setin benzeri bir oyun süreci izliyorduk, farklı öne geçen rakibi yakalama uğraşı gene başladı. Eğer bu kadar farkla geriye düştüğümüzde karşımızda güçlü bir takım olsa, ya da final fourda bu halde olsak salondaki seyirci profiliyle maçı çevirmek kolay olmazdı.

Naz'ın arkaya boşa düşen pası olunca, dudaklarını ısırarak eyvah ne yaptım bakışını gördüm, bir de ortadan pas anlaşmazlığı yaşanınca mola da coach Ze Roberto'nun takımı bir kenara bırakıp, gruptan ayrı olarak birkaç adım ötede Naz ile özel olarak mola boyunca konuştuğunu gördüm ama Brezilya milli takımındaki Fabiola'ya yaptığı kadar sert davranmıyordu.

Rakibin fileye,dışarı giden servisleri yanısıra bizim birkaç hücumu bitirerek tekrar ayaklanmamızla fark kapanmaya başladı. Sataşmalara özlem teyze ile devam ederken, zaman zaman çizgi-file teması vb. tartışmalarda uğultular yükseldi. Top onların sahaya düşüp hücum kurma aşamalarında uğultular ıslıklar yükseliyordu ama belli başlı kişiler haricinde etraftakiler katılmazsa gerektiği şekilde yeterli baskı olmuyor, maça gelen herkesin bir çaba sergilemesi lazım.

İkinci teknik molaya doğru öne geçerek önceki setle benzer durumları izledik. Bu arada geriden gelip öne geçmemizle beraber bir yerlerden çıkan her zaman her yerde en büyük Fener seslerine tebessüm ettim.

Maçın sonlarına rahat bir farkla girip alkış tempoları eşliğinde galibiyet sayısını bekledik. Son sayı öncesi bütün salon ayaklanıverdi, Sarı Melekler ooo o tezahüratları eşliğinde maç bitiverdi.

Rakiple tebrikleşme faslı ardından oyuncular file arkasındaki taraftarların çağrısıyla oraya yönelerek tribünü alkışladılar, oradan şaaampiyon ekoları yükseldi.

Bu arada arkadaki koltuklarda duranlar maçtan önce getirdikleri pankartı göstermek için öne geçmeye hareketlendiler, zaten maçtan önce de nerede açalım diye konuşuyorlardı, Nihan'ın doğumgünü olduğundan bir pankart hazırladıklarını söylemişlerdi ama ne yazdığını bilmiyordum, baktım gene herkes öne zıplıyor arkaya geçiverdim.

Bu esnada takımı bizde çağıralım dediler, Fenerbahçe buraya seslenmelerine başta Nati olmak üzere hemen yönelip alkışlarla cevap verdiler, Liuba uzaktan alkış tutuyordu bu tip durumlarda Gamova kadar pek gönüllü gözükmüyor, Gamova tribüne ilk yönelenlerden olurdu.

Biraz ısrarcı olununca oyuncular bizim tarafa da yaklaşıverdiler, karşılıklı Sarı-Lacivert yapıldı, bu arada Eda ve Nihan takımdan ayrı FB tv muhabiri Kamer'e röportaj veriyorlardı.

Nihan'ın röportajı sonuna doğru Nihan Güneyligil tezahüratları yükselmeye başlayınca Nihan arkasını dönüp selam verecekken kendisini iyi ki doğdun Nihan diye yanlarına çağıranlara uyarak tribüne yaklaştı. Bir yandan mutlu yıllar sana diye şarkı söylenip pankartın açılması ile bu jest karşısından duygulanıp gözleri doldu, hepinize çok teşekkür ediyorum diyerek gözlerindeki yaşları siliverdi, öndekilerin tebriklerini kabul edip onlara teşekkür ederek gidiverdi.

Salon yavaştan boşalmaktaydı, oyuncuların çıkış koridorunun oraya biriken bir sürü minik taraftar oyunculardan imza almak resim çektirmek için oraya yığılmıştı. Minikler Naz'a ilgi gösterip ondan imza istiyorlardı, biz ise çıkışa yönelen takımın herşeyi olan Nati'ye tezahürat ettik, bize gülümseyerek selam verdi.

Kasia da bize selam verip giderken, Eda omuzunu ve dizlerini buzla sarmış vaziyette içeri gidiyordu, minikler ona da ilgi gösteriyordu, ben ise onların arasından geçip saha içine iniverdim, aşağıya düşen atkımı almak için oyuncuların çıkış koridoru dibinden teleskobik tribünün altına daldım. Tribünün altı eğilerek ilerlemeye müsaitti, boş şişeler kağıtlar gibi çöplerle dolmuştu, ortalarda bir yerde duran atkıyı alıp geri döndüm, dışarı çıktık.

Dışarıda Nihan'ın eşi Ataman ile ayaküstü konuştuğumuzda Diyarbakır'da durumların pek içaçıcı olmadığını, Dicle'nin sekiz haftadır kazanamadığını, hazırlık maçı yapmaya takım bile olmadığını, en yakın takımın kilometrelerce ötede Konya Ereğli olduğunu anlattı, İstanbul'a maç için gelme fırsatı oldukça arada gelebileceğini ama bu haftadan itibaren 20-25 gün buraya uzak kalacağından bahsetti.

Ergül ve Yağmur ile tebrikleşmemiz ardından, rakipten gökçen bizim İpek ile beraber çıktı, Karii diye seslenerek çağırdıkları Karina ile buluştular. Eda'nın nişanlısı da gelmişti, Eda elinde büyük ihtimal başkalarının nişandan dolayı hediye ettiği çikolata kutusu ile dışarı çıkıverdi. Eda orada çevresini saran gençlerle resim çektirdikten sonra yüzündeki gülümseme ifadesi değişmeden bize doğru yaklaşırken, nişanlısı çikolatayı arkadaşlara dağıtalım dedi, herkes onları tebrik ediverdi.

Pankartı burada da açıp Nihan'a vermek istiyorlardı, Ataman ise burada da yapmayın Songül görmesin ayıp olur diyordu, ben neden olduğunu sordum. Pankartı tribünde açtıklarında arkada durduğumdan yazanı görmemiştim, "Türkiye'nin tek liberosu..." diye yazmışlar ki, bana kalsa böyle bir ifade yazılsın demezdim, gerçekten belki iyiniyetle planladıkları halde detaylı düşünmede hata olmuş, hadi diğer takımları kaale almıyoruz diyelim de, kendi takımımızda ki diğer libero Songül'e karşı bir ayıp gibi algılanabilirdi.

Songül çıktığında ona da tebriklerimizi sunduk, hocanın son zamanlarda formayı düzenli olarak ona vermesinden dolayı bu şansı değerlendirip biraz daha dikkatli oynaması lazım. Maçın başhakemi Nurperi hanım çıktı ki, saçlarını biraz daha kısa kestirse 20 yaşlarında erkek gibi bir tipi olurdu. Naz'da çıkıp birkaç hayranıyla resim çektirdikten sonra merdivenlerden otoparka iniverdi.

Nihan oradakilerle tekrar bir kutlama sahnesi ardından hepimize teker teker sarılarak teşekkür etti, pankartı al balkonuna asarsın diye takıldım, eşiyle beraber otoparka gidiverdiler.

Haftaya da kağıt üstünde bir derbi olan rahat bir maçımız olacak ama takımın performansı ve çalışmaları final four üzerine odaklı olduğundan arada Avrupa maçı yapmadan boş geçireceğimiz haftaiçi de yüklemeler ve özel taktik çalışmalarıyla geçecektir. Umarım bu performans dalgalanmaları mart ayı ortasından itibaren yükselişe geçer de, bizde daha keyifli maçlar izler, salonda daha keyifli ortamlar yaratırız.

Fotoğraf Kaynak ; Metin Timur, Ahmet Besler, Fenerbahçe.org

6 Şubat 2011 Pazar

ABVL 12.Hafta : Fenerbahçe Acıbadem - G.Saray MP : 3-0

Derbide Sarı Melekler güldü..

FENERBAHÇE ACIBADEM: 3 - GALATASARAY MEDİCAL PARK: 0

Salon: Burhan Felek

Hakemler: Nurperi Özbar xx, Gökan Dağ xx

Fenerbahçe Acıbadem: Osmokrovıc xx, Eda xxx, Naz xxx, Skolova xx, Ergül xx, Skowronska xxx, Songül (L) xx, Nihan xx, Yağmur xx

Galatasaray Medical Park: Seda xx, Erika
xx, Özlem xx, Djerılıso xxx, Ocasio xxx, Gökçen xx, Funda (L) xx, Merve x, Deniz x, Gamze x, Arzu x 

Setler: 26-24, 25-22, 25-21 


Süre:
84 Dk. (30-27-27) 



(NOT:Yıldızlar Tayyar Sümen'in kendi düşüncesine göredir.Bana göre çok hatalar var.)

Aroma Bayanlar Voleybol 1. Ligi’nin derbi maçında Fenerbahçe Acıbadem, Galatasaray Medikal Park’ı 3- 0 mağlup etti. Bu galibiyet ile Fenerbahçe 12 maçta 11. galibiyetini almış oldu. Puanını da 33’çıkartan Sarı Kanaryalar, lider Eczacıbaşı Vitra’nın ardından ikinci sırada yerini korudu.

Galatasaray ise iyi oynamasına rağmen maçı kaybetti. 12 maçta 6 galibiyeti ve 6 da mağlubiyeti bulunan sarı kırmızılılar, 18 puanla 6. sırada yerinde kaldı.

Maçın en skorer oyuncusu 15 sayı ile Fenerbahçe’den Skowronska oldu. Onu 14 sayı ile Galatasaray’dan Ocasıo, 12 sayı ile de yine Galatasaray’dan Djerısılova takip etti.

Hakem hataları ise bu maçta doruk noktaya çıktı. Hiçbir maçta bu kadar başhakem ve çizgi hakem hatası olmamıştı. Başhakemin devamlı Galatasaray Kaptanı Özlem Özçelik’e davranışları şaşırtıcıydı. Geçen hafta Federasyon Başkanı Erol Ünal Karabıyık’ın basın mensupları ile yaptığı toplantıda hakem hataları dile getirilmişti. Başkan Karabıyık hakemleri savunmuştu. Hakemlerin bu maçtaki hatalı yönetimleri ise doruğa çıktı.

Yedi bin beşyüz kişilik salonun dörtte üçünü dolduran Fenerbahçeli seyirci karşısında oynanan karşılaşmada büyük çekişme ve heyecan vardı.
Fenerbahçe seyircisi maç sonuna kadar takımına büyük destek verdi. Maçın başhakemi Nurperi Özbar’ın Galatasaray aleyhine verdiği kararlar büyük tepki gördü. Fenerbahçe Acıbadem’in hakem desteğine hiç de ihtiyacı yoktu. Çok kötü bir yönetim maçın ara, ara tadını da zevkini de kaçırdı.

Maçın her üç seti de karşılıklı alınan sayılarla geçti. Teknik molaları 8-5 ve 16-15 önde geçen Fenerbahçe seti zor da olsa 26-24 aldı.
İkinci sette birinci setin aynen bir kopyasıydı.
İlk teknik molayı Galatasaray 8-3 gibi farklı skorla önde tamamladı. İkinci teknik molaya ise 16-15 Fenerbahçe önde girdi. Seti de 25-22 alıp skoru 2- 0 yaptı.
Birinci sette olduğu gibi bu sette de hakem hataları oldu. Yapılan hatalar sarı lacivertlilerin lehineydi.

İkinci sette olduğu gibi üçüncü setin de teknik molasını 8-3 önde geçen Cim Bom, üçüncü sete çok iyi başladı ama sonunu getiremedi. İkinci teknik molada Fenerbahçe’nin üstünlüğü vardı. (16-15) Galatasaray oyunu bırakmadı. Birer sayılık farklar devam etti. Başhakemin Galatasaray aleyhine 2 kararı, Fenerbahçe’yi bir anda 4 sayı fark atmasına neden oldu. Seti de 25- 21 alan Fenerbahçe sahadan da 3- 0 galip ayrıldı.

Son günlerde Galatasaray’da gündeme gelen teknik heyetle ilgili söylentiler, maçın 2 ve 3. setlerinde ilk teknik molaları 8-3 önde geçmesine rağmen, maçın devamını getirememeleri söylentileri haklı çıkarttı. 

FOTO ve HABER: TAYYAR SÜMEN - ajansspor.com

*************************************************************
TEŞEKKÜRLER NATİ !!!!

* Başta Ze Roberto olmak üzere yetkililer ve hepimiz yatıp kalkıp Nati'ye dua etmeliyiz.
Bugün müthiş bir performans (hücum hariç) sergilemeseydi son derece kötü bir takım olan gs mp'den acı bir yenilgi almış olacaktık.
* Her zaman söyledim burada bu takımın en önemli en stratejik oyuncusu Nati'dir.Onu pamuklara sarıp sarmalamalıyız diye.Evet geçen yıl Gamova verken de o takımın en önemli oyuncusuydu bu sezon da bu takımın en önemli oyuncusudur.
 Bugün hücum hariç - çünkü 21/5.% 24 ile oynamış) manşette -11/-.% 82(64) - , savunmadadaki olağanüstü performansı ve etkili servisleri ile en iyi oyuncumuz oldu.
* Oyun çok kötü,sonuç çok iyi.Evet maçın özeti budur.
  109/32.% 29 ile hücum etmişiz,56/9.% 57(41) ile manşet almışız.Rakamlar gösteriyor zaten.
Hiç bir şekilde rakibe üstünlük kuramadık.Setler başa baş gitti.Ancak her şeye rağmen maçı kazanacağımızdan hiç şüphem yoktu.Zira gerçekten gs mp çok kötü bir takım.
2.ve 3.sette 8-3 ile teknik molaya önde girmelerine ,3.sette 4-11 öne geçmelerine rağmen üstünlüklerini koruyamamaları zaten nasıl bir takım olduklarını gösteriyor.Bugün gs mp yerine Ecz.veya vgstt olsaydı kaybetmiştik.
* gs mp çok kötü bir takım dedik.Gökhan Edman da hem böyle bir takım kurduğu için hem de bu maça böyle bir kadro ile çıktığı için baş suçludur onlar adına.Bizim adımıza da teşekkür etmek lazım.
 Bir kere Erika diye 8.sınıf bir Brezilyalı smaçörü çok mu aramışlar bilemiyorum.Edman halbuki onun yerine yabancı olarak Vesna Citakoviç (Orta)'i oynatsa,Erika'nın yerine de 4 numara Deniz'i falan oynatsa bize daha fazla sorun yaratırlardı.Artı Arzu Göllü gibi bir tecrübeli pasör varken Seda'yı oynatmasını da anlamış değilim.Seda sadece etkili servis attı ,pasları çok kötüydü.
Ahı gitmiş vahı kalmış Özlem Özçelik ve paraşütsüz düşüşteki Djerisilo ayrı bir hikaye.
Medical Park'ın bu takım için harcadığı paralara yazık.Bizde verdik mecburen diş tedavisi için kahretsin ama mecbur kaldık :))
* İşte böyle bir takıma karşı çok kötü oynadık.Sadece etkili servis attığımız bölümlerde sayı aldık.
Manşetimiz kötü,hücumda bitiricilik sorunumuz var,bloklarda bizden iyiydiler.(14-13)
*1.sette 21-16'dan yakalandık 21-20 oldu hala Ze Roberto mola almadı.Neyseki sonunda Ergül blokları ile seti  getirdi.Hangi Ergül ? Aylin Hanım'ın yeni günah keçisi Ergül.
*gs 2.sette mesela o kadar servis kaçırmasa bile alabilirdi seti.5 servis kaçırdılar.
* En kötü oyuncumuz ne yazık ki Liuba'ydı.Ze Roberto onu yorgunda olsa ,formsuz da olsa devamlı oynatarak bugünkü belki de kariyerinin en kötü performansını göstermesini sağladı.
 Ne yazık ki sezon başından beri  kötü.Dünya Şampiyonasının yorgunluğu dedik,biraz dinlenmesi lazım dedik ama bu kadar da olmaz.Gerçi son senelerde düşüşteydi.Dünya Şampiyonasında tüm gücüyle oynadı ve Şampiyon oldular.Bize bitik geldi gibi.
 İnanamıyorum bu kariyerdeki bir oyuncunun lise kız takımındaki genç bir oyuncu gibi acemi hatalar yapmasına.6 direk manşet hatası var ki olacak şey değil.28/6.% 43(32).Manşette madendi adeta.
Peki hücumu ? 33/6.% 18.4 aut,2 blokta kalma.Faica resmen.-10 ile rekor kırmış.
* Ze Roberto sanırım libero tercihinde önceliği Songül'e verdi artık.Üst üste 4 maçtır Songül oynuyor.
Bugün kötü oynayan takıma ayak uydursa da gene de 12/2.%75(50) ile nispeten iyi manşet almış.
* Pasör konusuna girmek istemiyorum.Yazınca düşman oluyoruz ama sanırım herkes görüyordur artık.
En büyük destekçisi Aylin Hanım'ın dilinde tüy bitti kenardan.
 Voleybol sitesinde bir arkadaş şu yorumu yapmış ;
''Pasör Naz ise işi biraz daha ciddiye almalı.Unutmadan söyliyim,birde maç anında şu Aylin ablaya da biraz kulak verin.Anladığım kadarıyla o sizi daha iyi yönlendirecek,rakip takım servis atarken ön demi,geridemi duracağınızı,pas atarken 2 numarayamı,4 numarayamı yoksa ortaya mı atacağınız hakkındaki uyarıları hiçde yabana atılacak cinsten değil...Boş verin Ze Roberto'yu,Aylin ablayı dinleyin''
 :)) Çok güzel.Güldürdü beni sağolsun.
 * Sonuç olarak ;tekrar söylüyorum bu kadro ile ligte Şampiyonluk çok zor.Avrupa da ise Fofao ve Fürst ile şansımız çok çok daha fazladır.
* NOT :
Yeni nişanlanan Eda'yı tebrik ediyorum.Allah tamamına erdirsin.

Fenerbahçe'ye ''Maliye'den Piyango'' 1-3 !!!


M. M. Piyango:1 - Fenerbahçe:3 Aroma Erkekler Voleybol 1. Ligi karşılaşmasında Fenerbahçe, yeni antrenörü Daniel Castellani yönetiminde çıktığı ilk maçında deplasmanda Maliye Milli Piyango'yu 3-1 yendi...

MALİYE MİLLİ PİYANGO: 1 - FENERBAHÇE: 3
Salon: TVF Başkent
Hakemler: Mehmet Demirdelen xx, Yasemin Altıner xx
Maliye Milli Piyango: Murat Aslan x, Gotch xx, Howatson xx, Gjorgien xx, Alper xx, Gökhan xx (Mehmet xxx, Murat Tokgöz ?, Murat Palavar ?)
Fenerbahçe: Ersin xx, Kemal xx, Marshall xxx, Arslan xxx, Emre xx, Geric xxx (Serkan x, Caner ?, Soner x, Burak ?, İzzet ?)

Setler: 32-30, 22-25, 16-25, 24-26

Süre: 104 dakika (34, 21, 23, 26)
 * Tebrikler takım ve teknik heyete.
* Puan hatta set kaybına tahammülümüzün olmadığı ve yeni hocamıza galibiyet ile Hoşgeldin diyebilme açısından önemli bir maçtı.Set verdik ama neyseki puan vermedik.
* Coskoviç kadroda ama oynamadı.Ne sakatlıkmış anlamadım.550 bin euroluk Dünya yıldızı (!)
İvan Miljkoviç ortalarda yok.Sakatmış diye ''klasik kurumsal yapının üfürmesi'' salınmış.
Kılı dönmüştür beyzadenin.Tours maçına maç saatine kadar hiç bir şeyi yokken birden sırtım ağrıyor diye çıkmayan ve en kritik Avrupa maçında arkadaşlarını yalnız bıraktığı andan itibaren zaten benim için bitmişti.O Saatten sonra her maç 30 yapsa,takımı Şampiyon yapsa da değişmez düşüncem.
Yakında çıkar kokusu.İtalya'dan dönmeyecek haberleri,Roma'nın istediği haberleri çıktı.
Transfer dönemi bitti sanırım.Ya dönecek ya da sezon sonuna kadar oturmayı tercih ederek dönmeyecek.Hayır açıklama yapmıyorlar ki kulaktan dolma ''sakatmış'' diye duyuyoruz.
Taurasi olayında da saklamak için önce sakat demediler mi ? En kolay saklama yöntemi ''sakat'' demektir.Ama nasıl olsa bir şey varsa çıkar.Hayır beyimiz memnun değilse 31 Ocak'tan önce gönderip yerine adam alsaydınız.Ne olacak yani herkesin yaptığı şey.Bugünkü rakip Maliye bile pasör çaprazları Dallas Soonias'ı gönderip Makedon Nikola'yı almış,iyi de yapmış.İyi oyuncu Nikola.
* Castellani takımı kısa sürede tanımak için bir çok değişiklik yaptı.Cesurdu da.Genç oyuncular İsmet ve Erden'i de sahaya attı.Hatta son sette Soner'i çıkarıp genç pasör Erden'i arkaya almasını anlayamasam da en azından bir şeyler yaptı.Maça Ersin pasör çaprazı,Emre 4 numara olarak başladı.Daha sonra 2.sette Emre'yi pasör çaprazına,Soner'i 4 numaraya aldı.Dediğim gibi genç oyuncuları soktu,Burak'ı servis için aldı.Demeter'i  2 dakika silip atmayalım ama Onun yapmadığı ve bizim eleştirdiğimiz statükoculuğu,hiç bir değişiklik yapmaması kısacası ''bir şey yapmmasıydı''
 Helal Olsun Castellani'ye ''bir şey yaptı''.Artı saha kenarında maçı yaşaması da önemli bir artıydı.
İlk izlenimlerim gayet olumlu.Ama işi zor.Kendi tercihi olmayan oyuncularla oynuyor çünkü ve sanırım ilk kez sezon ortasında bir takım alıyor.Ya iyi para vererek ikna ettiler ya da ortaya vizyon koydular.Filede Fener'de konuktu.Bu programı hiç seyretmememe  rağmen Castellani konuk olduğu için tekrarının büyük bölümünü izledim.Merak ettiğim anlaşma süresi konusunda hiç bir şey duyamadım.Sunucu 2 bayan bu soruyu sormayı akıllarına getirmediler.Sordular ben kaçırdıysam da bilemiyorum tabii. Yardımcısı Darek olacak denmişti ama Sinan hoca vardı gene.Acaba Darek Miljkoviç'i ikna etmek için İtalya'da mı diye mini bir komplo teorisi kurdum içinden ama bir ara arkada servis atan oyuncularımızın gerisinde gördüm gibi Darek'i.
* Maçla ilgili ise gene klasik sorunlarımız devam ediyor.Manşet almakta sıkıntı çekiyoruz.2.Setten itibaren Soner'in de girmesi ile biraz daha mesafe aldık gerçi ama gene de düşüktü manşetimiz.
 79/1.% 58(42).Soner 14/-.% 57(36),Marshall 31/-.% 81(58),Serkan 25/-.% 52(40).Emre de 1.sette 9 kez manşete girmiş 1 hata yüzdesi yok.
 İstatistikleri veriyoruz bazı zibidiler gene istatistiklerle değişik hava katmaya çalışıyor diyor teknik analize ama manşetimiz iyi değildi derken elimizde veri varken kullanıyoruz işte ne var bunda ?
 İkincisi etkili servis atamadık.Maliye ise bizden daha etkili attı.Emre ile Marshall gene servis kaçırma yarışına girdiler 5'er kez ile.Ya dışarı atıyoruz ya da yumuşak.Kemal,Burak ve 5 tane kaçırsa da Emre biraz daha etkili servis atan oyuncularımız oldu.
* Emre 29,Marshall 18 sayı ile skor yükümüzü çekmiş gözüküyorlar ama çokta hata yaptılar.
Emre 5 servis hatasının yanısıra 1 manşet hatası ve hücumda 5 aut,5 blokta kalma ile toplam 16 direk hatadan sayı verdirmiş.Marshall da 5 servis hatasının yanısıra hücumda 6 kez blokta kalarak 11 direk hatadan sayı verdirmiş.Emre % 58 ile hücum etmiş.Geriç'in 12/7 % 58 ile birlikte en yüksek hücum yüzdesine sahip oyuncumuz.
* Geriç 10 sayı (12/7.1 servis,2 blok) ile en efektif oyuncumuz gözüküyor.Bu iyi.
* 14 blok sayımız var.Arslan 5 sayısının 4'ünü bloktan almış.
* 1.seti 25-20 önden,sonra 24-22 önden ve gene 31-30 önden acemice hatalarla verdik.Bizim seviyemizdeki takımlar için bu hatalar yakışmıyor.
* Maçın unutulmayacak hareketi ise 3.sette kazandığımız 19.sayıydı.Maliyeli oyuncu arkası dönük topu zorlukla çıkardı Marshall arka ortadan 3 metre çizgisinden öyle bir uçarak geldi ve çiviledi ki muhteşemdi.Önündeki ve yanındaki oyuncularımız kafalarını gayri ihtiyari çevirseler jet uçağı geliyor zannederlerdi herhalde :))  Videoda yakalayamadık tam anı ama iniş anı şu işte ;

 * Soner'i de beğendim.Zaten tanıdığım,bildiğim eskiden de formamızı giymiş tecrübeli bir oyuncuydu.Tofaş'tan ayrıldıktan sonra smaçör yedeği eksiğimiz varken - İsmail Cem kadro dışı bırakılmışken - alınmasını istemiştim zaten.Bugün elinden geleni yaptı.Özellikle takımı ateşlemede bir ''Gazman'' :)) daha kazandık.Adnan Paşaoğlu maçı anlatırken güzel betimledi ''Ateşi Yakanlardan'' dedi ve doğruydu.
* Bu arada sezonun ilk maçında Soner ve bugün Maliye'de izlediğimiz Gökhan Tofaş forması ile rakibimiz olmuşlardı.Sanırım Tofaş kümede kalma umutlarını kaybetti.

 NOT :  
Bıktım bu işlerden.Sezon bitsin bırakacağım blog ve Fenerbahçe ile ilgilenme işlerini.
Harbiden çok zaman alıyor ve dangalakça şeylerle de karşılaşınca lanet olsun diyor insan.

4 Şubat 2011 Cuma

2010-2011 CEV Bayanlar Voleybol Şampiyonlar Ligi 12'li Play Off'lar 1.Maçlar Değerlendirmesi.


A.Bielska Biala - Vakıfbank gstt : 1-3 (18-25,25-22,18-25,21-25)
Biraz baktım bu maça.Polonya takımı zayıf kaldı.Üzüldüm sonuca.
Kafadan söyleyeyim Vakıf'ın da İlaçcıların da elenmesini istiyorum.
Beni hiç ilgilendirmiyor.Birini gs birini bjk olarak görüyorum.
Bu 2 takımı destekleyen ve F4'e girmesini isteyen Fenerlilere şunu sorayım ;
İkisinden biri ya yarı finalde ya da finalde rakibimiz olacak.O gün kötü günümüze denk geldi ve yenillip elendiğimizi bir düşünün bakalım ?
''Bir FB'li aynı kulvarda yarıştığı rakibini hiç bir zaman desteklemez''
Bunu bir türlü anlatamıyoruz.Dün akşam Doping Pilsen yenildi diye üzülüp,karalar bağlayan Fenerliler var ya şaka gibi. Hala mı be hala mı ?
 Ben bunlara ''Tatlı Su Fenerliler''i diyorum.

  Maçla ilgili rakamlara bakarsak biraz ; Vgstt % 51 ile hücum etmiş,71/3.% 54(27) ile manşet almışlar.Bloklarda feci ezmişler.17-6.Poljak 5 blok.6 servis hatası,5 servis sayısı var.
Glinka % 50 ile 21 sayı yapmış.Poljak % 63 hücum ,5 blok sayısı ile 17 sayı.Nikoliç 15,Gözde 12 sayı.Nikoliç 25/-.% 44(28),Libero Gizem 23/2.% 57(26) Bu kadar düşük manşete rağmen hücumdaki etkinlikleri ve bloklardaki ezici üstünlükle kazanmışlar.
 Biala da Anna Baranska Werblinska ve Natalia Bamber 17'şer sayı ile oynamışlar.
* Vgstt burada da kazanır ve İlaç fabrikasının karşısına çıkar.Ancak statünün farklılığı ,Altın Set olayı biraz işi değiştiriyor.Biala burada 3-2 kazansa maçı Altın Set'e götürebiliyor.

RC Cannes - Eczacıbaşı : 0-3 ( 20-25,20-25,22-25)
Bu maça da biraz baktım.Cannes takımını görünce canım sıkıldı,kapattım :))
Özellikle  Hanka Pachale diye bir 4 numara bulmuşlar bu sene rezildi.
Ecz.% 43 ile hücum etmiş.57/6.% 74(39) ile manşet almışlar.6 direk hataya rağmen % 74 yüksek.
İlginç yani.Gülden 5 hata ile göçmüş ama 40/5.% 73(45) manşeti.Enteresan yani.
Bloklarda 9-8 üstünler.Duskyevich 3 blok.Serviste 73/4 hata,6 sayı.
Darnel % 46 ile 21 sayı.Del Core 13,Mirka 10 sayı.
Cannes takımı faciaydı.Geçen yılki takımdan eser yok.En iyi isim bizim Anja Spasojeviç 12 sayı.
Ravva ve Centoni 9'ar sayı.
Burada işi bitirir her ne kadar 3-2 Cannes kazanırsa Altın sete gidecekse de ama olmaz.


Fakro Muszyna - Carnaghi Villa Cortese : 3-2 (25-16,26-24,23-25,21-25,16-14)
Fakro 2-0'dan işi zora sokmuş ama kıl payı kazanmasını bilmiş.
Villa Cortese, Pesaro gibi tipik İtalyan takımı inatçılığı göstermiş ama yetmemiş.
Fakro'yu kutlamak lazım bu maç için.İkinci maçta zor geçmeye aday ama Aguero oynarsa eler.
Fakro da Jagielo 26 sayı,Kaczor 15,Debby Stam 13 sayı.
Villa Cortese de Aguero oynamamış.Megan Hodge 22,Sara Anzanello 17,Cruz 13,Jontes 12 sayı.
Bloklarda VC 14-13 önde.% 36 ile hücum etmişler.Manşetleri 100/3.%61(40)

Modranska Prostejov - Rabıta Bakü 3-2 (19-25,25-22,25-19,23-25,21-19)
Nefes kesmiş maç.Prostejov'a Bravo.
Tina Lipicer 21,Pereira Soares 19,Süschke 18 sayı ile oynamış.
Rabıta da pasör çaprazı Sanja Staroviç % 36 ile 29 sayı.Kim Glass 21,Mammadova % 30 ile 11 sayı.
 Rabıta % 36 ile hücum etmiş,104/5.% 60(30) ile manşet almışlar.Glass 41/2. % 44(20) manşeti.
Bloklarda 15-11 Prostejov önde.

Z.Odintsovo - V.Zürich : 3-0 (25-21,25-15,25-18)
ZO'da Anna Makarova 18,Walevska 11 sayı.Zürich'te Petroviç ve Mihajloviç 10'ar sayı.
ZO geçer bu turu.

Scavolini Pesaro - Dinamo Moskova : 3-2 (19-25,25-14,19-25,27-25,15-10)

Pesaro'ya Bravo.Hiç bırakmadılar maçı ve ödülünü aldılar.2-1'den geri geldiler.
4.set nefes kesti.İzledim bu seti.27-25 ile kopardılar.DM'nin bu setten sonra motivasyonu düştü.
 2.maçta nefes kesecektir.Bu maçta kaçmaz.
Pesaro % 48 ile hücum etmiş,Manşeti 97/5.% 62(44) Destin Hooker 31/1.% 41(25) ile kötü.ama hücumda % 54 ile 31 sayı yaptı.Manon Flier % 54 ile 28 sayı.Senna Usiç 19 sayı.
 DM ise % 43 ile hücum etmiş,manşetleri 97/6.%58(42)
Makhno gene 4 hata % 43(28)  ile en zayıf halka.
Hücumda Goncharova % 41 ile 26 sayı,Costagrande % 51 ile 24 sayı.Gioli ve Perepelkina 11'er sayı.
Bloklarda DM 15-14 önde.Gioli ve Pesaro da Manzano 5'er blok.
  Bu serinin 2.maçı da nefes kesecek.Altın set izleyebiliriz.Kıl payı DM geçer diyorum.

Fenervoleybol'a Yapılan Aşağılık Saldırı Üzerine Zorunlu Açıklama.

Bu blogta başladığımız 24.10.2009'dan bu yana hiç bu tip bir başlık yapmadım.
 Yapılan tek tük tek bir oyuncunun hayranlarından gelen eleştiri yorumlarına da yorumlarını yayınlayıp cevap vermeye çalıştım.Ancak kerameti kendinden menkul zurnanın son deliği bir eleman kendini aşmış ve sırf bana ve bu bloga saldırmak için blog açmış ,çirkin ,aşağılık ithamlarda bulunmuş. Sonra da gidip en büyük taraftar forumunda blog adresi vererek ,cevap vermek isterse falan filan diye yazmış.
  Amacı benim ve blogum üzerinden açtığı blogun reklamını yapmak.Kendisine prim vererek istediğini yapmak istemedim ve ne karın ağrısı varsa döksün ve cevaplayayım dedim ama orada olduğu halde tık yok.Blogun ve kendisinin reklamını yapmadan ilk ve son kez bazı şeyler yazacağım.
 Orada milleti meşgul etmek yerine ve bu bloga saldırdığı için buradan cevap veriyorum.
 Nefret ediyorum bu polemiklerden ama zorunlu hale getirdi.

   Şimdi bu eleman bizim yazarlarımızdan Sisley Volley TV'nin 20 Kasım 2010 Cumartesi tarihli şu yazısına ;  DİNAMO MOSKOVA + CARNAGHİ VİLLA CORTESE = POTANSİYEL TEHLİKE
http://fenervoleybol.blogspot.com/2010/11/dinamo-moskova-carnaghi-villa-cortese.html
çok bozulmuş  ve altına yorum göndermiş ve yayınlamıştık.O yorumlarda da haksız ithamlarda bulunmuştu.Akabinde gidip o blogu açmış ve 4 Aralık'ta bir yazı yazmış.Ancak içine oturmuş ki
6 Aralık'ta  Kim Bu Voleybol Duayenleri(!) adı altında çirkin bir ithamda bulunmuştur.
 Halbuki bu eleman aynı şeyleri forumda dile getirmiş ve ben de blog sahibiyim beni mi kastettin diyerek kendisine sormuş ve hayır kesinlikle sizi değil demiş sonrada bana şu özel mesajları
göndermişti ;
(Elemanın daha fazla reklamını yapmamak için ismini vermiyorum herkes biliyor zaten)
  -------------------
................ - gurol1967
25.09.2010 22:21
Merhaba Gürol Bey‚ nasılsınız?


Hatırlarsınız geçenlerde internette voleybol üzerine yazanlarla ilgili bir mesaj yazmıştım. Bu şekilde birkaç kişi mevcut ama bu aralar dikkatimi özellikle çeken biri var. Kamil Çalpala diye biri. Bir blog´u ve bir formspring hesabı var:
Adresleri :
**********
***********
Ayrıca TVF dergisine de yazıyormuş.


Bu adam yazdıklarıyla dikkat çekmeye çalışan biri olarak görüyorum. Bazı kişilere yağ çekiyor‚
bazılarını acımasızca eleştiriyor. Birçok sırlar biliyormuş da söyleyemiyormuş gibi haller takınıyor.
Yazdığı şeylerin bazılarını bize zarar verici buluyorum.


Bu adam kimdir necidir‚ voleybol çevrelerinde bilinen‚ itibar gören biri midir?
Bu blogu ve formspring sayfası çok okunuyor mu biliyor musunuz? Fikrinizi almak istedim.
Teşekkürler‚ görüşmek üzere.
...............
26.09.2010 22:19
Bu adam bazı tiplere yaltaklanarak‚ bazılarıyla da kıyasıya uğraşarak dikkat çekmeye çalışıyor. Son birkaç aydır
sürekli Naz´la uğraşıyor. Şimdi araya başka yazıları girdi‚ ama bir falso daha yaparsa onu forumda afişe edip bir tepki organize
etmeyi düşünüyorum. Bunun gibileri tükürüğümüzle boğmalıyız biz.
Görüşlerin için sağol‚ görüşmek üzere.
....................
26.09.2010 22:22
Anlamadığım birşey de böyle boş adaların nasıl TVF dergisine yazabildiği. bir de bu adam Bedestenli´yle muhabbet etmiş mesela‚ çok yakınız ayağı yapıyor. Kolay mı öyle milli takım hocasıyla samimi olmak. Voleybol camiası çok küçük olduğu için oluyor böyle şeyler.
..................
  Kendisine o dönem Babamı kaybettiğim acılı günümde cevaplar vermiştim.

    Son olarak ise 31 Ocak 2011 tarihinde  Fenerbahçe Acıbadem - İBA Kimya Ted Kolejliler maçı ile ilgili yazdığım yazıdan ve gelen yorumlara verdiğimiz cevaplardan sonra iyice alevlenmiş.
http://fenervoleybol.blogspot.com/2011/01/fenerbahce-acbadem-iba-kimya-ted.html
Gidip  Kim Bu Voleybol Duayenleri(!)-2 başlığı altında direk blog ismi vererek kusmuş evet kusmuş diyorum zira bir kin böyle kusulur.

   Şimdi bu elaman tüm bunları kendisi yazdığı ve blogun sahibi kendisi olduğu halde başka bir isim ile blogta yazmış gibi görünüyor ve  ''Kimin hazırladığını bilmiyorum sadece Deniz olarak tanıtmış kendini‚ buradan birisiyse ve öne çıkıp kendini takdim ederse sevinirim.
Yazarı tanımadığım için temkinli yaklaşıyorum‚ ilerde karşımıza bir müessese aşığı veya Fenerbahçe düşmanı olarak çıkar mı bilmem. Umarım öyle birşey olmaz''

 diye resmen kvırıyor. Blogta Vakıfbank gstt ile ilgili yazı olduğu için belki ileride müessese aşığı veya Fenerbahçe düşmanı olarak çıkar mı bilmem diye kılıf hazırlıyor.
  Uyanık Deniz ismini kullanıyor.Çünkü forumda adeniz007 nickli bir renktaş
voleybol yazarları ya da üstatları?????   başlığı açmıştı.O arkadaşı kullanıyor.
  O 2 yazıda yazdığı tüm cümleleri forumda aynen yazmış (onları bulamadım o kadar mesaj arasında) ve bana gönderdiği mesajlarda belirtmişti.Bal gibi kendisi ama delikanlı gibi ortaya çıkıp bu blog ve yazdıklarım benim deme yüreğini gösteremiyor.Dün geceden beri de kaçıyor,karın ağrın neyse dök dediğim halde sesi çıkmıyor.Niye ? Amacı belli.Benim ve fenervoleybol üzerinden prim yapmak,blogunun reklamını yapmak,aynı zamanda fanatiği olduğu oyuncu hakkındaki eleştirilerimin güya intikamını almak.Yemezler efendi yemezler.
  Şimdi gelelim son yazısındaki çirkin ithamlarına,zırvalarına ;
    Voleybola artan ilgi ile internatin sağladığı imkanları kullanıp voleybol birikimimiz olmadan içi boş teknik yorumlar ,daha çok taraftarlık ve oyuncu hayranlığına dayalı pervasızca yorumlar yazıyormuşuz.Kişileri karalama ve rencide ediyormuşuz da bu eleman bize dur diyecekmiş.
 Klasik Fenerbahçe düşmanı müessese yalakası tiplerin voleybol forumlarında sürekli kıskançlıktan kudurarak dedikleri ''Futbol taraftarlığından gelme alışkanlıkla bilip bilmeden kin kusuyormuşuz''
Voleybolla ilgilenen Fenerbahçe taraftarlarının düzenli olarak takip ettiğini tahmin ettiğim fenervoleybol isimli bir blog var. Blog sahibi düzenli olarak Fenerbahçe maçları ile ilgili olarak yorumlar yazmakta; hangi kritere göre olduğu belli olmasa da bazı oyuncuları ve teknik adamları övmekte; bazılarını eleştirmekte; blogta bir takım istatistiki bilgilere yer vererek yaptığı yorumlara -yanlış da olsa- teknik bir hava katmaya çalışmaktadır
   Eleman bunu yazmış.Şaka gibi.Ulan madem istatistiki bilgi vererek yanlış teknik yorumlar yapıyoruz ,bazı oyuncuları ve teknik adamları ( Burada düşman oldukları Frauke ve Jan de Brandt'ı kastediyor) övüyoruz madem ne diye sıkı sıkı takip ediyorsun ? :))
  Daha sonra kim olduğumuzu bildiği halde bir kere daha kafasına çakacağım da şunu söyleyeyim şimdilik ; ben voleybol bilgim doğrultusunda her maçı tabii ki sağlıklı veri olması nedeniyle istatistiklerden yararlanarak yorumluyorum.(Basketbol ve voleybolda herkes böyle yapar)
 O maçta kim iyi kim kötü onları yazıyorum,eleştiriyorum veya övüyorum.Her yorumcu bunu yapar ne var bunda ? Ama sıkıntı fanatiği oldukları oyuncunun kötü performansının eleştirilmesi.İstatistiklere neden b.k atılıyor.Çünkü orada Naz Aydemir'in -3 ile oynadığı görülüyor da ondan.Bana bu şekilde eleştiren elemanın forumda 1 tek teknik analiz mesajını da göremedik :))

Blog sahibinin ironik bir şekilde kendi takımının oyuncusu olmasına rağmen Naz Aydemir’e karşı nefretinin farkında olmamak mümkün değil.  Söz konusu blogda bugüne kadar yazılan yazıları bir kenara bırakıp sadece geçtiğimiz hafta FB TV'de yayınlanan Naz Aydemir'in konuk olarak katıldığı Filede Fener programında konuşulanlara ve bunun blogda nasıl yorumlandığına bakmak; bu nefreti açıkça ortaya koyacaktır. 

  Son yazımdaki Naz Aydemir'in Filede Fener programında söylediği sözleri eleştiren bölüm ile ilgili uzun uzun masal yazmış.Ben ne demişim ; Gelişme sürecindeki bir genç oyuncu TV'den veya salondan erkek takımı olsun fark etmez voleybol maçını izlememesini eleştirmişim.
Sözkonusu oyuncu  adım gibi eminim dün akşam ilgilenen hepimizin Laola'dan izlediği Pesaro - D.Moskova maçını bile izlememiştir.

   Haaaa şimdi kendi ağzınla yakalandın işte.Bay çok bilmiş ukala ; geçen sezon çok sevdiğiniz Aylin Hanım önderliğinde sırf Naz'ı oynatmadı diye ve yerine oynayan Jan de Brandt ile Frauke'yi linç ettiğinizde aklınız ,vicdanınız nerededeydi diye sorarlar adama ?
 Frauke sizin takımın oyuncusu değil miydi ? Niye hakaret ediyordunuz,geri zekalı,Safinaz,Jan ile ikisine edilen küfürlerde neredeydiniz Paşam ? He o zaman her şey mübahtı değil mi ?
 Kale gibi 2'sinin de arkasında tek ben durdum ve herkese cevaplarını kapak olarak verdiler.
 Aylin Hanım Jan'a yeni hoca geldiğinde bile sallamaktan çekinmedi.
   Sizin tayfa Jan ve Frauke'ye saldırdıkça ben de de refleks oluştu işte belli bazı şeyler de vardı zaten.
 İnsanlar iki yüzlü olmayacak,omurgalı olacak efendi.
 
Blog sahibinin bir magazin habercisi olabileceğini söyleyebiliriz, yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım programdan hiçbir olumlu alıntı yapmayıp; sadece bir cümleyi cımbızla çekerek çarpıtmak ve işine geldiği gibi yorumlamak ancak ikinci sınıf magazin habercilerinin dikkat çekmek için uyguladığı bir yöntemdir. Ama görünen o ki artık voleybolda da bu zihniyetteki nisanlarla karşılaşmak zorundayız.

  Magazinci yaparak çirkin bir ithamda bulunuyor.Aynaya baksın önce genç güzel bir voleybolcu hayranlığı ve sıkı takipçiliği nereye giriyor ?

Çok fazla bir lafa gerek yok aslında. Taraftar kimliği arkasına saklanıp oyuncuları art niyetle eleştirmenin norm olduğu bir ortamda tartışmaya çalışıyoruz maalesef. Bu yazıyı yazarak onlara kıymet vermiş gibi görünsek de asıl amacımız gerçek voleybol severlerin bu ve benzeri zihniyetteki diğer kişilere tamah etmemeleri ve daha nezih bir voleybol ortamı yaratmak konusunda bir uyarıda bulunmak.
   Vah Vah Vahhhhh bu yazıyı yazarak bize kıymet vermiş oluyormuş.Gülmekten koltuktan düşeceğim şimdi.Gerçek voleybolseverler bizim gibileri tamah etmemeleri lazımmış da nezih bir voleybol ortamı yaratmak istiyorlarmış.
 Ulan zibidi sen kimsin ki  ahkam kesiyorsun ?
Ne yaptın Voleybol ve Fenerbahçe Voleybolu için şimdiye kadar ki çıkmış bık bık otorite gibi bık bık ötüyorsun ? Üzgünüm senin adına ki gerçek voleybolseverler seni dinlememişler ki burayı her gün yüzlerce kişi takip ediyor.Nezih ortamı da bulmuşlar galiba ha ne dersin ? :))

 Şimdi bu zibidi ve türevlerine kim olduğumuzu bildikleri halde bir kez daha kendimizi anlatalım bakalım.Anlamazlar ya biz görevimizi yapalım gene de.
  Yaş 44.   7 yaşından beri yani bu elemanın yaşı 37 kadar sene futbol,basketbol ve voleybolun içindeyim.Amatörce oynamışlığım var ama sıkı takipçisiyimdir yıllardır.
 Evet öyle böyle değil ölümüne FENERBAHÇE'liyim.Fenerbahçe'yi bu yaşımı kadar tek bir kez bile aldatmadım.Yani gs'nin,bjk'nin,doping pilsen'in,tofaş'ın,ülker'in,ilaç fabrikasının,vgstt'nin,arkas'ın,ibb'nin yurt içi ve yurt dışı hiç bir maçında onları desteklemediğim gibi rakiplerini destekledim.Avrupa'da bizi temsil ediyorlar geyiğinden de nefret ettim.Avrupa da beni Milli  takım temsil ediyor.Sözde Fenerliler tüm bu saydığım takımları bir veya çok kez desteklediler ,destekliyorlar yani Fenerbahçe'leri aldattılar,aldatıyorlar.Benim rakibim bunlar ve çoğu bana düşmanlık besliyorken ben de aynı duyguları onlara besliyorum.Hele gs için tarifi yok hislerimin ve doping pilsen'i basketbolun gs'si,arkas'ı erkek voleybolun gs'si,ilaç fabrikasını bayan voleybolun gs'si olarak görüyorum ve aynı hisleri taşıyorum onlara da.
 Şimdi,2000 yılından beri internette bu sporları takip ediyorum.2004 yılında da forumlara üyelik imkanı bulduğumdan beri de bir FB Amatör Branşlar Misyoneri olarak çalışıyorum.
 Tevazu göstermeyeceğim Antu'ya Voleybolu ben sevdirdim.Şimdilerde FBA ile insanlar Fenerbahçe'de voleybolu keşfetti ve ilgi göstermeye başladı.FBA taraftarları onlar zaten.
 Biz 2004'te 5-10 kişi Fenerbahçe voleybolunu konuşuyorduk Antu'da.Takım zayıfken biz vardık.Açtığım maç başlığına gene tek ben mesaj yazarak kapattığım  günleri hatırlatırım.
 Antu'da Duayenlik yaptım ve Ana Sayfada Basketbol ve Voleybol Yazarlığı yaptım.
 Daha sonra site,forum kurduk yönettik.Bir sürü sıkıntı çektik ,hepsi Fenerbahçe basketbolu ve voleyboluna +1 kişi daha ilgilenen adam sayısını arttırmak içindi.,
2007'den beri bu adresten,
http://fenerbahcevoleybolu.blogcu.com/archive/2007/2
Sonrasında da buradan Fenerbahçe Voleybolu ağırlıklı yazmaya çalışıyorum.
  Kulübün çoktan bir resmi voleybol sitesi açması gerektiğini düşündüğüm ama yapmadıkları için nacizane bir nebze bu görevi tek başıma üstlendim. Şükürler olsun ki takipçilerimizin sayesinde (sağolsunlar) fenervoleybol tıpkı diğer 3 blogum gibi çok iyi yerlerde.
Tevazu göstermeme gerek yok çünkü herkes bunu söylüyor fenervoleybol blogu bu alanında tektir.
 Onun için istediğiniz kadar çamur atmaya çalışın güneş balçıkla sıvanmaz.

  Hiç bir şey yapmadımsa Fenerbahçe Spor Kulübünde bulunmayan şöyle arşivlik çalışmalar yaptım.
Bunlar bile yeter Fenerbahçe voleyboluna yaptığım katkılara ;

Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımının Son 7 Yıldaki Yabancıları ve Takım Kadroları
http://fenervoleybol.blogspot.com/2010/01/fenerbahce-bayan-voleybol-takmnn-son-6.html

Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımının Son 11 Yıldaki Yabancıları ve Takım Kadroları
http://fenervoleybol.blogspot.com/2010/01/fenerbahce-erkek-voleybol-takmnn-son-10.html

Şimdi gelelim Naz Aydemir konusuna ;
    Pasörlüğünü yeterli bulmuyorum,fanatik gs'li olması benim için çok büyük eksi ve ilaç fabrikasında bize karşı oynadığı maçlardaki (bugün bizim taraftarların Neslihan'a,Poljak'a,Vgstt'nin ikizlerine yaptıkları hareketler nedeniyle gösterdikleri tepki gibi)   şımarık hareketleri nedeniyle büyük antipati duymuştum.
 Bize transfer olduğunda hiç sevinmemiş ve nötr duygularla karşılamıştım.Ama madem transfer oldu formanın hakkını verirse bize bu saatten sonra desteklemek düşer dedim.
 Ancak geçen zaman içerisinde Jan-Frauke-Naz ekseninde yaşananlar ve oluşturulan hava ,çifte standart,ayrımcılık ve bir tarafı aşırı koruma altına alıp dokunulmazlık kisvesine sokarken (antu forumda Naz ile ilgili olumsuz bir yorum yazın bakalım hemen eksiyi yersiniz) diğer tarafa üvey evlat muamelesi yapmak fena halde canımı sıkmıştı.
 Eleman bir de bana gönderdiği yorumda ırkçılık,kafatasçılık,fişlemecilik yaptığımı söylüyor.
Asıl bunların tillahını siz yaptınız Frauke ve Jan'a be.
  Bonservisine 1m.euro ödenerek büyük fedakarlık yapılmış bir oyuncu bunun karşılığını vermediği için de eleştirdim.Gerçekten de Jan'ın röportajından bölümü koyacağım aşağıya zaten,pasörlük konusunda beğenmiyorum.Eda ondan iyi pas atıyor,blokları paslarından iyi diyorum hep.
 Hep söylenen geyik var ya Eda ile çok iyi anlaşıyorlar diye.Nasıl iyi anlaşma ki her maçta Eda hep havada askıda kalıyor :))

  Jan'ın söyledikleri ; 
   
-Fofao hakkında ne dersiniz, sizce bizim genç pasörümüz Naz'ın kendisini geliştirip o seviyelere gelmesine yardımcı olabilir mi böyle pasör transferleri?
"Biliyorum biliyorum geçen sene nasıl benim Frauke'yi kullandığıma dair eleştiriler yapılıyordu, Türkçe anlamıyordum ama bu ortamlardaki eleştiriler kulağıma geliyordu." Şimdi Naz çok genç ama potansiyeli hayli yüksek bir oyuncu ama bu aşamada kulüp bu hedeflerin altına girmişken sadece bir kişinin omuzlarına yükleyemezsin. Özellikle pasör mevkisi çok kritikken, bu takım ligi,kupayı,şampiyonlar ligini,bu sezon kıtalararası kupayı da almayı hedefliyorken bu olmaz. Naz erken yaşta tecrübe kazanmaya başladı ama bana göre hala potansiyelinin altında, yeterli mental gelişmeyi gösteremedi. Sonuçta maça gelen seyirciler maçtan maça onu izliyorlar ama ben neredeyse 24 saat onlarla birlikte geçiriyordum. Fofao gibi bir oyuncudan birşeyler öğrenmek isteyecek dünyada binlerce oyuncu çıkar. Bu yüzden Naz'ın sabırlı olup sürekli gözlerini açık tutması lazım, Fofao'dan ne alabileceği biraz da ona bağlı, kendisi öğrenmeye çabalarsa olur. Bence belki de sekiz sene on sene sonra Naz'da onlar gibi Lo Bianco gibi bir oyuncu olabilir, ama önünde daha çok zaman var, zihinsel olarak olgunlaşacak, pas yeteneklerini geliştirecek, en stresli anlarda ne yapacağını takımı nasıl idare edeceğini tam tahmin edebilmek güç oluyor, bir an için harika performans daha sonra hatalar olabiliyor.
Dürüstçe söylemeliyim ki o zamanlarda Naz ilk tercihimdi kafamda ama Frauke'yi de iyi tanıyordum,ihtiyaç olduğu anda bütün kapasitesini sergileyebileceğini biliyordum. Gamova ile sezon başlarında Naz'ın paslarında bir uyumsuzluk olduğunu gördüm, ilerleyen zamanda antrenmanlarda ve maçlarda Frauke ile yüksek pas alışverişinde daha uyumlu olup sonuç almaya başlayınca fikrim değişti. Sonuçta bu Gamova yani, elinde onun gibi bir silah varsa ve başarıya gitmek için onu oyuna katmak gerekiyorsa nasıl bir karar verebilirdim ki.


-Yani Gamova size gelip böyle birşey söyledi mi, ben pas konusunda sıkıntılıyım, Frauke ile oynamak istiyorum gibi birşey dedi mi
"Yok kendisi böyle söylemedi ama takımla sürekli beraber olunca hal ve tavırlarından bunu böyle anladım. Bence açık konuşmak gerekirse Frauke o dönem daha iyiydi,gerektiği zamanlar da daha çok katkı aldık, hem düzgün karakteriyle takım içinde sevildi, hem geri plandayken de hep olumlu bir moddaydı, Gamova ile daha uyumlu olmasının yanında; sol el ikinci toplara hücumda çok etkiliydi, taktik servislerde başarılıydı, belli bir defans-blok çabasıda gösteriyordu. İlk başta dediğim gibi bazı oyun kurucular vardır,sayılıdır, bir de topu diğerlerine aktaranlar vardır. Bunlar farklı özellikleriyle ön plana çıkabilirler, Naz'ın da blokta büyük bir becerisi var, zaman ne gösterir bilmiyorum, söylediğin gibi büyük bir potansiyeli var ama kendisi sürekli Fofao'yu takip etmeli. .

-Tabii burada birazda milli takım hayranları onun sürekli oynamasını,ön planda olmasını istiyor ama Fenerbahçe'nin de hedefleri ...
"Evet biliyorum, zaten şu anda ülkenin en iyi genç yeteneklerinden biri olduğundan ilgi büyük ama daha sabırlı olunması gerekiyor,bütün sorumlulukları ona bırakıp, altından kalkamazsa onun için daha zor olur ama burada insanlar voleybola çok farklı bakıyor, çok büyük baskı yaratıyorlar . Ben de oyunculuğum döneminde ilk başlarda neredeyse dört yıl önümdeki as oyuncunun yedeğiydim, o dönemde Belçika'nın en büyük oyuncularından biriydi. Sürekli maçta antrenmanda heryerde onu izlerdim (gözlerini elleriyle faltaşı gibi açıyor) ondan birşeyler öğrenmek için gözlerim hep açık olurdu, hep onunla özel çalışırdım, sabırla arkasında dört yıl bekleyip en sonunda fırsat gelince kendimi gösterebilmiştim"
  Gelelim gs'li olmasına ;
  Prensip olarak FB SPOR KULÜBÜ'nün hiç bir biriminde gs'li dişi bir sinek bile görmek istemiyorum.Aziz Bey varken bu mümkün değil de.
 Elbette sporcu transfer edilirken gs'li ,bjk'li,FB'li olmasına bakılmıyor.Bu bir kriter değil ama ben dikkat ediyorum buna.
 İBA Kimya başlığında yazdığım gibi pek çok örnek verilebilir bu konuda.
 Bazılarını tekrarlayalım ;
  Erkek voleybol takımımızın eski kaptanı Hakan Fertelli bjk'lidir ve oynadığı dönemde eşi voleybolcu Burçin Fertelli ile birlikte çıktıkları bjk tv'de bunu açıkca söylemişti.İşini iyi yaptığı için tek kelime etmedik.
Aynı şekilde şu anki kaptanımız Arslan da bjk'lidir ama işini nasıl hırsla yaptığını - zaman zaman bu yüzden zarar verdiğini - görüyoruz.Arslan en çok tuttuğum oyuncudur.
 Nevriye Yılmaz.gs'den gelmiştir ve gs'li olduğu söylenir ama nasıl işini iyi yağtığını görüyoruz.
Tek bir şey söylemediğim gibi hep överim Nevriye'yi.
 Emre Belözoğlu.Çocukken FB'li olduğu söylenir ama gs'deyken bize ettiği küfürler,gene Tümer Metin'in de bize küfür ettikten sonra gelmesi ve ikisininde kaptan bile yapılmalarını ne kadar içime sindiremesem de performanslarına bir şey diyemiyorum.Tümer 100.yıl Şampiyonluğunda önemli pay sahibir,Emre'nin kendisini ne kadar yırttığını görüyoruz.
En son Kaya Peker.Bize yaptıklarından sonra gelmesini istemedim,nefret ettiğim adamlardan biridir.
 Ama performansı iyi ve bize susmak kalıyor.
  Yani gs'li ve bjk'li istemiyorum tercihen ama geldikten sonra çubuklunun hakkını verdikten sonra tek kelime etmem.
 Naz Aydemir 'den ise aynı katkıyı göremedim kendi adıma.Gören,memnun olan vardır ayrı.
   Mesele bu.
 Ha Naz Aydemir'in gs'li olduğuna inanmaz fanatikleri ,o yüzden bazı bilgileri koyalım.
   Kendi Web sitesinde tuttuğu takım kısmında : gs yazıyordu.Bize transfer olduktan sonra hemen kaldırdı.
 İşte o kısım ;
  
Lakabı:Naz oCadı
Doğum Tarihi/Boyu:14.08.1990/1.86 (aynı boydayızz)
Hobileri:kitap okumak müzik dinlemek fotoğraf çekmek alışveriş yapmak
Tuttuğu Takım:Galatasaray
En Sevdiği...
Kitap:Kurt Seyt ve Shura
Film:Braveheart Gladiator İyilik Bul İyilik Yap Babam ve Oğlum
Müzik:Pop R&B
Renk:Turuncu
Yerler:İstanbul California Kanarya Adaları
Yemek:Patlıcan ve aşure hariç her çeşit yemek
Meyve:Kiraz erik mandalina nektarin elma
Hayvan:köpeğim Tarçın
Parfüm:absolutely givenchy
Markalar:Bershka h&m Nike Mango Pull&Bear Topshop
http://www.tekplatform.com/biyografiler/253177-naz-aydemir-biyografi.html
gs sözlük
http://www.rerererarara.net/sozluk.php?t=naz%20aydemir
eczacıbaşı 'ndan fenerbahçe 'ye transfer olmuş 1990 doğumlu genç pasör. bundan yaklaşık bir iki hafta önce kendi sitesinde tuttuğu takım kısmında galatasaray yazmaktaydı. e haliyle şu anda uçmuş o kısım.
(elmyra - 3 haziran 2009 16:36)

http://fblyz.blogspot.com/2009/05/gs-taraftar-naz-aydemir-fenerbahcemizde.html
GS taraftarı Naz Aydemir Fenerbahçemizde mi?

Naz'ı 2 sene önce yanında bir arkadaşı ile beraber Fenerbahçe Stadı önlerinde bir Fenerbahçe-Galatasaray maçına girmek üzere yol alırken görmüştüm. Resmi sitesinde koyu bir Galatasaraylı olduğunu ifade eden Naz eğer haberler doğru ise daha önce misafir olarak geldiği Fenerbahçe Cumhuriyetine şimdi bir çalışan olarak gelecek. 

Transfer gerçekleşir ve bunun haberi resmi sitemizde yayınlanırsa; Naz'ın sitesindeki "Tuttuğu  Takım" hanesinde gerekli değişikliği ivedi olarak yapması giyeceği formaya ve Fenerbahçe taraftarlarına karşı birinci sorumluluğudur!

*******
Naz Aydemir resmi sitesinde kendisi ile ilgili bilgiler bölümünde FBA'ya transfer olana kadar tuttuğu takım hanesinde Galatasaray yazıyordu. ...

www.gscimbom.com/.../30793-icl-final-four-final-maci-fb-acibadem-2-3-volley-bergamo-4-nisan-sampiyon-bergamo-25.html
 Herhalde bu konuda diyecek bir şeyleri kalmamıştır.

  Son bir şey ;
Bakın Ortaga blogta Jan de Brandt konusunun altına yazılan bir yorum çok ilginç ; 
 varol döken dedi ki...
naz'a formspring'ten jan de brandt sizin için futbolun zico'suydu değil mi diye soru atmıştım, cevaplamadı, ben de çıkardım takip listemden:)


Bildiğim kadarıyla Naz kendi fanlarından gelen her türlü soruya cevap veriyor ama bu soruya cevap vermemiş.Manidar değil mi ?
Neden cevaplamadığı çok açık bence.gs'li kız Zico'dan hele Jan'dan hiç bahsedebilir mi ? :))

 Bir de bu elamanın gs'lilere büyük bir zaafı var.
Naz Aydemir'den sonra FB TV'nin gs'li Muhabiri Aslı Duru'nun da sıkı hayranı ve takipçisi.
 Aslı Duru kim mi ? Hani şu gs tv açılacağı zaman FB TV'deki gs'lilerle birlikte çok sevinen ve msn iletisine ''Yuvamıza Gidiyoruz'' yazan eleman.Ama Hasan Tankaya diğerlerini götürdü,bunu götürmedi ve kaldı.Aynı bayan Doping Pilsen'in Doping ile Şampiyonluğumuzu çaldığı serinin son maçından sonra facebook sayfasında sevinç naraları atmış Doping Pilsen'i büyük bir zevkle kutlamış biridir.
  O Filede Fener programını hiç seyretmiyorum.Geçen o programı da 2 dakika o bölüme denk geldiğimde seyretmiştim.FB TV'de 2 gs'li program yapıyor şaka gibi.Gene bayan basketbol maçından önce gs'li Aslı Duru gs'li menajerimiz Didem Akın ile röportaj yapıyor.FB TV'de bu görüntüler benim midemi bulandırıyor ne yapayım ?

  Her oyuncu eleştiriliyor kimseden bir tepki gelmiyor.Bir tek bu.Ne oyuncuymuş arkadaş yahu ?
 Naz hayranları ,fanatikleri okumayın kardeşim,takip etmeyin bu blogu.
Zorla mı okutuyorum size.Fesuppanallah.

   Evet CEV Bayanlar Şampiyonlar Ligi Değerlendirmesi yapacaktım.Şu kadar saatimi boş yere bu elemanın çirkin ithamlarına ayırmak zorunda kaldım.Yazık zamanıma ama böyle tiplere de meydanı boş bırakmam.
   Ben aynı çizgimde her maçı performanslarına göre değerlendirmeye devam edeceğim.
 Atılan çamurlar vız gelir tırıs gider.Mal Meydanda.