Röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2010 Salı

Abdullah Paşaoğlu ''“Hedefimiz, Avrupa’da kalıcı şampiyonluklar elde etmek”

Fenerbahçe Gazetesi’nin 79. sayısında Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı İdari Menajeri Abdullah Paşaoğlu ile yapılan röportajın tam metni aşağıda yer almaktadır.

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe’nin şampiyon olabileceğine hiç kimse ihtimal vermiyordu ama şampiyonluk kazanıldı. Şampiyonluk için neler söyleyebilirsiniz?
"Şampiyonluğu planlı çalışmanın sonucunda elde ettik. Biz şampiyon olacağımıza inanıyorduk ve bunu biliyorduk. Kadromuzu bu hedef doğrultusunda kurduk. Antrenörlerimiz, teknik kadromuz hepimiz uyum içinde çalıştık. Dışarıdan bakan insanlarla bizim bakış açımız farklı sanırım, biz bu işe daha profesyonelce bakıyoruz. Bir aile ortamı yarattık, bir kardeşlik havası var takımda.. Her şeyden önce biz Fenerbahçe’yiz.. Bizim arkamızda Fenerbahçe Başkanı, yönetimi ve taraftarı var. Bu desteği arkamızda hissettiğimiz müddetçe başarılı oluruz."

Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı olarak gelecekteki hedefleriniz nelerdir?
"Bizler büyük başarılara adım adım ilerliyoruz. Son 6-7 sene içinde büyük atılımlar içine girdik.. Ve sıradaki hedefimiz ise tabii ki Şampiyonlar Ligi’nde Final-Four’a kalmak ve Fenerbahçe’ye Avrupa’da değerli şampiyonluklar yaşatmaktır. Zaten Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı ailesi olarak müthiş bir ekip yarattık ve gelecekte yaşanacak olan başarılara canı gönülden inanıyoruz."

Yeni sezon için kadronuza Ivan Miljkovic ve Leonell Marshall gibi yıldızları kattınız.. Bu oyuncuların takıma sağlayacağı katkılar neler olacaktır?
"Daha önceden de yıldız oyuncular kadromuza katılmışlardı.. Miljkovic ve Marshall neredeyse dünyanın bir numarası sayılabilecek oyunculardır. Başkanımız ve yönetimimiz bize bu konuda büyük destek sağlıyorlar ve bizlerde bu tip yıldızları kadromuza katabiliyoruz. Yıldız oyuncuların kadromuza katılmasından hem Fenerbahçe hem de gençlerimiz faydalanacaktır. Gençlerimizin örnek alabileceği büyük yıldızların burada olması, gençlerimizin onlara daha yakın olması Türk voleyboluna büyük katkı sağlayacaktır."

Kuşkusuz Fenerbahçe Acıbadem’in elde ettiği başarılarda sponsor Acıbadem’in katkısı yadsınamaz. Spor takımlarına destek sağlayan sponsorlar ne gibi artılar sağlıyor?
"Büyük Spor Kulüplerinin yükü çok büyüktür.. Fenerbahçe geçtiğimiz sezon 9 branşta şampiyonluklar elde etti. Şampiyon olabilmek için taraftar desteğinin yanı sıra finans desteği de önemlidir. Karşılıklı bir alış veriş olarak görülmelidir bu.. Fenerbahçe gibi büyük bir isme sponsor olmak, o sponsora büyük bir getiri sağlar. Yani gelip geçici bir reklâm olmaz, her zaman için kalıcı bir reklâm olur. Sadece Fenerbahçe taraftarı değil, tüm Türkiye hatta tüm Dünya bunu izliyor. Bu arada yeri gelmişken bize forma reklâmı veren Türkiye’nin en iyi giyim firmalarından biri olan Kiğılı’ya çok teşekkür ediyoruz.."

Başkan Aziz Yıldırım ve yönetimin her branşa büyük ilgi gösterdiğini biliyoruz.. Bunun ne gibi etkileri var sizin üzerinizde?
"Bu kadar büyük bir kulübün, bu kadar çok branşa sahip bir kulübün Başkanının, idmanları takip etmesi, neredeyse her maçı izlemesi oyuncular için itici bir motivasyondur. Oyuncular, kulübün kendilerine gösterdiği ilginin farkına varıyorlar ve Fenerbahçe için her şeylerini sahaya yansıtıyorlar.. Arkasında böyle bir gücü hisseden, dağları bile devirir.."

Fenerbahçe taraftarı artık sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da Fenerbahçe adını zirvede görmek istiyor.. Fenerbahçe taraftarına neler söylemek istersiniz?
"Fenerbahçe taraftarı çok büyük bir taraftar.. Son yıllarda voleybola da büyük ilgi göstermeye başladılar. Artık belli bir voleybol seyircisi var.. Bir voleybol maçı nasıl izlenir, ne zaman nasıl destek verilir onu öğrendiler.. Mesela maç için İzmir’e veya Ankara’ya gidiyoruz, çok sayıda taraftarımız bizi yalnız bırakmıyor. Bu bizleri mutlu ediyor ve daha da güçlendiriyor. Taraftarımızla gurur duyuyoruz.. Hiçbir zaman bizi yalnız bırakmasınlar ve onlarla birlikte hem Türkiye’de hem de Avrupa’da el ele büyük başarılara imza atacağız."

Son olarak, Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleriniz belli oldu.. Tours VB, Sisley Treviso ve Lokomotiv Belgorod.. Grubu nasıl değerlendiriyorsunuz?
"Bence son derece güzel bir eşleşme oldu.. Son derece güçlü rakipler geldi. Bizim hedefimiz Avrupa şampiyonluğu olduğu için bu tip rakiplerle grupta karşılaşmamız bizim açımızdan çok iyi .. Bu takımlarla gruplarda karşılaşmazsak, ileriki turlarda zaten karşılaşacağız. Artık Fenerbahçe tur geçme hedefini aşmıştır. Avrupa’da final oynama hedefinde olduğumuz için kim gelirse gelsin yenip, hedeflerimize ulaşmak zorundayız."

* "Fenerbahçe Erkek Voleybol takımının "Türkiye Ligi Şampiyonluk Kupası"nı rahatlıkla kazanmasında büyük pay sahibi olan Arslan EKŞİ , arkadaşımız Saygınhan ÇELİK ile yaptığı söyleşide, takımın başarı sırrını açıkladı.. Yeni dev transferlerle çok daha güçlenen Fenerbahçe takımının yeni hedefini "Avrupa’yı sallayacağız!.." sözleriyle özetledi.

31 Ocak 2010 Pazar

Kerem'in Jan de Brandt Röportajı !!!!!!!!!!!



VGSTT-Eczacıbaşı maçı öncesi protokol karşısı tribünde ailesiyle beraber oturan Jan De Brandt ile sohbet etme fırsatı bulduğumdan bunla ilgili de birşeyler yazayım.

Bizim maçın bitimiyle rakiplerden vakifbankin son durumunuda merak ettiğimden maçı izlemek için beklemeye karar vermiştim. Salondan ayrılmayıp maç için bekleyen voleybolseverler arasında otururken sessiz ortamda can sıkıntısı başlayınca keşke kitap falan getirseydim zaman geçirmek daha kolay olurdu diye düşünüyordum. Yavaş yavaş bu maçı izlemeye salona geliveren izleyiciler yerlerini alırken, Vgs taraftarlarından bazısı "Sultans of the Sun" "Taraftarın her zamanki yerinde" pankartları asmaktaydı. Zaman ilerledikçe bizim oyuncuların birkaçının tribüne çıktığını gördüm. Kafeye gidip yiyecek birşey alanlar vardı. Bazısı sivil kıyafetlerini giymiş aileleri yanında oturuyordu, bu esnada koçunda tribünde olduğu gözüme çarptı. Uzun zamandır sormak istediğim birşey vardı, daha yakınında bir koltuğa yerleştim. Yanındaki ufak bir kız ile oynamaktaydı, bir yandan da sağ tarafında oturan sanırım kızı olabilir, genç bir kız ve beyaz saçlı daha yaşlı biri ile konuşuyordu. Bu kişi annesi midir yoksa eşi mi net anlayamadım.

Biraz uzaktan konuşmalarının ara verdiğini görünce arkasındaki boş koltuğa gidip, omzuna dokunup "Mr. de Brandt merhaba,rahatsız etmiyorsam size bir şey sorabilir miyim" dedim.
O da "tabii ki, hiç sorun değil, rahatlıkla konuşabiliriz" deyince bir süre öyle arkasına doğru dönmüş vaziyette 10 dakika kadar sohbet etme fırsatım oluverdi.

"Ben Fenerbahçe taraftarıyım" dediğimde "ahh merhaba(Türkçe)" deyip elimi sıkıverdi. "Fenerbahçe taraftarları olarak merak ettiğimiz bir konu var, sanırım sözleşmeniz sezon sonu bitiyor, acaba sözleşmenizi uzatmak için görüşmeniz olacak mı, açıkçası biz uzun yıllar bizimle kalmanızı çok arzularız" diye soruverdim.
Koç " Ben de burada kalmak istiyorum ama bu yönetimle karşılıklı bir diyalog gerektiriyor, herhalde şubat ayı içinde ya da şubattan sonra Mr. Aydınlar ile bir görüşmemiz olacak, en az iki sene daha kalmak arzusundayım, büyük ihtimal bir problem olmaz, merak etmeyin seneyede buradayım" dedi.

Ben herhalde soruyu cevapladı daha fazla rahatsız etmeyeyim, önüne mi döner acaba diye düşünürken koç konuşmaya devam edince biraz daha rahat sohbet ediverdim. " Burada başlattığımız çalışmaları bırakıp gitmemek lazım, takımda istikrarlı bir düzen kurmadan ayrılmak güzel olmaz, Bu takımı kurmak için çok büyük harcamalar yapılmakta, yıldız oyuncu transferleri için ekonomik olarak büyük emekler var" deyince ,
"Bu yıldız oyuncuların olduğu kadroyu idare etmekte kolay değildir, siz çok dostça idare ediyorsunuz,seviliyorsunuz. yıldız kaprisleri, oynayamayanların sıkıntıları olabilir falan" dedim ki hemen
"Bizim oyuncularımız yıldızlarımız gerçekten çok iyi karakterli, onlarla çalışmak çok büyük şans"

"o zaman hem buradaki şartlardan hem de İstanbul'daki yaşantınızdan memnunsunuz galiba" dedim.
"gerçekten iyi bir ekip ve yönetim içinde, güzel bir takım kurduk, sizlerinde çok güzel ilgisiyle burada olmaktan keyif alıyorum" dedi.
"ama daha yolun başındayız, şimdi çok yoğun bir tempo içine girecez daha çok çalışmak lazım, şampiyonlar liginde bu tur favoriyiz ama sonra Rus takımları Odintsovo-Dinamo Moskova(burada uff again çekti) bunlar zor rakip olacak" diye ekledi.
Bende " Haklısınız, Rus takımları gruptaki kadar kolay olmayacak, hatta buradaki son maçta Dinamoyu geridönüş ile zor yendik" deyince
"Evet,işler artık daha zor olacak, buna göre ligde biraz dinlenmek gerekiyor" diye ekledi.

"Peki koç İtalyan takımları hakkında ne dersiniz? Onlarda favoriler hemde form grafikleri hep bu zor aylarda yükselir" diye bir soruverdim
"İtalyanlar güçlüler, bu kupalarda tecrübeleride bizden çok fazla ama bakalım Final Foura varıp onlarla eşleşmemiz olursa hazırlıklarımızı gösterme fırsatımız olacak" diye cevapladı.

"Herhalde bu yoğun programda Final Four evsahipliğini almış olmayı tercih ederdiniz" dedim
"Ehh oldukça iyi bir yol olabilirdi, biraz daha dinlenme fırsatımız, özel çalışma yapacak zamanlarımız olurdu" dedi

"Neden bizim başvurumuz kabul görmedi acaba salon problemi mi, Fransız lobisi mi daha etkiliydi (bu noktada aklıma lobinin ingilizcesi gelmedi lobby diye salladım ama koç anladı,belki de doğrudur) "

"Salon faktörü önemliydi, buraya gelen izleyen görevliler bakıyorlar ufak bir salon genelde 500-600 taraftar oluyor ama bazen önemli maçlarda çok daha fazla oluyor. İnsanların ilgisine bakıyorlar, bazı diğer kriterlerde var, işin içinde para da sözkonusu tabii, hem biz organizasyonu yapacak olsak Ankara'da oynayacaktık ki bu da bu şehrin takımı olarak olumsuz oldu. Fransızlara bakarsak Cannes salonu büyük organizasyon için güzel bir yer hem de iyi referansları var, dediğin gibi masada politik etkide koymuş olabilirler, bakalım umarım oraya da gidip göreceğiz" dedi
"Bu salonda çok güzel atmosfer yarattığımız halde olmadı yani" dedim
"Bizim taraftarımız gerçekten çok özel ama bu diğer şartlar problem oluyor" deyince
"Seneye yeni salonumuz olunca alabiliriz organizasyonu" dedim
"Elbette, sanırım Ataşehirde(bunu doğru telaffuz etmesine şaşırdım) yapılıyor, projeleri gördüm,güzel bir yer olacak, o zaman kendi yerimizde organizasyon yapmak daha kolay olur" dedi
"Buradan çok çok daha büyük bir kapasitede salon olacak, bizim endişemiz bakalım daha büyük salonda aynı sıcak atmosferi yaşayabilirmiyiz, takıma destek konusunda sıkıntılarımız olur mu gibisinden şeyler
" deyince
"O zamanlarda takıma daha fazla ilgide olabilir, şüphem yok, Fener fans can do everything"
"Hem takım içinde çok sevilen arkadaş gibi birisiniz hem de taraftarları sizi çok seviyor, geldiğinizden beri gösterdiğiniz performans ile bizi çok mutlu ettiniz, sizle diyalog kurabilmekte çok kolay" deyince
"Ben karakter olarak rahat biriyim, buna bir oyun,eğlence,şov olarak bakıyorum, herkes eğlendiği sürece sorun yok. Oyuncularla da taraftarla da çok güzel eğleniyoruz"
"Umarım daha uzun yıllar bizimle beraber olursunuz teşekkürler" dedim
Tekrar elimi sıkıp "ben teşekkür ederim, gene görüşürüz" dedi.

Aslında arkasındaki koltuktan ayrılmadım ama maç başlama vakti yaklaşmıştı, rahat izlesin diye rahat bıraktım adamcağızı, yanındaki ufaklık ile diğer yanındaki Belçikalı genç güzel kızı da bu kim böyle konuşuyor gibisinden zaman zaman bana bakıyordu. Bir ara ufaklık (meğersem arkamda oturan kadının Şevval adlı kızıymış) annesinin yanına gidince koçun yanındaki koltuk boşaldı, yanına geçip biraz daha sohbet edebilirim belki diye düşünüyordum ama eczacı ikinci sette o kadar saçmalayıp seti kaybedince 2-0 geriye düşmesiyle koç ve aileside toparlanıp ayrılıverdi. Gene selam verip iyi akşamlar dedi ve gitti.

Onun gittiği sırada uzak tarafta kalan Fenerbahçe taraftarının kullandığı file arkası tribünde, oturup yemek atıştıran yerli Fenerbahçeli voleybolcularda (İpek-Songül-Naz-Seda-Çiğdem-Nihan) ayaklanıverdi. Frauke ve Alice ise onların bir sağındaki blokta vgs için bağıran Üsküdar Anadolu atkılı çocuk kalabalığının yakınında oturuyorlardı. Yerli oyuncular grubundan ayrı duruyorlardı. Bu ikili maçın son setini de oradan izlemeye devam etti. Aslında yanımda fotoğraf makinesi olsaydı böyle bir günde takımdaki bütün herkesle ve koçla fotoğraf çektirmek için çok müsait bir ortamdı. Yalnız Nati ve Gamova ortalıkta görünmüyordu, onlar daha önceden ayrılmış olabilirler.
Rakiplerimizin oynadığı maçla ilgili izlenimleri ise daha sonra yazarım.
dedi

Kerem GÜRSEL

23 Aralık 2009 Çarşamba

Gamova FB TV Muhabiri Olunca ....




Gamova ,Roberto Carlos ile Türkiye'deki son röportajını yapmış FB TV adına.
Hoş,keyifli bir aktivasyon olmuş.
Hiç beklemezdim kendisinden böyle bir şey.
Anlaşılan ilk yurt dışı mesaisinde epey keyfi yerinde gibi .....
İlgili haberin linki ;

http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=18076