İBB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İBB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2011 Pazar

AEVL Play Off 1.Maç : Fenerbahçe - İBB :3-0 !!!



Aroma Erkekler Voleybol 1. Ligi play-off çeyrek final ilk maçında Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u 3-0 yenerek, seride 1-0 öne geçti..

FENERBAHÇE: 3 - İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ: 0
SALON:
Burhan Felek Voleybol Salonu
HAKEMLER:
İlhami Şenyurt- Temel Öneri
FENERBAHÇE:
Marshall *** 16, Kemal ** 5, Miljkovic *** 18, Coscovic ** 7, Emre ***9, Arslan ***3, Serkan (L)***, Burak **, Ersin**
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ:
Erhan ***9, Ulaş**, Olli**9, Hakan Fertelli**3, Mikko*1, Todor**7, Barış (L)**, Mustafa*, Muhammet*1, Murat*, Hakan Akışık**3, Yankı*1,
SETLER:
25- 21, 25- 15, 25- 22 (75- 58)
SÜRE:
75 DK. ( 27- 23- 25)
 
Aroma Erkekler Voleybol Birinci Ligi Play-Off karşılaşması’nın ilk maçında Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni 3- 0 yendi. Maçın rövanşı 6 Nisan Çarşamba günü saat 20: 00’de Haldun Alagaş Salonu’nda oynanacak. İki maçı kazanan takım yarı finale yükselecek.

Ligde birer kez 3- 1’lik skorlarla galip gelen Fenerbahçe ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında oynanan Play-Off karşılaşmasına iyi başlayan konuk takım İstanbul Büyükşehir Belediyesi oldu. İlk teknik molayı da 8- 5 önde geçti. Ama sonunu getiremedi. İkinci teknik molayı 16- 13 önde bitiren Fenerbahçe seti de 25- 21 aldı.


İlk seti almanın avantajı ile sahaya çıkan Sarı-Lacivertliler. Harika bir oyun ortaya koydu. Libero Serkan, pasör Arslan, orta oyuncuları Emre ve Kemal, yabancı oyuncularından Coscovic, Marshall ve Miljkovic olmak üzere takım halinde üzerlerine düşen görevleri en iyi şekilde yaptılar. Smaç servislerle rakiplerinin manşetlerini bozdular, Bloklarıyla hücumlarını kestiler. Smaçlarla da sayıları bulup seti 25- 15 gibi farklı skorla alıp 2- 0 öne geçtiler.


Maçın üçüncü seti ise büyük çekişmeye neden oldu. Karşılıklı alınan sayılarla geçen sette, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fenerbahçe’ye zor anlar yaşattı. Yine de Fenerbahçe’nin üstünlüğü vardı. Teknik molalara 8- 5 ve 16- 15 önde giren Fenerbahçe seti 25- 22 maçı da 3- 0 kazandı. Rövanş için de büyük avantaj sağladı.
 
Tayyar Sümen - ajansspor.com
 
 
 
 * Tebrikler takıma ve teknik heyete.
* Bedavaya kaybettiğimiz Türkiye kupası dahil son haftalarda takımda belirli bir form yükselişi vardı.Castellani'nin elinin değdiği belli oluyordu.Bugün ise bunu çok net gördük.
* Takım iyi voleybol oynayarak,hakederek kazandı.
* İBB ligin ikinci devresinden beri bir düşüş içerisinde olsa bugün kazanmamızda bizim etkimiz daha fazlaydı.Bir kere etkili servis attık öncelikle.Bu bir numaralı etkendi kazanmamızda.
Gene 12 servis kaçırdık ama tam 6 ace yaptık ve etkili servislerle Belediye'nin oyun kurmasını engelleyerek oyundan düşürdük onları.Özellikle İvan,Marshall,Kemal ve Cosko etkili servis attılar.
İBB ise 9 servis kaçırıp,hiç servis sayısı alamadı.
* İkinci etken ;bloklarımızdı.Emre 4,Arslan 3,Kemal 2 başta olmak üzere 11 blok yaptık.
İBB 7 blok.
* Üçüncü olarakta manşetimizin nispeten iyi olmasıydı.Mükemmel manşetimiz % 36 gibi düşük olsa da % 62 ile manşet aldık.Hiç  manşet hatamız yok.Marshall gibi manşette aksayan oyuncumuzun 19/-.% 79(53) ile manşet alması önemliydi.
* Dördüncü olarak ,savunmada da iyiydik.
* Hücumda Arslan iyi günlerinde olan İvan,Marshall ve Cosko'dan yani köşeler ağırlıklı oynattı.
Ortadan daha az oynattı.Emre 5 kez top alıp ,hepsini öldürerek % 100,Kemal ise 3/2.% 67 ile oynadı.8 kez top alabilmiş ortalarımız.Ki manşetimiz nispeten daha iyiyken.Sonraki maçlarda ortaları da kullanabilmeli.Öyle diyorum ama smaçörler gayet iyiydi.Marshall mesela sadece köşelerden değil 6 numara (arka ortadan) dan da iyi hücum etti.
* Arslan iyi oynadı ve oynattı.İvan ile uyumu nihayet artıyor.
* Marshall günün yıldızıydı.İyi manşetinin yanısıra hücumda 22/13.% 59 ile oynadı.16 sayı.
Sadece 5 servis kaçırması tek eksisiydi.Neyseki 2 ace'i var.
* % 55 hücum yüzdemiz.İBB gibi bir takıma karşı iyi bir yüzde.
* İBB'ye genelde şansımız tutuyor.Arslan'ın sakatlığı nedeniyle final kaybettik sadece.Onun dışında İBB maçlarında iyi voleybol oynuyoruz.1-0 öne geçtik ama herşey bitmedi henüz.
Bir takım sorunları var İBB'nin ama kaliteli oyuncuları var ve kolay kolay bırakmayacaklardır.
Bugün çok kötüydüler.Pasör çaprazları Mikko Oivanen 2 set oynadı 1 sayı.Todor % 29 ile 7 sayı.
Çift haneye ulaşan oyuncuları yok.Erhan ve Oli 9'ar sayı.
Etkili servislerimiz manşetlerini bozdu.6 direk hataları var.Hiç servis sayıları yok.
* Bu sezon Şampiyon olursak çok zorlu yollardan geçerek ve çok anlamlı bir şampiyonluk olacak.
Önce İBB,sonra Ziraatbankası gelecek ve finalde Arkas'ı bekliyorum.(Halkbank'ı elerler).
3 Büyük takımı elemek çok zor ve büyük iş.Ama bizde büyük takımız zaten.
Umarım tek tek hesapları kapatır ve ünvanımızı koruruz.

17 Ocak 2011 Pazartesi

İstanbul B.B. - Fenerbahçe : 1-3 (Teşekkürler Burak Yavuz)


Avrupa Challenge Kupasından acı bir şekilde elenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bir darbe de Fenerbahçe’den yedi ve 3-1 mağlup oldu. Fenerbahçe ise bu sonuçla büyük moral buldu.

Maça hızlı başlayan Fenerbahçe 2-5, Tomislav Coscovic’in manşet hataları sonucu ilk teknik molada rakibinin gerisine düştü 8-7. Bu andan itibaren servis şiddetini arttıran İBB, rakibinin iyi manşet alarak hücum kurmasına fırsat vermedi ve ikinci teknik molada farkı daha da yükseltti 16-10. Setin son bölümlerinde iyi defans yaparak tempoyu yükselten ev sahibi takım, seti 25-16 kazandı.

Daha dengeli başlayan ikinci sette ilk teknik molaya konuk Fenerbahçe (7-8) ulaştı. Skor 10-10 ike Bulgar smaçör Todor Aleksiev’in hücumunu karşılamaya çalışan Fenerbahçe pasörü Arslan Ekşi parmağından sakatlanarak yerini Burak Yavuz’a bıraktı. Buna rağmen mücadelesini sürdüren konuk ekip, ikinci teknik molayı da 15-16 önde geçti Aleksiev’in hücum hatası sonucu farkı 3 sayıya kadar yükseltti 19-22. İBB’nin hücum hataları sonrası 21-24’ü yakalayan konuk takım, 2 kez kaçırdığı fırsatı Ivan Miljkovic’in blok-aut pozisyonuyla kullanarak seti 23-25 kazandı.

İlk iki setin kopyası gibi başlayan üçüncü sette de ilk araya Fenerbahçe önde girdi 7-8. Her iki takımın da manşet hataları nedeniyle hücum kurmakta zorluk çektiği ikinci bölümde Fenerbahçe sayı farkını ikiye çıkarttı 14-16. Setin sonlarına doğru Kübalı oyuncusu Marshall’ın oyuna ağırlığını koymasıyla 20-23’lük skoru yakalayan sarı kanarya, bu oyuncunun servis sayısıyla noktayı koydu 20-25.

Dördüncü sete daha iyi başlayan, etkili servisleriyle İBB oldu 8-7. Ancak file önüne adeta duvar ören Kemal Kayhan’a Sırp oyuncu Ivan Miljkovic’in hücumları ve servisleriyle katkı vermesi sonucu Fenerbahçe ikinic teknik molaya 11-16 önde girdi. Ev sahibi İBB’nin tüm çabalarına karşın oyunu bırakmayan konuk takım, seti 19-25 kazanarak 3 puanın sahibi oldu 1-3.

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE-FENERBAHÇE: 1-3

Salon: Haldun Alagaş

Hakemler: Serdar Nisancioglu, Temel Oneri

İBB: Erhan, Ulas, Kunnari, Muhammet, Oivanen, Aleksiev, Baris(L)
(Hakan Akisik, Hakan Fertelli, Fatih)

Fenerbahçe: Marshall, Kemal, Miljkovic, Coscovic, Emre, Arslan, Serkan(L)
( Burak, Cengizhan, Erden)

Setler:
25-16, 23-25, 20-25, 19-25

Süre: 88 dakika (19-24-23-22)



TEŞEKKÜRLER BURAK YAVUZ !!!!
* Tebrikler takıma.
* Maçın adamı kesinlikle Burak Yavuz du.En başta beni yanıltmadığı için şahsi teşekkür ve tebriklerimi sunuyorum.Tam bir profesyonel oyuncu olarak küsmeden,kırılmadan görev verildiğinde her an hazır olarak çoookkkk dersler verdi çookkk.Genç oyuncular Onu örnek almalı.
FB taraftarı tarafından hor görüldü,kaale alınmadı.Sürekli Arslan'ın yedeği yok denildi.
Evet boy dezavantajı nedeniyle bloklarda sıkıntı yaşayabiliyoruz ama dün oynattığı organize oyunla o dezavantajını kat kat örttü.İstatistiklerden çok rahat görülüyor zaten hücumdaki çeşitlilik ve dağılım.
Pasör çaprazı Mijkoviç 19,4 numara smaçörler Marshall 14,Coskoviç 9,ortalar Kemal 12,Emre 10
(Blok sayılarıda var tabii de tıpkı Fofao'nun oynadığındaki gibi bir dağılım sözkonusu)
* Evet maçın kader anı 2.sette İBB'nin 11-10 öne geçtiği hücumda Arslan'ın bileğinden sakatlanıp çıkması ile Burak'ın oyuna girmesiydi.Arslan ve  takım her zamanki gibiydi 1.sette.2.sete Arslan iyi başlamıştı aslında ama devamında açıkcası ne olacağı meçhuldü.Büyük ihtimal gene kaybederdik.
Zira asıl sorunumuz olan manşette pek bir değişiklik olmamıştı.Burak'ın oyun organizasyonunu iyi kurması büyük etkendi başarılı olmamızda.
* 1.sette ''klasik gamsız görüntümüzdeydik'' Manşette aksıyorduk ve İBB zaten etkili olduğu servislerine yükleniyordu ve sonuç alarak farklı aldı seti.Lanet olsun gene mi dedik.
* Ancak hayatta bazen kader anları vardır veya yıldızının parladığı anlar vardır.
Başka spor dallarında da çok örneklerini gördük şimdiye kadar.Mesela rakibin en önemli oyuncusu veya kalecisi sakat veya cezalı diye seviniyoruz,yerine ilk kez oynayan oyuncu harikalar yaratıp bizi yakıyordu.İşte Arslan - Burak değişikliği kaderin bize nihayet ''tatlı bir oyunuydu''
* Burada Arslan'ı bir kalemde silip atmıyorum.Arslan'ın yeri bende ayrıdır.Pasörlüğüne de güvenirim.
En önemlisi her zaman ''bu takımın yüreğidir'',''İsyankar ruhunun temsilcisidir'' derim.
Ancak bu sezon ne yazık ki Arslan çok formsuz.Şu ana kadar İvan ve Marshall ile bir türlü uyum sağlayamadılar.Dün İvan'ın çoookkkkk uzun süre sonra biraz kıpırdanmasında Burak'ın rolü olduğunu düşünüyorum.(% 48'lere çıkmış) Marshall zaten iyiye gidiyordu hücumda.Dün de iyiydi.(% 58)
* Bu galibiyetle çok şey kazandık çok.
Bir kere stratejik olarak 9 puan farkla lider ve en önemli rakibimizi yenerek gücümüzü gösterdik ve Şampiyonlukta gene varız dedik.İkincisi Demeter yedek oyuncularında takıma katkı verebilecek durumda olduğunu gördü.Üçüncüsü geçen yıl olduğu gibi ikinci yarı hesap kapatma seanslarına başlamış olduk inşaallah.Kısacası böyle bir maç gerekiyordu.Ateşleme gerekiyordu ve O meşaleyi yakan da Burak oldu.Yeniden doğuş başladı artık.
* Demeter demişken 1.sette gene aynıydı.5-2 öndeyken gene mola almadı,uyudu ve 5-6 öne geçip gitti adamlar ama ''kader anından sonra Demeter'e de bir şey oldu.Sihirli bir el değdi sanki.
Manşette sallanan Cosko'yu Cengizhan ile değiştirdi bir ara.En önemlisi blok için genç pasörümüz Erden'i sahaya sürdü.İşte bu kardeşim ya.Dediğimiz bu.Statükoyu bırakın artık biraz yaratıcı olun.
* Tours maçında İvan yerine Emre pç,Kemal orta oynasa şimdi Avrupada devam ediyorduk ama ahhh statüko ahh işte.
* Erden'e de çok sevindim.Girer girmez bloğunu yaptı.Hayatı boyunca unutamayacağı bir andır O an.
Sonra 2 numaraya Demeter'in dediği gibi havaya dikti topu ama İvan öldüremedi.
Böylesine bir maçta görevini layıkıyla yaptı.
* Ve Kemal.Taraftarın hor gördüğü ve sürekli Özkan ile kıyaslayıp kaale almadığı Kemal gene ders verdi anlayanlara.Ona da bir büyük teşekkür beni utandırmadığı için.Hep güvendim,destekledim kendisini.(Halkbank maçında aslında Özkan'dan daha iyi oynadığını göstermişti)
Dün de bloklarla duvar ördü.4 blok ve 9/8.% 89 gibi harika bir hücum bitiriciliği ile oynadı.
Burak kendisini harika kullandı.Helal olsun ikisine de.
* Emre'de 11/8.% 73 ile çok iyiydi.Burak'ın ortaları nasıl bu kadar çabuk oynattığı ortada.
Ki manşetimizde çok yüksek değilken.72/6.% 61(51) Serkan 3 manşet hatası ile en çok hata yapan oyuncumuz gibi gözükse de savunmada iyiydi.
* Cosko ne yazık ki hala düşük viteste.Umarım play off'larda sahne alır.Dün % 40 ile en düşük hücum yüzdeli oyuncumuzdu - çok düşük değil aslında ama takımda en az % ) 5 kez blokta kalması kötüydü.
* Bloklarda 12-8 üstünüz.
* İBB'nin manşeti bizden çok daha iyi.76/7.% 74 (62).Buna rağmen galip gelmek çok önemli.
* İvan 4.sette serviste azdı.4 ace ile ateş etti adeta.
* Nedim Özbey geçen sezonun ikinci yarısındaki maç gibi her şeyi yaptı ama yenilgiyi önleyemedi.
O maçta da  bir ara Ryan Millar'ı çapraz oynatmıştı.Dün de kötü oynayan Oivanen'i çıkarıp Hakan Akışık'ı aldı.Genç Muhammed'i kazandırması alkışa değer.
Yalnız molalarda - sports tv'den izlemek güzel oluyor- ''beyler oynayın biraz adam genç takım pasörünü alıyor ya'' repliğine çok güldüm.
* Taraftarımızda iyi destekledi takımı.Kendilerine teşekkürler.
* Neticede Sarı Meleklerin İlaç fabrikası hezimetinden sonra böyle bir galibiyet bünyeye iyi geldi.
Dün keyfim bayağı iyiydi.Bu takımı çok sevdiğimi her zaman söylerim.
* Hesapları kapatma seanslarına başladık hayırlısı ile.İnşaallah devamı gelecek.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Fenerbahçe - İ.B.Belediyespor : 1-3 ( Kötü Sinyal)


Aroma Erkekler Ligi’nde haftanın son maçı Fenerbahçe ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında oynandı. Karşılaşmayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi 3-1 kazandı.
İlk sete iyi başlayan Fenerbahçe etkili servis atarak rakibini sıkıştırdı. İlk teknik molaya 8-5, ikinci teknik molaya da 16-11 önde giren Fenerbahçe Coskovic ve Ersin ile sayılar kazandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi hücumlarda hata yapınca seti 25-17 alan Fenerbahçe maçta 1-0 öne geçti.

İkinci set karşılıklı sayılarla başladı ve ilk teknik molaya kadar da öyle devam etti. Teknik molayı 8-7 Fenerbahçe önde geçerken, Belediye oyuna yavaş yavaş ağırlığını koymaya başladı. Servislerin şiddetini arttıran Belediye özellikle Erhan ve Muhammet’in attığı servislerde sarı-lacivertlilere manşet hataları yaptırdı. Todor ile etkili olan İstanbul Büyükşehir Belediye seti 25-15 alarak maçta 1-1’lik eşitliği yakaladı.

Üçüncü sete fırtına gibi başlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir anda 5 sayılık bir seri yakaladı. (0-5) ilk teknik molaya 8-5 önde giren Belediye karşısında Fenerbahçe 14-10’dan farkı yavaş yavaş eritmeye başladı. (14-15) İkinci teknik molaya 16-14 önde giren taraf İstanbul Büyükşehir Belediyesi olurken,  Fenerbahçe seti bırakmamak için büyük çaba harcadı. Marshall Miljkovic ile etkili olmaya çalışan sarı-lacivertliler basit hatalar yapınca seti 25-20 alan Belediye maçta 2-1 öne geçti.

Dördüncü sette ilk teknik molayı 8-7 ile İstanbul Büyükşehir Belediye önde geçti. Karşılıklı sayılarla geçen dördüncü sette ikinci teknik molaya da 1 sayı farkla önde giren taraf Belediye oldu. (15-16) Fenerbahçe oyun disiplininden koparken, Belediye sarı-lacivertlilerin tersine oyuna son ana kadar asıldı. Ulaş’ın hem köşeleri hem de ortadan Muhammed ile takımını iyi yönlendirmesi Belediye’yi bu sette rahatlattı. Fenerbahçe Coskovic’in servisleriyle sete tutunmaya çalışsa da seti 25-22 ile alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi karşılaşmadan 3-1’lik üstünlük ile ayrıldı.

FENERBAHÇE-İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ : 1-3

Salon: TVF 50. Yıl

Hakemler: İlhami Şenyurt, Esat Danzili

Fenerbahçe: Emre xx, Arslan x, Marshall xx, Ersin xxx, Miljkovic xx, Coscovic xxx, Serkan(L) xxx, Kemal x

İstanbul Büyükşehir Belediyesi:
Ulaş xxx, Kunnari xx, Hakan Fertelli x, Oivanen xxx, Todor xxx, Erhan xx, Barış (L) xxx, Muhammet xxx

Setler: 25-17, 15-25, 20-25, 22-25

Süre: 86 dakika (20-19-24-23)


 Çok kötü sinyal veriyor takım.
Tamam hep kötü başlıyoruz,yıl başına doğru grafik yükseliyor ve 2.devre üst noktaya geliyoruz hep ama beni endişelendiren manşetimizin çok kötü olması.
 Marshall'ı bekliyor ve merak ediyordum manşet için ama hayal kırıklığına uğradım.
Manşeti kötü.En iyi aldıkları bile açık manşet.Elle karşılamada bile hata yapıyor.
Coskoviç'te ilginç bir şekilde manşette sallanıyor ve oyun iyi oyun kuramıyoruz.
 Miljkoviç'i ve Marshall'ın çok sıçramamaları,hücumdaki görüntülerine bakmıyorum hiç.
Benim için hücum manşet almak ile başlar.Bir takımın ilk manşetine bakarım.
 Görüyoruz işte ne kadar dünya yıldızlarına sahip olursanız olun iyi manşet gelmezse pasör 
iyi oyun kuramaz ve iyi hücum edemezsiniz.Arslan'a yükleniliyor.Yanlış.Evet kaybettiğimiz 2 büyük maçta 2 pasörün gerisinde kaldı ama ne kadar belinden hafif sakatlığı olsa,formu düşük olsa da - bu da gerçek - asıl sorun iyi manşet gelmemesinde.Ulaş çok iyi oynattı takımı diyorlar.
Doğru.Genç Muhammet'i oyunun kaderini etkileyecek kadar ortadan iyi kullandı.Niye ? 
Barış ve Todorov iyi manşet getirdiği için ortadan çabuk oynattı.
 İstatistiklerde toplam manşet hatasında 7-5 ile İBB önde - bunun sebebi Oli Kunnari'nin 4 hatası - ama Libero Barış 24/0 hata.% 79(67),Todor 16/3.%69(62).Bizde ise Marshall 32/3.%50(38)
Coskoviç 30/2.%63(40).Serkan az manşete girmiş.14/0.%71(71)
 Neden Serkan'ı daha çok manşet aldırmıyoruz anlamıyorum.
 Ziraat maçında da çok kötüydü manşetimiz ;
Manşetimiz merak ediyordum.Gerçekten facia.Tam 20 hatamız var.Cosko 8,Cem 7,Serkan 5.
% 53 (%33).Dağıldık resmen manşette.
Tofaş maçında da kazanmamıza ve rakibin zayıf olmasına rağmen iyi değildi manşetimiz ve şunu yazmıştım ;
*Manşet ciddi sorun şu anda.Tofaş gibi zayıf bir rakip karşısında bile hatta onlardan bile düşük yüzdemiz.37/7.% 57(38) bizim.Emre 4/2.% 25(25).Coskoviç 22/3 % 55(27)
  O yüzden Marshall'ı merak ediyorum manşette demiştim ve hayal kırıklığına uğradım.
2.kötü yönümüz servis sertliğimiz düşük.O yüzden Ziraat maçının bir kopyası oldu.
2 maçta da etkili servis attığımız birinci setleri aldık.Sonra servislerimiz yumuşayınca haliyle Ziraat'te,İBB'de sert servis atan takımlar,manşetimizde kötü olunca setleri ve maçı kaybettik.
 Sorun ortada.
Ne yazık ki Demeter de oyuna hiç müdahale etmiyor.Bu kadar statükocu antrenör olmaz ki.
Aynı jenerasyondan Barış İBB'de manşet ve savunmada döktürüyor,biz Cengizhan'ı hiç kullanmıyoruz bile.Oynat hocam Cengizhan'ı bir şey  kaybetmezsin.Bu oynayanlardan daha kötü manşet almaz merak etme.
 Marshall'ın 15 sayısı benim için çok önemli değil.Manşeti önemli.
 İBB'de kim sert veya taktik Jump float servis attıysa sonuç aldı.Kötü oynayan Erhan Dünge bile
servis serileri ile zevahiri kurtardı.
 Ciddi sorunlarımız var.Manşet zayıf,servisler yumuşak,blok zayıf. 
Çıldırdım bloklarda.2.08'lik Ersin'i oynatıyoruz ortada ama bloklarda zayıfız.Ki Ersin çoğu topa deyip yumuşattı.
10-5 bloklarda gerideyiz.Genç Muhammet tek başına bizim takım kadar blok yapmış.5 tane.
İvan'ı blok manyağı yaptı adamlar.Tam 6 kez blok yedi İvan.

 Muhammet ve Todor hayatlarının maçını oynadılar ve maçın kaderini çizdiler.
Aleksei Todorov'u Halkbank'tan tanıyoruz zaten.İyi adamdı.Nedim iyi düşünmüş.
Finli oyunculardan Oli Kunnari'yi tanımıyorum iyi oyuncu olduğu söyleniyor (130 kez Milli,En son Olimpiakos'ta oynamış) ama tanıdığım Oivanen müthiştir.O da henüz hazır değil.Bozkurt Belediye'de mükemmel maçlar oynamıştı.Zaten tutamadılar,geçen sezon Polonya liginin 
MVP'si olmuş.
 Kısacası bir an evvel toparlanmamız lazım.
17 Kasım'da ICL başlıyor.Asıl hedef Avrupa'da F4 ise bu form grafiği ile bir şey yapamayız.
İsimler ne kadar büyük olursa olsun sahada isminiz yetmiyor.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Fenerbahçe - İstanbul B.B. 3-1 Kerem'in Gözüyle Salondan İzlenimler.

 

Sivas deplasmanındaki maçımızı izledikten sonra farklı galibiyetin moraliyle salonun yoluna düştük. Haftaiçi oynanan son maçlardaki skorlardan sonra gelen liderlik fırsatı iyi bir motivasyon olmuştu. Gene yağmurun yavaş yavaş çiselediği sıralarda salonun önüne gelince dışarda bekleşen az sayıdaki gençlere ve onları bir şekilde içeri sokmak için taktikler üreten ağabeylere rastladım. Salon içine girince ne yazıkki biraz hayal kırıklığı oluverdi. Maçın başlamasına az bir süre kalmıştı ancak yeterli destek üretebileceğimiz kalabalık yoktu. Öyleki neredeyse bizim sürekli maçları takip ettiğimiz köşe kısımda bile tanıdık kimseler yoktu. Üzerlerinde arkas ve ibb yazılı eşofmanları olan genç takım oyuncuları oralara oturmuş, etraflarında da maçı izlemeye gelmiş seyirciler vardı. File arkasında ise kızların çoğunlukta olduğu az sayıda genç taraftar topluluğu göze çarpıyordu. Çevrelere yayılmış maçı izlemeye gelmiş olan seyircilerimizde olduğu halde, en büyük kalabalık ana tribün geneline yayılan oturan voleybol seyircileriydi.

Belki futbol maçını izledikten sonra gelenler gecikmiş olabilir, yada deplasmana gidenlerde olmuştur diye düşünerek beklerken, güvenlik görevlileri kızlı erkekli arkas ve ibb genç takım oyuncularını uyararak "bu kısım Fenerbahçe taraftarlarının toplandığı yer, siz diğer file arkasına geçin lütfen" diye onları uzaklaştırdı. Bu sıralarda gözüken voleybol tribünü müdavimi birkaç ağabey ve her zaman gördüğümüz simalar normale göre çok daha azda olsa bu bölgede toplanmaya başladık. Bu ağabeylerin bir o kapıdan bir diğer kapıdan içeri sokmakla uğraştığı 15-20 genç delikanlı da salona girdikleri gibi file arkasının en üstündeki set kısmına doğru gidiverdiler. File arkasının duvardibi köşedede her maçı oradan takip eden ağabeylerin bir kısmı yerlerini almıştı. Normal zamanlara göre gerçekten zayıf denebilecek bir taraftar sayısıyla liderlik için mücadele ediyor olmak bizlerinde maç içinde daha fazla yorulmasına sebep oldu.

Takımlar anons edilirken kendi oyuncularımız alkışlamamız ardından ibb oyuncuları yuhlanmaya başlandı. Karşı file arkasında onları alkışlayan 8-10 genç vardı ama bunlar maç sırasında tezahürat yapmadılar. İlk sete takımımız bizim olduğumuz tarafta başlayacaktı. Maçın başlamasıyla ve tezahürat ederek izleyecek kitlede az sayıda, yaklaşık 20-25 kişi kadar olmamız dolayısıyla benim daha çok sevdiğim tarzda bir tribün oluverdi. Yani sürekli oyunu takip ederek, servis bizim oyunculardayken onlara tezahürat ederek, rakip oyunculara servisçilere sataşarak, hakeme itirazlarında tepkiler koyarak, bizim servislerde alkış tempolarıyla, aldığımız sayılar sonrasında da tezahüratlar ederek az sayıda olsakta etkili olmaya çalışıverdik. Oyuncularımız iyi defansla toplar çıkardıkça alkışlar daha fazla yükseldi, rakip hücum edecekken yuhlamalar gürültüler, basit hata yaptığımız zaman "haydi beyler boşverin" gibi sesler, molalardan sahaya girerlerken geride olsak bile alkışlarla falan gazlayıp, belki de daha kalabalık bir kitle ile maç boyu sürekli tezahürat ederek yapılamayacak kadar bilinçli bir ortam oluverdi. Tabii az sayıda kişi olunca iki saate yakın süren maçta işin yüküde boğaz yorgunluğu da fazla oluverdi. Oturan kitlemizi ise alkışlı tempolarla eşlik ettirmeye uğraştık.

İlk set gerçekten güzel bir şekilde beklemediğimiz kadar rahat bir tempoda gidiyordu. İlk set devam ederken genç takım oyuncularımız başlarında altyapı sorumlusu Tunç hoca ile beraber önümüzden geçip bu maç zamanlarında hep yaptıkları gibi file arkası üst köşeye doğru gidip maçı izlemeye oturdular. Sanırım onların arasına kaynayıp diğer taraftan gelen 7-8 genç taraftarımız daha oldu. Bir kısmı file arkasındaki arkadaşları arasına giderken birkaçını bize takviye aldık. Zaman zaman onların sürüklediği tezahüratlara oturduğumuz yerden maçı takip ederek katılan bizleri "yan taraf" "ayağa kalkmayan cimbomlu olsun" gazlarıyla ayaklandırıp karşılıklı olarak "bitmez tükenmez aşkımız..." tezahüratını yaptık. Bir tarafta 20-25 kişi bir tarafta sadece 15-20 kişi bağırınca biraz ses dozajı güdük oluverdi. Daha sonra bu gençler 3 alkış tempolu "Fenerbahçe sen çok yaşa" yapmaya başladılar, bizde bir yandan maçla ilgilenirken sayıları aldıkça onların ritmine katıldık.
Sonrasında bizler "Fenerbahçe koy oley ooo....istanbula koy oleyy" diye tezahüratlar ederken kullandığımız hücumları iyi değerlendirdikçe moralleri artan oyuncularımız setin sonunu iyi getirdi. "set-set-set" alkışları arasında seti alıp öne geçiverdik.

İbb koçu -geçen sezonki finalde Haldun Alagaş'ta uzaktan koşa koşa bize doğru saldıran- nedim özbey çaresizlik içinde sık sık oyuncu değiştirip geniş kadrosunu kullanmaya çalışıyordu. Biz ise neredeyse maç boyu aynı kadro ile oynadık, yalnızca son set nasıl olduysa şaşırtıcı bir şekilde Coskovic yerine Cem Kurtar oyuna kısa süreliğine giriverdi. Molalarını erkenden alınca "nedim hoca ne oldu sana" diye bağırıp sataşmaya başlamıştık. Takımlar yer değiştirince bu sefer önümüzde ısınmaya başlayan volkana yönelik tacizler başladı. Genç taraftarlarımız özellikle onunla temas kurmaktan hoşlanıyorlar. Ona özel olan geçen senelerde de söylenen tezahüratı ediyorlardı. Daha sonra kollar yuvarlak şekilde havada "Oğlan oğlan volkan" diye bağırmaya başlayınca bize bakıp gülmeye başladı. Takımdan kesilip yedek olması bizim eğlencemizi biraz pasifleştirdi. Bu esnada eski kaptanımız olan hakan fertelliyi nedim hocası çağırıp hazırlan oyuna alcam dediğini gördüm. Birde bu yer değişimi esnasında protokol tribünde Hakan Dinçay'ın olduğu bölümde önlerinden geçen ibb yedek oyuncu ve teknik ekibiyle bir gerginlik oluverdi ama ne olduğunu anlamadım. Bu meselenin ardından hakan fertelliye yönelik protestolarda olmaya başladı.

Rakip ikinci sette önümüzde servisler kullandığından servis atıcıları yerli yabancı farketmeden uğraşmaya başladık. Özellikle aldıkları sayıları abartılı kutlayan, sürekli itirazlar eden pasörleri ulaş ve ciddi sayı serileri yapan hakan fertelli üzerine daha fazla yoğunlaştık. Salonun berbat fiziki yapısı nedeniyle çok yukarlarında kaldığımız için bu işler biraz zor oluyor ama genede servis atmaya gelirlerken attığımız laflar üzerine suratlarında mimiklerinin "görürsünüz şimdi nereye atacam" gibisinden değiştiğini görebiliyoruz. Rakip atışa doğru yönelirken bir kısmımız "fileye" bir kısmımız "Dışarı" yabancılar gelince de "out" "net" diye uğultular falan yaparken kimi zaman kötü atsalarda bizim kötü manşetlerimizle rahat sayılar almaya başladılar. İkinci teknik molaya çok farklı geride girmiştik. Oyuna dönen oyuncular uzağımızda kalsalarda alkışlarla "haydi bırakmayın maçı" diye bağıranlarımız oldu. Kötü giden süreçte pek iyi tezahürat edemiyorduk, file arkasında üstlerde izleyen gençlerde bir süre maçla alakasız takılıyordu. En sonunda "bizim - için - saldır - Fenerbahçe" demeye başladığımız sıralarda birkaç sayımız geldi. Biraz daha takımı gazlamaya çalıştık, servisleri atarken alkışla "hey-hey-hey" diye tempolarımız salon geneline yayılmaya başladı. Bloklardaki başarımızla en sonunda 20li sayılara doğru rakibi yakalamayı başardık. Ama mola süreçlerinin ardından buraya kadar getirdiğimiz oyunu moral bozucu bir şekilde kaptırdık. Belediye oyuncuları beraberliğe getirdikler skorla olağanüstü şekillerde sevinmeye başlayınca onlara yönelik tepkiler artıverdi. Açıkçası ilk setteki oyunumuz sonrası rakipte önümüze gelmişken onları bozup seti alırız diye düşünüyordum ama işler farklı gelişiverdi, pekte servislerini etkileyemedik.

Üçüncü set takımımız ilk teknik molaya kadar iyi gitmediyse de "Haydi Fener....tam zamanı tam zamanı şimdi" tezahüratı sonrasında gayet iyi bir konsantrasyonla farklı öne fırlayıverdi. Önümüzde servis atmaya geldiğinde "Coş coş Coskovic coştur bizi Coskovic" "Çıldırt bizi Ekşi çıldırt bizi" "Haydi Özkan" "Come on Gardner-Divis" vb bağırışlar sonrası hakem işaretini görünce başlayan alkış tempoları ile gayet iyi seriler yaptık. "Bir tek sana tutuldu bu kalpler...." diye salon toplu olarak coşmuşken Arslanda elleriyle "Haydi Haydi" diye bizi gazlıyordu, setin son sayılarına yaklaşmıştık ama bir türlü son iki sayıyı alamıyorduk. Rakip yavaş yavaş farkı eritmeye başlayınca salonda biraz stres birikmesi oluverdi. "Haydi beyler iyi manşet" "Dikkaat" "Serkan Konsantre ol" vs. bireysel nidalar yükseltmeye başladık. Sonunda istediğimiz gibi aldığımız manşetleri bitirip seti alıverdik. "Her zaman her yerde en büyük Fener" diye yer değiştirip önümüze gelen ibb oyuncularına doğru bağırıverdik.

Son set çok sert bir mücadele olmaya başladı. Her iki taraftan da sürekli hakeme itirazlar üzerine "ayıptır Ümit hoca" "yeter be ne zaman kurtulcaz senden" vb laf atmalarımız oldu. Defansların olağandışı toplar çıkarması çok abartılı sevinçleri falan bizim taraftarları germeye başladı. Bu set öncesi file arkasındaki gençlerin büyük kısmı bizim olduğumuz köşeye gelmişti. Bu set volkanda oyuna girmek için çağrılıp anons edilirken yuhlamalar oldu, "gel gel gel bakalım" diye taraftar ellerle sinyal vermeye başladı. "İlk hücum denemesinde blok out ile sayı alıp sevinince "volkan ne oluyor" "sanki smaç becerebildinde seviniyorsun" diye kızdırmaya başladık, bize doğru "hadi len" gibisinden bir bakış attı. Maç bu set başabaş gitmekteydi, oyuncularımız bize göre uzakta kaldığı için aramızdaki gençler artık alkışla "hey-hey" diye tempo tutmayalım, fazla duyulmaz dediler. Bunu onaylayan ön taraflarda duran ağabeylerin yönlendirmeleriyle sayı aldığımız gibi sürekli bir tezahürat giriveriyorduk. Bir tanesi de koridor boyu gidip gelip maçı izleyen seyircilerimizi alkışlarla tezahüratlara katmaya çalışıyordu. "Haydi Fener...tam zamanı şimdi" tezahüratı en fazla katılımın olduğu anlar olduğu için sık sık onu giriyorduk. "Bizim için saldır Fenerbahçe" "Fener-bahçe Fenerbahçe oley" gibi kısa girişler yaparken maçta heyecan iyice artmıştı. Belediyeli volkan servis atarken gene normalden çok daha fazla bir yuhlama uğultu salon genelinden de katılımla oluverdi. Kötü bir servis sonrası gene oyundan alındı. İkinci teknik molaya önde girmiştik ama devamında nedense çok kötü oynamaya başladık, bir anda 18-19 geriye düşüverince koç Demeterin uzun bir süre ilginç bir şekilde donakaldığını gördük. "Hocam mola alsana artık" diye elle mola işareti yapmaya başlamıştık ki sonunda uyanıp mola alıverdi. Özellikle liberoları Barışa attığımız servislerde büyük uğultu yapmaya başladık, kritik sayılara doğru hem oyuncular hem de taraftar iyice gerilmeye başladı. Bir ara belediyenin pasörü ulaşın sevinci fazla tahrik edince 5-6 genç "hepiniz .... çocuğusunuz" diye bağıracak oldu ki hemen müdahale edip susturuverdik.

Divis'e top taşıma itirazları üzerine belediye oyuncularına "....kudur kudur kudur" melodisi birkaç kere tekrar ediliverdi. Çekişmeli oyunlar ardından onlar maç sayısı atma durumuna geldiklerinde tekrar mola oluverdi. Moralleri bozulmuştu ama mola sonrası takıma gene büyük bir alkışla "haydi beyler" diye destek verildi. Servis atmaya gelen oyuncularına yüklenmeye başladık, neyse ki dönen topu bloklayabildik, bunun üzerine gelen hücumda verilen blok out kararına büyük tepki veriyorduk ama hem oyunculardan hemde Demeter'den doğru karar gibisinden işaretler gelince sakinleştik. Gene yuhlamalarla servisçiyi karşıladık. Bu sefer Emre'nin aldığı sayıyla rahatlayıverdik, "Bizim için saldır Fenerbahçe" diye bağırdıktan sonra servisi kullanan oyuncumuzu heyecanla takip etmeye başladık. Servisi kullanmasıyla rakip oyun kurarken yüksek perdeden bağırışmalar başladı. Vurdukları topun fileye çarpıp döndüğünü görmemizle hep birlikte hakeme "file, hoca fileye çarptı" diye tepkiler verilmekteydi ki zaten hakemde sayımızı verdi, salonda büyük bir coşku oluverdi. Bir sayı öne geçmemizle beraber mola sırasında "Ayağa ayağa bütün salon ayağa" diye bağırıldı. Bütün salonun sanki gidecekmiş gibi montlarını giyerek ayaklanmasıyla "....tam zamanı tam zamanı şimdi" diye tempo tutulmaya başlanmıştı ama maç sayısını ilk fırsatta anten teması yüzünden kullanamadık. Verdiğimiz sayı üzerine salonun uzak yarısındaki seyirciler gene çöküvermişti. Sıkıntılı anda Arslanın ikinci topta yaptığı hamleyle aldığı sayı gene bir coşku anı yarattı, gene ayağa davet edildiler. Servisi atmaya Emre gidince biraz geriliverdik, çok sık olduğu gibi fileye takabilirdi belki ama bu sefer o kritik anda, öncesinde Gardner ve Divis'in bile daha garanti servisler yollamalarının ardından gelip büyük bir özgüvenle muhteşem bir smaç servis attı, bizden kopan uğultular esnasında rakip topu anca karşılayıp bize dönen topa da maçı getiren Özkan'ın sayısı üzerine önlere doğru yığılarak büyük bir sevinç yaşayıverdik.

" Her zaman her yerde en büyük Fener" diye bağırmamız üzerine bizim oyuncularla tebrikleşip dönen belediye oyuncularına ve teknik ekibine doğru dönüp (seni sevmek deli gibi yürek ister melodisiyle) "...ohh koyduk mu" diye sağlam bir şekilde bir kaç defa kol marifetiyle geçiriverdik. Bu esnada bizim takımı çağırmadığımız halde filenin altından yanlarından geçip bizim olduğumuz köşeye doğru alkışlar yaparak geldiler. Rakibe sataşmayı bırakıp, oyuncularımızı alkışlayıp, biz Sarı diyerek başlattık onlar devam etti karşılıklı Sarı-Lacivert çektik, tekrar alkışlar yükseldi. Arslan "Teşekkürler hepinize" diyerek uzaklaştı röportaj vermeye gitti. Galibiyetin verdiği coşkuyla önümüze gelen oyuncularla kurulan kontak, parlayan göz temasları çok içten anlar oluyor. Onların arkasından "Şampiyon Fenerbahçem ne istersen iste benden...." diye bağırmaya başladık.

Bu faslın üzerine gene "lalalay lalay....kudur kudur kudur" diye birkaç defa daha belediye oyuncularına ve özellikle volkana sataşmalar başladı. Soğuma hareketlerini önümüzde yapan belediyenin yabancıları garip bakışlarla bizi izlemeye başladı, biz ise aralarından ulaş,volkan gibi birkaçını seçip özel ilgi gösteriyorduk. Gene volkanınpara için bizi satışıyla ilgili ona özel beste söyleniveriyordu. Sonra "volkan oldu mu Fenerbahçe koydu mu" falan derken o da güya yere uzanmış bacağını bize doğru kaldırıp gülerek soğuma hareketi yapıyordu. Gene ona skoru işaret edip kolla geçirme işaretleri sonrası kudur kudur kudur diye takılıverdik.
Bu esnada oyuncularımızı tebrik ede ede soyunma odası kapısına doğru yönelen yöneticimize "Hakan Dinçay Hakan Dinçay oley" diye tezahürat ettik, o da bizi selamlayıp gitti.

İki haftasonu üstüste aldığımız zor galibiyetlerle gelen liderliğin keyfiyle eve dönmüştüm ki, Fenerbahçe tv de maçı gösteriyordu. Maçın tekrarını veriyorlar şimdi derken, meğersem geriden takip edip banttan veriyorlarmış. Sivas deplasmanındaki çok büyük zafer üzerine yayın akışını programlamaları çok büyük bir saçmalık olmuş.

Birşey daha söylemek lazım ki ben eve gelip izlemeye başladığımda maçın son kısımlarıydı. O salon duvarlarının yarattığı soğuk ortam, o televizyonun salondan yansıttığı düşük ses seviyesi gerçekten çok büyük tezat oluşturuyor. Ne yazık ki orada salonda canlı yaşadığımız sıcak maç ortamıyla, televizyon başından izlerken gözüken soğuk ortamın pek bir alakası olmuyor. Bu salonda oynamaya devam ettikçe ve bu yetersiz tv olanakları,yayın anlayışları sürdüğü sürece; yaşanan coşkuların taraftara yansıtılması, o hissiyatla daha fazla insanları cezbedip salonlara çekmesi pek mümkün gözükmüyor.

Kerem GÜRSEL (Sensibleturk)