Fenerbahçe Acıbadem Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Acıbadem Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2010 Pazar

Hélia Rogério de Souza Pinto (Fofao) Fenerbahçe Acıbadem'de.


Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımız, ’’Fofao’’ adıyla bilinen 30  
(40 olacak.Biraz dikkat resmi site)  yaşındaki Brezilyalı yıldız pasör Helia Rogerio de Souza Pinto’yu kadrosuna kattı.


 Mehmet Ali Aydınlar;  ’’Bugün, önemli bir isim olan Fofao’yla sözleşme imzalayıp, transferi noktalamış olduk. Ben bugüne kadar üzerimize düşen görevi yaptığımızı düşünüyorum. Çok iyi bir takım oluşturduk, çok iyi bir hoca getirdik. Bugüne kadar biz konuştuk, bundan sonra ise teknik heyetimizin ve oyuncularımızın konuşmasını bekleyeceğiz. Bu transferin de hayırlı olmasını diliyorum’
 FOFAO: ’’BU TAKIMIN PARÇASI OLMAKTAN MUTLUYUM’’-

Brezilyalı yıldız Fofao, Fenerbahçe Acıbadem takımının bir parçası olmaktan dolayı duyduğu mutluluğu aktarırken, ’’Burada olduğum sürece, voleybol kariyerim boyunca kazandığım tecrübelerimi aktarmak ve takım arkadaşlarımla birlikte başarılar kazanmak istiyorum’’ diye konuştu.


Transferde emeği geçen isimlere teşekkür eden Brezilyalı oyuncu, ’’Hayatımda ayrı bir dönem, yeni bir başlangıç gerçekleşiyor. Eminim güzel günler geçireceğiz burada’’ derken, Brezilya Milli Takımı’nda oynamayı bıraktığını ve kulüp bazında kariyerini sürdürdüğünü vurguladı.








http://img204.imageshack.us/img204/1747/fofao.jpg






















 Hélia Rogério de Souza Pinto (d. 10 Mart 1970- São Paulo)
Brezilyalı voleybolcu. Daha çok Fofão olarak tanınır. Brezilya voleybolunun en büyük pasörlerinden biridir.
Hélia spora basketbol ile başladı ancak bu dalda pek başarılı olamadı. Daha sonra voleybola geçti. Voleybolda ilk kulübü SP Centro Olimpico’ydu. Hélia önceleri smaçör olarak oynuyordu. São Caetano’nun bir antrenmanında hiç istemediği halde pasör olarak oynamak zorunda kaldı. Daha sonraları da pasörlüğe devam etti ve Brezilya'nın yetiştirdiği en büyük pasörlerden biri oldu.
Bu ilk yıllarında Hélia’nın antrenörlerinden biri José Roberto Guimarães’ti. 80’li yıllarda çok sevilen bir televizyon karakterinden esinlenerek Hélia’ya Fofão adını taktı. Oyuncu, asıl adı Hélia Rogério de Souza Pinto’dan çok bu adla tanınır.
Brezilya ulusal takımında uzun süre Fernanda Venturini’nin yedeği olarak bekledi. Venturini 1998 World Grand Prix’ye katılmayacağını açıklayınca, tam 28 yaşındayken birinci pasör olarak takımı yönetti ve o turnuvada şampiyonluğa ulaştılar. 2002 yılında Érika, Walewska, Raquel, Elisângela ve Virna ile birlikte ulusal takım antrenörü Marco Aurélio Motta’yı boykot ederek ulusal takıma katılmadılar. 2003 yılında takımın başına José Roberto Guimarães gelince yeniden ulusal takıma döndüler. Ancak aynı yıl Fernanda Venturini de ulusal takıma dönünce Fofão’ya yine yedeklik göründü. 2004 Atina Olimpiyat Oyunları’ndaki başarısızlıktan sonra Venturini ulusal takımı kesin olarak bırakınca, Fofão da birinci pasörlük ve takım kaptanlığına kavuştu.
Fofão ulusal takımla ve kulüp takımlarıyla birçok önemli başarıya imza attı. Ancak en önemli başarısı 38 yaşındayken 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları’nda aldığı altın madalya oldu.[1] Bu altın madalya aynı zamanda Brezilya’nın voleybol bayanlarda kazandığı ilk olimpiyat altın madalyasıydı. Oyuncu daha önce 1992 Barselona Olimpiyat Oyunları, 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları, 2000 Sidney Olimpiyat Oyunları, 2004 Atina Olimpiyat Oyunları'na katılmış fakat sadece 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları ve 2000 Sidney Olimpiyat Oyunları'nda iki bronz madalya kazanabilmişti. Fofão ayrıca 1994, 1996, 1998, 2004, 2006 ve 2008 yıllarında World Grand Prix şampiyonlukları yaşadı. 1999 ve 2000 World Grand Prix, 2007 Dünya Kupası, 2000 Sidney ve 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları’nda “en iyi pasör” seçildi. Sirio Perugia ile 2006 yılında Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde, 2005 ve 2007 yıllarında ise Avrupa Konfederasyon Kupası’nda şampiyonluğa ulaştı. Ayrıca 2005 yılında Avrupa Konfederasyon Kupası’nda, 2006 ve 2008 yıllarında Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde “en iyi pasör” seçildi.
Fofão voleybol yaşamını uzun süre Brezilya’da sürdürdü. 2004 yılında 34 yaşındayken Sirio Perugia’ya transfer oldu. Daha sonra ise bir sezon İspanya Süper Ligi (SFV) takımlarından Club Atletico Voleibol Murcia 2005’te oynadı. 2008 yılında Brezilya Süper Ligi takımlarından São Caetano/Blausiegel’e transfer oldu.

Oynadığı Kulüpler

Kulüp Ülke Yıllar
Pão de Açúcar E.C. Brezilya Bayrağı Brezilya 1985-1987
Pão de Açúcar/Paineiras E.C. Brezilya Bayrağı Brezilya 1988-1990
Colgate-Pão de Açúcar/São Caetano E.C. Brezilya Bayrağı Brezilya 1990-1992
Colgate/São Caetano E.C. Brezilya Bayrağı Brezilya 1992-1994
Sollo/Tietê E.C. Brezilya Bayrağı Brezilya 1994-1995
Transmontano/J.C. Amaral Brezilya Bayrağı Brezilya 1995-1996
Mizuno/Uniban Brezilya Bayrağı Brezilya 1996-1998
Uniban/São Bernardo Brezilya Bayrağı Brezilya 1998-1999
MRV / Minas Brezilya Bayrağı Brezilya 1999-2003
Rexona Brezilya 
Bayrağı Brezilya 2003-2004
Sirio Perugia İtalya Bayrağı İtalya 2004-2007
Grupo 2002 Murcia İspanya Bayrağı İspanya 2007-2008
São Caetano/Blausiegel Brezilya Bayrağı Brezilya 2008-2009
Özellikleri
  • Boy: 173 cm.
  • Kilo: 63 kg.
  • Pozisyon: Pasör.
  • Blok yüksekliği: 264 cm.
  • Smaç yüksekliği: 283 cm
Başarıları
  • 1994-World Grand Prix-Altın madalya.
  • 1994-Dünya Şampiyonası-Gümüş madalya.
  • 1995-World Grand Prix-Gümüş madalya.
  • 1995-Dünya Kupası-Gümüş madalya.
  • 1996-Atlanta Olimpiyat Oyunları-Bronz madalya.
  • 1996-World Grand Prix-Altın madalya.
  • 1997-World Grand Champions Cup-Bronz madalya.
  • 1998-World Grand Prix-Altın madalya.
  • 1999-World Grand Prix-Gümüş madalya.
  • 1999-World Grand Prix- En iyi pasör.
  • 1999-Dünya Kupası-Bronz madalya.
  • 2000-World Grand Prix-Bronz madalya.
  • 2000-World Grand Prix- En iyi pasör.
  • 2000-Sidney Olimpiyat Oyunları-Bronz madalya.
  • 2000-Sidney Olimpiyat Oyunları- En iyi pasör.
  • 2003-Dünya Kupası-Gümüş madalya.
  • 2004-World Grand Prix-Altın madalya.
  • 2005-CEV Kupası Şampiyonluğu-Sirio Perugia.
  • 2005-CEV Kupası-En iyi pasör- Sirio Perugia.
  • 2006-Avrupa Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu-Sirio Perugia.
  • 2006-Avrupa Şampiyonlar Ligi-En iyi pasör- Sirio Perugia.
  • 2006-World Grand Prix-Altın madalya.
  • 2006-Dünya Şampiyonası-Gümüş madalya.
  • 2007-CEV Kupası Şampiyonluğu-Sirio Perugia
  • 2007-Dünya Kupası-Gümüş madalya.
  • 2007-Dünya Kupası-En iyi pasör.
  • 2008-Avrupa Şampiyonlar Ligi-En iyi pasör-CAV Murcia 2005.
  • 2008-World Grand Prix-Altın madalya.
  • 2008-Pekin Olimpiyat Oyunları-Altın madalya.
  • 2008-Pekin Olimpiyat Oyunları-En iyi pasör.

  • Fofao geliyor










    http://img535.imageshack.us/img535/5097/fofao1.jpg
    http://img291.imageshack.us/img291/2992/fofao2.jpg 
     http://img811.imageshack.us/img811/1456/fofao3.jpg

    ******************************************************************************************
    Hayırlı Uğurlu Olsun.
    Resmileşmesini beklediğimiz önceden ismi çıkmış bir transferdi.
    Fofao'yu anlatmaya gerek yok herhalde.''Yaşayan Efsane'' sıfatında Dünyanın en iyi ilk 2-3 pasöründen biri.Yaşı ve boyu konusunda endişeler var.Yaş konusu sürekli yazılıyor ama Voleybolda kendine iyi bakan oyuncular ileri yaşlarda bile oynayabiliyorlar.Kirilova hala bırakmadı.Arzu Göllü transfer yaptı ve gsmp'ye gitti.Kaldı ki Fofao sanırım sadece Avrupa maçlarında oynaycak.Belki ligte Eczacı'ya karşı 
    oynar.Hocanın bileceği bir iş bu.Yoğun tempoya girmeyeceği için tcrübesini konuşturarak faydalı olacaktır.Daha 2 sene önce 2008 Olimpiyatlarının En İyi Pasörü seçilmiş bir oyuncudan bahsediyoruz.
    1.73 boyu blok zaafiyeti oluşturabileceği ,smaçörlerin üzerinden rahat geçeceği söyleniyor hemen.
    Bu kadar kariyeri bu boyla yaptı herhalde bu oyuncu.Zamanlama ile sıçrama ile aklıyla bu dezavantajı kapatıyor.Oyun zekası,yaratıcılığı,pasları üst düzeyde.
    Bir diğer sıkıntı olabilecek konu,gene belli bir tayfanın Hoca kendi vatandaşını kayırıyor Jan-Dirickx'te olduğu gibi masallarıdır.Şimdiden yazılmaya başlanmış bile.
    FB TV yorumcusu Aylin Hanım'a büyük görev düşüyor burada.Diricx'e yaptığını umarım Fofao'ya yapmaz.İmza töreninde sorduğu yurt dışında oynadınız mı gibi garip sorusunun (bunu bilmesi,araştırması gerekirdi) sonucunda düştüğü durumun rövanşını almaya kalkmaz ümit ederim.
    Aslında herkesin istediği bir transfer oldu.Naz oynasın diyenler oynadığını görecekler.
    Avrupa için Naz'ı tecrübesiz görenler de Fofao Avupa maçlarında oynadığında memnun olurlar herhalde.Öte yandan böyle bir efsaneden bir nevi pasör antrenörü olarak eğer almak isterse Naz'a 
    öğreneceği yeni şeyler imkanı da doğmuş oldu.
    Bia'dan referans almasına da sevindim.Bia'yı unutmadık hiç.
    Bu transfer ile M.Ali Aydınlar dediği gibi üstüne düşeni yaptı.Bundan sonra iş teknik kadro,oyuncular ve taraftar da.M.Ali Bey'e bir kere daha teşekkür ederken umarım verdiklerinin karşılığını alır ,hepimiz 
    mutlu oluruz.

Yağmur Koçyiğit ve Zülfiye Gündoğdu Yeni Sarı Melekler !!!!



Zülfiye ve Yağmur Fenerbahçe Acıbadem’de.
Lig ve Kupa şampiyonu, Avrupa ikincisi Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımız’da transferler sürüyor. Takımımız son olarak Bursa Nilüfer Belediyesi’nden Zülfiye Gündoğdu ve Beşiktaş’tan Yağmur Koçyiğit’i, düzenlenen bir törenle renklerine bağladı.
Mehmet Ali Aydınlar ise  "Bu transferlerimizle birlikte takımımızın eksik yerlerini tamamlamış bulunuyoruz. Yarın son bir yabancı transferimiz daha olacak" diye konuştu. Geniş bir kadro kurduklarını ifade eden Aydınlar, "Dört yabancı oyuncumuz var, yarın da 5 olacak. Toplamda 15 oyuncumuz var. 3 yabancı oyuncu sınırlaması, ayrıca yoğun maç trafiği olması nedeniyle geniş, nitelikli ve kaliteli bir kadro oluşturduk. Zülfiye ve Yağmur’un takımımıza güç katacaklarına inanıyoruz" dedi.

Herkes Fenerbahçe’yi ister
Yeni transferlerimizden Zülfiye Gündoğdu, büyük bir kulüpte oynamaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Herkes burada oynamak ister, mutluyum" derken; Yağmur Koçyiğit ise  Fenerbahçe Acıbadem’de büyük başarılara imza atacaklarını kaydederek, hayırlı bir sezon olmasını diledi.

Yağmur Koçyiğit Kimdir?
 Beşiktaş’tan transfer ettiğimiz Yağmur Koçyiğit 1988 doğumlu. 1.85 metre boyundaki smaçörün,  daha önce de 1 yıllık bir İspanya tecrübesi var.

 Zülfiye Gündoğdu kimdir?
Nilüfer Belediyesi’nden transfer ettiğimiz Zülfiye Gündoğdu ise 1982 doğumlu. Tecrübeli pasör, daha önceleri de Gazi Üniversitesi, Değirmendere, Yalovaspor, TED Kolejleri ve İller Bankası’nda forma giydi. Zülfiye Gündoğdu, geçen yıl İtalya’da düzenlenen Akdeniz Oyunları’nda Plaj Voleybolu Milli Takımımiz ile çeyrek finale yükselmeyi başarmıştı.

*****************************************************************************
 Her iki oyuncumuza da Hayırlı Olsun.Başarılar.
Böyle bir kadroya transfer edildiklerine göre layık görülmüş,iyi bulunmuş oyunculardır.
2 oyuncuyu da fazla tanımıyorum çünkü maçlarını seyretmedim.Yağmur'un bir kaç maçına denk geldim sadece.2 oyuncu da rezerv oyuncu olarak düşünülerek transfer edilmiştir.Kendileri de bunu bilerek gelmişlerdir.Zülfiye'yi tanıyanlar iyi bir pasör olduğunu söylüyorlar.Sanırım Türkiye liginde Naz'ın yedeği olacak.Tecrübesi ile kenarda iyi bir alternatif olacaktır.Pelin Çelik'e tercih ederim.
Yağmur yurt dışı (İspanya) tecrübesi yaşamış az sayıdaki voleybolcularımızdan.
Genç ve gelecek vaadeden bir profili var.Geliştirmesi gereken  eksiklerini giderirse tabii.
İzlediğim maçlarda hücumda zaman zaman iyi,zaman zaman bitiricilik sorunu çekti.
Yalnız manşeti zayıftı.Bu sezon bjk'nin Popoviç'ten sonra elle tutulur tek oyuncusuydu.
Biraz istatistiklerine baktım ;
Yağmur 3-1 yendiğimiz maçta 9 sayı ile oynamış.22/8.% 36.1 hata.4 blokta kalma.1 blok sayısı.
Manşette 30/2.% 47(20).6 serviste sayı ve hatası yok.
Eczacıbaşı'na 3-0 yenildikleri maçta gene 9 sayı.23/9.% 39.1 hata.
Manşette 26/1 hata.% 42 (31).8 serviste 1 hata,sayısı yok.
Vakıfbank'a 3-1 yenildikleri maçta ; 12 sayı.31/10.% 32.2 hata,3 blokta kalma.2 blok sayısı.
Manşette 35/2.% 63(37).11 serviste 2 hata.
gs play off 3-2 kaybettikleri 2.maçta 19 sayı.39/17.% 44.6 hücum hatası.2 blok sayısı var.
Manşette 26/1.% 81 (46).13 serviste hata ve sayısı yok.
Gene gs'ye 3-0 kaybettikleri maçta 2 sayısı var.15/2.% 13.2 hata,3 blokta kalma.
Manşette 30/1.% 47(40).11 serviste sayı ve hatası yok.
  Umarım manşetini daha da geliştirir.
FBA'nın transfer politikası eleştiriliyordu bazıları tarafından.Yabancı yıldızları alarak kupa peşinde koşuluyor.
İlerisi düşünülmüyor.Kalıcılık olmayacak.Yerlilere ne olacak diye.
Alın işte içeriden alınabilecek gelişime açık bir genç yetenek alındı.Ne kadar oynatılacağı hocaya bağlı ve
bu kadro içinde antrenman yapması bile iyidir.
Yağmur transferini  doğru ve akıllı buluyorum.
Tekrar İki oyuncumuza da Hayırlı Olsun.Onlar da artık Sarı Melek.

9 Haziran 2010 Çarşamba

FBA , Gündeme dair birkaç şey vs ...

Herkesçe bilinen bir gerçek ki FBA bayan voleybola yeni bir soluk getirdi. Yaptığı transferlerle , aldığı sonuçlarla sadece Türkiye’de değil Avrupa da da birçok kişinin dikkatini çekti ve çekmeye de devam ediyor. Yazıda FBA – Türkiye deki önemli rakiplerimiz ve birazda gündeme dair bişeyler karaladım.Gerek geçmişe gerekse geleceğe yönelik tespitlerde bulunmaya çalıştım.

Geçen sezonki transfer politikasına değinerek başlayayım. Türkiye ligini şampiyon tamamlayan takımın ilk altısından Eda , Seda ve Çiğdem kalmıştı. Bunların yanına Nati ve Katya gibi dünya çapında starlar eklenmişti. Yani kadro hemen hemen sil baştan olmuştu. Buna rağmen bu kadro daha ilk sezonda Türkiye’de 3 kupayıda müzesine götürdü artı olarakta CL de final oynadı.

Bu sezona bakacak olursak 2 önemli değişiklik görüyoruz. Antrenör Brandt ve Rus yıldız Gamova’nın ayrılışı…

Geçen sezon FBA için oyuncuya göre sistem anlayışı geçerliydi. Bir çok etmen Gamova üzerine kuruluydu. Pasörün pas seviyesini vasat ayarlama lüksü yoktu. (Çünkü Katya’nın Nati gibi her topa vurabilecek bir tekniği veyahut buna uygun bir fiziği yok.) Katya , arkadayken takımın arka alan savunması bariz şekilde zaafiyet gösteriyordu. Gamova’nın fiziksel avantajı hücumda kendisi ve takımı için şüphesiz ki önemli bir avantaj fakat arka alan savunması açısından bakacak olursak bir o kadar da dezavantaj. Bu yüzdendir ki Gamova’nın oynadığı kulüp takımlarında temposuz bir oyun benimsenir. Topun oyunda fazla kalması Katyalı bir takımın en son isteyeceği şeydir. Bu şekildeki bir takım anlayışının rakiplerce alt edilebilmesi için (sonuçta Katya ve Nati oyunun kaderini kolayca etkileyebilecek fark yaratacak smaçörler) manşet alan 2 smaçöründe hem defansta hemde ofansta istikrarlı olmaları ve belli bir standartın altına düşmemeleri gerekir. Artı olarak arka alan savunmasında mükemmele yakın dizilmeleri yani yerinde pozisyon almaları gerekir.(burada çaprazın rolüde önemlidir (libero ve 4 numaraya değinmeye gerek yok onların arka alan süpürücülüğü yapmaları zorunlu bir durum) , arka alan savunmasında önsezisi, zamanlaması ve pozisyon bilgisi üst düzey olan çaprazlar fark yaratır ki bu unsur FBA da yoktu. Bazı kesimler tarafından beğenilmeyen Ortolani’nin Bergamo sistemine cuk oturmasının temel sebebi üstün pozisyon bilgisi ve zıplama kabiliyeti değilmidir) 2009-Gamova’lı Moskova 2010 Gamova’lı FBA . Moskova ve FBA takımlarının CL de ki fikstürüne (belirttiğim yıllardaki) ve sonuçlarına dikkatli bir şekilde göz atanlar bazı benzerlikler görecektir.

Şunu görmek gerekir ki dünyada voleybolun konjonktürü çok değişti. Tek bir işi üstün şekilde yapan , fakat diğer özellikleri yetersiz olan voleybolcuların geçerliliği eskisi gibi kalmadı. Bir çaprazın arka alan savunmasını iyi yapması durumu bazılarına “iyi yapmasada olur” gibi gelebilir ya da ne bileyim bir smaçörün çok iyi manşet alamamasına “hücumu çok iyi manşeti vasat olsada olur” gibi fikirler öne sürülebilir ama artık bu tip ezber ifadeler tarih olmaya başladı. Tabi çaprazın savunmasından kalkıpta libero gibi uçsun kaçsın gibisinden şeyleri kastetmiyoruz. Ama belirli bir standartı yakalasın ve bu konuda her geçen gün kendini geliştirsin.

Çok iyi bir sezon geçiren FBA , CL yi almayı başaramadı. Takımın teknik ve idari yöneticilerinin bir karar vermesi gerekiyordu. Nasıl bir yol izleyeceğiz. Nasıl bir sistem kuracağız. CL yi almak için öncelikli model ne olmalı ?

Gamova’nın ayrılık kararının FBA için hayırlı olduğunu düşünüyorum. Takım bu sayede kabuk değiştirdi. Bilinçli yapıldığını düşünmesem de benzediği model Volley Bergamo oldu. Geçen sezon ki FBA’nın antitezi konumunda olan , sisteme göre oyuncu anlayışını benimseyen Volley Bergamo…

Gerekçelerine değinecek olursak ,

Bir kere arka alan müdaafasında Gamova’nın getirmiş olduğu yük kalkmış oldu , takımın üst seviye orta oyuncu açığı kapatıldı. Ve de en önemlisi eksik olan komple oyuncu takviyesi yapıldı. Bu en önemli husus diyorum , çünkü eğer çok güçlü bir takım olmak ve CL yi almak ana hedefse birbirinin çaprazı olan 2 smaçöründe hücumu ve manşeti dengeli ve iyi bir şekilde yerine getirmesi gerekir. Çapraz mevkisine Skowronska hamlesi ise mükemmel bir nokta atışı. Bazı kesimler bu transfere gereksizdi gibilerinden yaklaşsa da FBA için çok gerekli bir oyuncuydu Skowronska. Tekrar söylüyorum ki müthiş bir hamle. Kasia’yı dikkatli izleyen biri olarak çok özel bir oyuncu olduğunu söyleyebilirim. Öyle ki müthiş bir bitirici. Hani bazı oyuncular vardır pek bloğa yakalanmazlar ama vurduğu çoğu top arka alandan çıkar , Skowronska’da böyle bir şey çok az gördüm. Bloğu geçen topu genelde ölüyor. Fakat Gamova ile kıyaslarsak blokta daha fazla kalabilen bir oyuncu. Ama yinede MÜKEMMEL bir BİTİRİCİ…

Kasia güzelliği ile dikkat çeken bir oyuncu bu yüzden üstün yetenekleri biraz geri planda kalıyor tıpkı Piccinini gibi. Halbuki gerek Francesca gerekse Kasia müthiş yetenekli oyuncular. Biri savunma ustası öteki hücum. Polonya’da Niemczyk döneminde ortadan oynayan bir oyuncuydu Kasia. Keza Novara da 2006-07 sezonunda orta oyuncu olarak görev aldı. Fakat ertesi sezondan itibaren çapraz mevkiine döndü ve müthiş bir hücum silahı haline geldi.

Seda ile Kasia’yı kıyaslayan yorumlar görmek mümkün. Şahsen iki oyuncuyu kıyaslamayı doğru bulmuyorum. Seda’nın en parlak sezonu FBA ile ilk şampiyonluğunu yaşadığı sezondu. Bu kıyaslayıcılar ya da işlerine gelince her türlü istatistiki bilgiyi sunan kişiler (ki bu kişiler genelde Naz fanatiğidir ve de onu oynatmayan her coacha sallar dururlar) Seda’nın o sezon ki final serisinde yakalamış olduğu atak yüzdesini gitsin bir araştırsınlar bakalım ? Sonuç ne çıkacak. Bir tarafta kariyeri boyunca önemli maçlarda yüksek bir atak yüzdesi tutturamamış bir oyuncu diğer yanda voleybolun NBA sında top öldürme konusunda en iyiler arasında yer alan bir oyuncu.

Top öldürme konusunda Avrupanın hatta Dünyanın en iyilerinden biri alınmış ne gerek vardı bu transfere diyorlar. Üstelik Seda ile kıyaslıyorlar. Böylelerine bu kadar açıklama bile değmez…

Kasia hamlesi ile Nati – Sokolova ve Kasia ‘nın alacağı top sayısı birbirlerine yakın olacaktır. Yani ataklar bu üçlü arasında birbirlerine yakın şekilde paylaştırılacaktır. (Bergamo ve Pesaro benzeri bir yapı)

Bir diğer konu ise Fürst ve Skowronska’nın getireceği servis üstünlüğü. Bu ikili 2 yıl önceki Scavolini sisteminin temel taşlarındandı. O sezonki Scavolini Fürst ve Kasia önderliğindeki servisleriyle rakiplerini kolaylıkla pasifize ediyordu. Servis konusunda dünyanın en iyilerindendirler. Geçen sezon servisleriyle etkili olan FBA bu sezon bu etkinliğini daha da arttıracaktır.

Biliyorsunuz ki ligde max 3 yabancı oynatılacak. Bu yüzden bazı yabancılar tribünde olacaklar. Peki hangi yabancılarımız ilk 6 da tercih edilmelidir ?

Bu sorunun cevabını rakiplerimizin kadro kalitesi belli edecektir. VGSTT ve Eczacıbaşı (atılım yapacaklarsa GS) gibi rakiplere karşı Nati ve Sokolova kesinlikle birbirlerinin çaprazı olarak oynayacaklardır. 3. yabancının orta mı pasör mü yoksa çapraz mı olması gerektiği konusuna yazının ilerleyen bölümlerinde değineceğim. Bu iki takıma karşı olan maçlar dışındaki müsabakalarda Nati - Sokolova’dan biri tribüne çıkacaktır.

Olumlu etkenlerin yanında bazı olumsuzluklarda olacaktır elbette.

CL de gruplar şu aşamada kaç takımlı olacak bilemiyorum ama CL F4 için evsahipliği gruptan çıkınca belli oluyor. Evsahipliğini alan takım F4 e kadar CL maçı oynamıyor. Bu ne demek ?

Organizasyonda ev sahipliği FBA ya verilirse, (gruplarda kaç takım olacak bilmiyorum ama tahmini ya 5 ya da 4 olacak - 5 olursa 8 , 4 olursa 6 maç) takım 6 veya 8 maç oynayacak. Bu sahip olduğumuz tüm yabancıları aynı anda sadece 6 veya 8 maçta bir arada oynatabileceğimiz anlamına geliyor. Kuşkusuz önemli bir sorun. Açıkcası FBA nın F4 ü düzenlemesi taraftarı değilim. Gruplarda oynayacağımız takımlardan aşağı yukarı biri bizim ayarımıza yakın olacak dolayısıyla adam gibi ancak 2 maç oynayabileceğiz. Mevcut durumda en büyük çekincem bu konu. Artı olarak Türkiye ligindeki bir çok maçta Naz tercih edilecektir. Fofao (şayet alındıysa) VGSTT-Eczacıbaşı ve CL maçlarında ilk 6 başlasa bile oyuncularla uyumu ne derece sağlıklı olur o da bende uyanan bir başka soru işareti. Fakat bahsi geçen pasör müthiş bir tecrübeye ve deneyime sahip ki pasörlük mevkisi için bu nitelikler çok önemlidir.

Yinede takımın bu durumların üstesinden geleceğini düşünüyorum.

Toparlamak gerekirse , doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum. Stil olarak gerçek bir İtalyan takımı olduk. Yaptığımız takviyelerin en büyük ortak özellikleri , kötü oldukları gün dahi, belli bir seviyenin altına inmemeleridir.

FBA organizasyonu içerisinde yer alan oyuncuların önce işlerine sonrada rakiplerine duyacağı saygıdan en küçük bir şüphem yok. Bu da başarıyı getiren en büyük unsur olacaktır. Şuna inanıyorum ki sonumuz ne bir Murcia ne de bir Zurih olacak. Bu takım olimpik sporlarda Türkiye’ye gelmemiş olan CL kupasını getirebilecek çapta bir takımdır. Böyle bir takıma sahip olmanın keyfini çıkaracakken hala sağa sola çamur atanlar var. Ne sevinmeyi biliyorlar nede üzülmeyi …

Yeni antrenör konusunda ise , açık konuşmak gerekirse Jan de Brandt’ın gitmesine üzüldüm. Kaliteli bir teknik adamdı. Takımın yıldızlar topluluğu olduğu ve Jan de Brandt’ın bu kadroyu kaldıramayacağı düşünüldü ki devam edilmedi. Açıkcası bu ve bunun gibi fikirlere asla katılmıyorum. Aylin Üstündağ’ı ise Allah’a havale ediyorum.

Sonuçta yeni antrenör Guimaraes oldu ya da bilinen adıyla Ze Roberto. Brezilyalının kariyeri müthiş başarılarla dolu. Hem erkeklerde hemde bayanlarda antrenör olarak Olimpiyat şampiyonluğu yaşamak müthiş bir olaydır. Takım ile iyi işler çıkaracağını düşünüyorum. Geçmişte İtalya’da çalıştırmış olduğu Scavolini ile CL şampiyonluğuna ulaşmayı başaramadı ama yinede önemli işler yaptı. Görevi Abbondanza’dan devraldığı 2007 sezonunda (ki o kadroda Brezilya’nın 2 önemli ismi Mari ve Sheilla’da vardı) fazla bir varlık gösteremedi. 2008 de görevi yardımcısı Vercesi’ye (maç anındaki heyecanlı halleriyle bilinir) devretti ya da daha doğrusu pasif antrenörlük yaptı , 2009 da takıma yeniden döndü. 2 Brezilyalı ile 2007 de pekte başarılı olamayan Guimaraes bu iki oyuncunun ülkelerine dönmesinden sonra Steinbrecher’in (Mari) yerine bir diğer Brezilyalı smaçör Jaqueline’yi , Sheilla’nın yerine ise Skowronska’yı takıma kattı. Öyle ki Vercesi ile İtalya’da çok iyi işler çıkaran bu ikilinin ayrılması ilk başlarda karamsarlığa yol açmıştı fakat sonradan görülecekti ki gerek Ze Roberto’nun dönüşü gerekse Kasia-Jaqueline ikilisinin takıma dahil edilişi rüya gibi bir sezonun öncesinde yapılmış sağlam bir temel atma töreniydi.

2009-Scavolini Pesoro …

Benim için özel bir takımdı. Tamam , kabul ediyorum 2003 – Perugia (Aguero , Francia , Gioli , Kirillova , Swien) ve 2005 – Bergamo (Grün , Poljak , Sokolova , Piccinini , Zhukova) da müthiş takımlardı. Ama 2009 – Pesaro’nun bende ayrı bir yeri vardı. Kanımca voleybol tarihinin görmüş olduğu en iyi takımdı.

O yılın CEV Cup şampiyonu (yarı finalde FBA’yı elemişlerdi) Osmokroviç , Feng ve Cardullo gibi isimleri kadrosunda barındıran Novara’yı hem Süper Kupa hem de İtalya Kupası finalinde yenerek şampiyon olmuşlardı. Finalde yine Novara’yı süpürerek şampiyon olmuşlardı. Fakat CL yi alamamışlardı hemde unutulmaz bir seri sonrasında. (Bergamo’ya F4 öncesi altın set ile elenmişlerdi)

Kadroda FBA’nın yeni transferleri Fürst ve Skowronska’da yer alıyordu. Scavolini - Fürst , Kasia ve Jaqueline gibi isimler ile müthiş servisler atarak rakiplerini bozabiliyordu buna orta oyuncularının yanında Costagrande’nin müthiş blokörlüğüde eklenince rüya gibi bir sezon geçirmişlerdi. Tabi hem Jaqueline hemde Costa’nın manşette harika bir ikili oluşturduğunu da belirtmek gerek. Costa demişken , 2005 yılında Abbondanza tarafından takıma dahil edilirken ilerisi için birçok kimse onun bu kadar lider ve komple bir oyuncu olacağını tahmin edemezdi. Ama o müthiş bir gelişim gösterdi ve Scavolini organizayonunun en temel taşı oldu. Ze Roberto’nun favori oyunculardandır. Zira Guimaraes , FBA ile anlaşma imzaladığı basın toplantısında Costa’nın adını olumlu bir şekilde defalarca zikretti. Her eve lazım derler ya Costagrande’de her takıma lazım bir 4 numara. Dinamo Moskova’ya gittiği söyleniyor , transfer kesinleştiyse Guimaraes’in dediği gibi Rus ekibi çok büyük bir güç kazanmış oldu.

2008-09 sezonunda , Guimaraes ile CL yine gelmemişti. Fakat rüya gibi bir sezon yaşanmıştı. Şu da ilginç bir anekdotdur ki , tarihte hiçbir İtalyan takımı hem Ligi hemde CL yi aynı anda kazanmayı başaramamıştır.

Guimaraes FBA takımının yeni antrenörü. Elinde çok kaliteli bir takımın olduğunun farkında.
Maçlar kağıt üzerinde kazanılmaz. Fakat kağıt üzerinde değerlendirmeler yapılabilir ki Guimaraes’te yapıyordur mutlaka. 2009 – Scavolini ile şimdiki FBA arasında çok fark olmadığını oda biliyor. O yüzden geçmişte yaşadığı bu acı verici tecrübenin (favori olduğu bir seride Bergamo’ya şanssız bir şekilde elenmesi) bir daha tekrarlanmaması için gereken tüm önlemleri alacaktır.

VGSTT ve özellikle Eczacıbaşı ‘da gelecek sezonun iddialı takımlarından olacaktır. VGSTT de Glinka’nın alınması riskli bir tercih olarak nitelendirilebilinir. Bir süre voleybola ara veren Polonyalı yıldızın eski günlerine dönüp dönmeyeceğini doğrusu bende merak ediyorum. Polonyalıların son yıllarda yetiştirdiği en önemli 2 hücum gücünün (bakalım Kaczor kendini geliştirebilecek mi ?) Türkiye liginde mücadele edecek olması adeta bir voleybol ülkesi olan Polonya’nın da dikkatini çekecektir. Türkiye liginin Polsatta yayınlanması ilgi çekici bir atılım olurdu açıkcası. Polonyalıların eğer gerçekten böyle bir niyeti varsa federasyon ve yayıncı kuruluşunda yardımcı olması gerektiğini düşünüyorum. Polsatsport Avrupa ve Türkiye’de oldukça takip edilen bir kanaldır. Türk ligini yayınlamaları sadece Polonyalıların değil voleybolu seven tüm Avrupalıların seyrine neden olacaktır. Birkaç yıl önce İtalya Devlet Televizyonu (RAİ Sport) da bayan voleybol maçlarını yayınlıyordu. Açıkcası çokta takip ediliyordu. Fakat İtalya ligi yayın haklarının 2008-09 sezonundan itibaren SKY platformuna geçmesiyle bu platformun üyesi olmayanlar ligi takip edemez hale geldi.

Rakiplerimizin transferlerine tekrar dönecek olursak , VGSTT ‘nin Glinka hamlesinden sonra komple bir 4 numara takviyesi yapacağını düşünüyordum. Fakat Nikoliç ile yeniden anlaştıklarını öğrendim.(şimdiden geçmiş olsun) Mevcut kadroları itibariyle iddiasızlar diyemeyiz ama görünen o ki VGSTT geçen yılki finali mumla arayacak. CL de ise en iyi ihtimal F6 yaparlar.

Gelelim Eczacıbaşına. Geçen sezon gerek lig gerekse Avrupa da büyük hayal kırıklığı yaşayan kulüp bunun acısını çıkartma peşinde. Neslihan , Del Core ve Barazza transferleri oldukça yerinde hamleler.

Neslihan , birkaç yıl öncesine kadar topumu öldürürüm göstermelik zıplarım şansa bala blok olursa ne ala , gerisine de karışmam tarzında bir oyuncuydu.Yani ben assolistim çok güzel şarkı söylerim başkada iş yapmam tavrındaydı. Fakat bu mantaliteden sıyrılarak özellikle bu sezon inanılmaz bir gelişme kaydetti. Hücumda ki etkinliği zaten bilinen bir şeydi bunun yanında savunma zaaflarını da kapattı ve mükemmel bir pasör çaprazı oldu. Blok desen var , arka alan savunması artı pozisyon alışı çok iyi. Serviste etkili olarak hem smac hem de J.F kullanabiliyor. Çıkarılamayacak toplara bile öyle bir planjon yapıyor ki o top çıkmasa da şansını zorlaması müthiş bir gelişme gösterdiğinin en somut göstergesi. Bir Türk sporcusunda nadir görülen bir gelişmeye imza attı. Çok olumlu bir transfer.

Del Core ise Taurasi ile birlikte yılın transferi. Kendisini hep FBA formasıyla görmek istemiştim , fakat kaderde onu Eczacı formasıyla izlemek varmış. Olsun Türkiye’ye gelmesi bile yeterli. Mükemmel bir takviye. Hücumsal bitiricilik olarak ne bir Francia ne de bir Osmokroviç değil. Fakat buna rağmen hücumda belli bir standartı olan ve onun altına çok nadir düşen bir oyuncu. Savunması ise mükemmel. Önsezileri , zamanlaması , soğukkanlılığı , pozisyon alışı tam anlamıyla usta işi. Komple bir oyuncu. Son 3 sezondur CL şampiyonu olmuş olan Perugia ve Bergamo takımlarında kilit roller üstlendi. Şüphesiz Eczacıbaşı’na büyük güç kattı. Eczacıbaşı yaptığı şık transferlerle üst düzey bir takım kimliğine büründü. Yalnız Barazza değilde Walewska’yı transfer etmiş olsalardı yapı itibariyle 2006 CL şampiyonu Perugia’ya (Francia ve Fofao’nun ya da gerçek ismiyle Helia de Souza olduğu yıl) çok benzeyeceklerdi. O sezon Francia manşette aksamasına rağmen gerek Swien gerekse Walewska bu zaafı özellikle CL de başarıyla tölare etmişlerdi. (Arcangeli’yi de unutmamak gerek) Francia muhtemelen bu yıl 4 numaraya geçecektir. Neslide çapraz oynayacak. Takım olarak çok iyi bir hücum gücüne sahipler , top oyunda fazla kalsada olumsuz etkilenmeyeceklerdir zira arka alan savunmalarının iyi işler çıkaracağını düşünüyorum. En büyük zaafları Francia’nın manşeti olacaktır. Francia rakip takımlar için maden olabilir ki bunu FBA çok iyi kullanmıştı.(2008-09 final serisi)

Esra Gümüş takımda kalacaksa Francia’ya altenatif olacaktır. Pasör mevkisine ise Elif’in alınması onları nasıl etkileyecek kestirmek güç ama çokta fazla sırıtmaz gibime geliyor. Dediğim gibi üst düzey bir takım oldular ama CL ve Türkiye’de alacakları dereceleri etkileyecek birinci etken Francia’nın manşet zaafıdır. Başarıları bu zaafı tölare etme oranıyla paralellik gösterecektir. Yazının ilk kısımlarında ifade etmiştim , FBA özellikle Eczacıbaşı maçlarında Sokolova ve Osmokroviç ikilisini bozmayacaktır. Bu iki takım arasındaki maçlarda özellikle iki unsur ön plana çıkacaktır birincisi manşette caydırıcılık ikincisi hücumda bitiricilik. İki kilit kelime… CAYDIRICILIK - BİTİRİCİLİK

Eczacıbaşı cephesinde 4 numaraların Francia ve Del Core çaprazın ise Neslihan olacağı su götürmez bir gerçek. Peki FBA için en sağlıklı tercih ne olacak ? Bir kere manşet alacak smaçörlerin Sokolova -Osmokroviç olacağı konusunda çoğu kişi hemfikir. Esas soru - Çapraz kim olacak ? Seda’ mı ? Skowronska mı ? 2 kilit kelimeden söz etmiştik. Caydırıcılık ve Bitiricilik. Nati ve Sokolova ikilisi manşette caydırıcı hücumda ise bitirici bir ikili. Çaprazdan manşette caydırıcılık bekleyemeyiz zira FBA sisteminde büyük ihtimalle çapraz manşet almayacak (dipnot ; 2008-09 Dinamo Moskova bu sistemi benimsemişti – Safranova’ya çapraz olarak manşet aldırıyorlardı – bu arada Safranova’ya Allah acil şifalar versin) o halde FBA sisteminde çaprazın çok iyi bir bitirici olması gerekir. Bu isim ise kesinlikle Skowronska ‘dır. Kim ne derse desin Seda’nın hücumsal bazda iki önemli eksiği var. Birincisi iyi zıplayamaması ikincisi ise hiçbir zaman İSTİKRARLI bir şekilde üst düzey bir bitirici (atak yüzdesi) olamaması. Dolayısıyla FBA’nın Nati – Sokolova – Skowronska üçlüsünü bilhassa Eczacıbaşı maçlarında bir arada oynatması kaçınılmaz bir gerçektir. (Fürst ve yabancı pasörü tribüne göndererek) Yalnız Seda’nın şu konuda hakkını yemeyeyim , arka alan savunmasını eskiye oranla biraz daha düzeltti zaten gerek Kasia gerekse Seda bu konuda Gamova’dan kat be kat daha iyiler.

Sonuç olarak , ben FBA takımının bu doğrultudaki bir altıyla çıkması durumunda Eczacıbaşını zorda olsa alt edebileceğini düşünüyorum. Avrupa’da ise en büyük rakipler an itibariyle Cortese ve Moskova olacaktır. Tabi Bergamo’yu da unutmamak gerek…

Birazda sınırlarımızın ötesine geçelim ve bir iki şeyde yaklaşık 1 ay önce sona eren İtalya Erkekler Voleybol liginin yarıfinal – final serileri hakkında söyleyelim.

Yarı finalde ki Lube Banca Macerata – İtas Diatec Trento serisi adeta nefes kesti. Seride 2-0 geriye düşen Macerata , üçüncü maçı 3-0 alarak durumu 2-1 e taşıdı. Serinin dördüncü maçının saatinin Barcelona-İnter maçına denk gelmesi ise şanssız bir durumdu , bir tercih yapmam gerekiyordu. Tercihimi voleybol maçına yönelik kullandım. İyiki de kullanmışım. Enfes bir mücadele seyrettim. Maçın Tie Break’e kalacağını tahmin ediyordum. Nitekim öyle de oldu. Tie Breakte ise daha soğukkanlı olan ekip maçı kazandı. Şüphesiz maçın kırılma anı 5.setin sonlarında Cisolla’nın Sala’dan yediği blok oldu. O andan sonra rahatlayan Trento maçı kazanmasını bilerek seriyi 3-1 e getirdi ve adını finale yazdırdı.Fakat şunu söylemeliyim ki seri 3-1 bitmesine rağmen Macerata’yı da çok beğendim. Kritik anlardaki bitiricilik özelliklerinin Trento’ya oranla eksikliği onları finalden etti. 2 sezon öncesinde Fenerbahçe’yi Champions League’den eleyen Macerata kadro olarak hemen hemen aynı takımdı. Birtek smaçör Snippe ve orta oyuncu Rodrigao takımda yoktu. Mevcut smaçörler Swiderski , Cisolla ve Martino rakip takımın smaçörleri Kaziyski ve Juantorena’ya oranla kritik dakikalarda daha fazla hata yaptılar. Lube çaprazı Omrcen (Hırvat) ile Trento çaprazı Vissotto (Brezilya) ise seride görevlerini iyi yerine getirdiler. Trento daha çok dört numara oyuncularını Macerata ise daha çok çaprazını kullanan bir ekip. Şüphesiz Kaziyski dünyaca ünlü çokta başarılı bir smaçör ama Trento takımının belkemiği Osmany Juantorena. Kendisine erkeklerin Osmokroviç’i diyebiliriz. Sonuçta Trento normal sezonu lider bitirdi Play Off larda da finale çıktı CL de ise şampiyon oldu. Çok iyi bir sezon geçirdikleri kesin. Finale çıkacak diğer takımı belirleyen seride ise Bre Banca Lannutti Cuneo , Sisley Volley’i son maçta 3-1 ile geçerek seride durumu 3-1 yaptı ve adını finale yazdırdı. Açıkcası bu seriyi çokta iyi takip edemedim o yüzden oyuncular hakkında çokta fazla konuşmayacağım. Böylece finalin adı İtas Diatec Trento - Bre Banca Lannutti Cuneo oldu. Seriye ilişkin kesin bir öngörüde bulunmak zordu. Şampiyonluk tek maç üzerinden belli olacaktı.

Şampiyonu tayin edecek final maçında , Trento ya da başka bir deyişle Trentino ilk sete müthiş bir giriş yaptı ve rakibini adeta sürklase ederek setlerde 1-0 öne geçti. Büyük bir çoğunluk ilk setten sonra şampiyon Trento olur derken Cuneo kimsenin beklemediği bir şekilde atağa kalktı. Ve sonraki 3 seti de alarak şampiyonluğunu ilan etti. Trento’lu oyuncular üzüntü ile şaşkınlığın arasında bir görüntü sergiliyordu maç sonrasında. Mastrangelo ise abartılı sevinçleriyle kendi seyircisini coşturuyordu.

Oyunculara değinecek olursak ,

Maçın en kötüsü Trento pasörü Zygadlo (çok iyi bir CL F4 geçirmişti) idi. Öyleki kendisinin sezon boyunca çapraz Visotto ile pas konusunda bir uyumsuzluğu vardı ve bu sebeptendir ki öncelikli tercihi her zaman Juantorena ve Kaziyski oluyordu. Özellikle finalde Kaziyski’yi gereksiz yerlerde çok zorladı. Bi zamandan sonra Matey’de oyundan koptu. Juantorena ise özellikle ilk setten sonra çok tutuktu. Gerek savunmada gerekse hücumda bilinenin aksine olumsuz bir performans sergiledi. Vissotto ise zaten pasörle uyumsuzluğunun getirdiği olumsuz durumun etkisiyle iyi bir maç çıkaramadı. Birkaç topu bloktan kaçayım diye doğrudan auta atıp durdu. Özellikle 4. sette Cuneo 20 li sayılara yaklaşırken gerek Vissotto gerekse Osmany Juantorena’nın servis atarken çizgi ihlali yapmaları bu derece profesyonel oyunculara hiç yakışmadı. Bu basit hataları yapmasalar belkide 4. seti ve dolayısıyla maçı kaybetmeyeceklerdi kim bilebilir…

Cuneo ise kabus gibi geçen ilk setin ardından 37 lik pasör Grbiç önderliğinde müthiş bir maç çıkardı. Gerek Wijsmans gerek Nikolov gerekse Parodi üstün performans sergilediler ki Parodi beni biraz şaşırttı desem yalan olmaz. Hemen belirteyim ki Bre Banca Lanutti Cuneo oldukça yaşlı ve deneyimli bir takım. İlk altılarında (artı libero) İtalyan smaçör Parodi (1986) haricinde ki en genç oyuncu 33 yaşında. Final serisi tek maç üzerinden değilde 3 maç üzerinden oynansaydı bu durum İtas Diatec Trento için bir avantaj olabilirdi. Sonuçta mutlu sona Cuneo ulaştı ve kupa Wijsmans’ın ellerinde havalandı.

Hemen hatırlatayım İtalya’yı CL de bu sezon , Bre Banca Lanutti Cuneo , İtas Diatec Trentino ve Sisley Treviso takımları temsil edecek.

Yazının sonlarına gelirken tekrar FBA ya dönelim , şüphesiz ki takımdan beklentiler çok ama çok yüksek. CL yi almak mutlak hedef. Olası bir başarısızlıkta De Brandt’ın suçu neydi diyenlere söz hakkı doğacaktır ki sonuna kadar haklılar. Ama ben yinede Brezilyalı hoca ile de iyi bir sezon yaşayacağımızı düşünüyorum. Şurası kesin ki kadro genişliği geçen yılla mukayese edilemez. Liglerin başlamasına henüz çok var ve Türk-Yabancı takımlar olsun transferlerini henüz tamamlamadılar. Zaman geçtikçe kimin ne yapacağı konusunda daha net fikirlere sahip olacağız ama FBA için NET olan durum mücadele ettiği her kulvarda mutlak şampiyonluk hedeflemesidir. Umarım mümkün olduğunca az aksilikle karşılaşırız.




3 Haziran 2010 Perşembe

Katarzyna Ewa Skowronska Fenerbahçe Acıbadem'de !!!!



Bu sezon en önemli hedefini Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonluğu olarak belirleyen Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımımız, transfer atağını, Avrupa’nın en iyi pasör çaprazlarından biri olarak kabul edilen Polonyalı oyuncu Katarzyna Ewa Skowronska’yı renklerimize katarak sürdürdü.


 Ewa da Fenerbahçeli!
Ewa da Fenerbahçeli!


Bir şampiyondan bir şampiyona 

Katarzyna Ewa Skowronska ise, "Burada olmaktan çok mutluyum. Türkiye’nin en büyük kulübüne geldim. İtalya Ligi Şampiyonundan, Türkiye Ligi Şampiyonuna geldim. Her şeyin aynı şekilde devam edeceğini ve başarıların süreceğini düşünüyorum" diye konuştu. Sorulara da yanıt veren Skowronska, bir başka transferimiz Lioubov Chachkova Sokolova ile milli takımlardan tanıştıklarını, ancak geçen yıl farklı takımlarda da olsa İtalya’da birlikte oynamalarına rağmen, çok fazla bir araya gelemediklerini belirterek, "İnşallah bu sene daha yakın arkadaş oluruz" dedi.


Tanınan ve sevilen bir oyuncuİmzaların atılmasının ardından ilk sözü alan Mehmet Ali Aydınlar,       "Bugün yeni bir transferimiz var. Türkiye’de çok sevilen bir oyuncu olan Katarzyna Ewa Skowronska için karşınızdayız. Hepinizin yakından tanıdığı oyuncu, İtalya Şampiyonu Pesaro’dan Türkiye şampiyonu Fenerbahçe’ye geldi. Geçen sene oynadığımız 50 maçın 48’ini kazanmış ve 3 şampiyonluk kupası almıştık. Bu sene oynayacağımız 50 maçı da tüm kupaları da kazanmak istiyoruz. Bu transferin de Kulübümüze hayırlı olmasını istiyoruz" diye konuştu.
Transferlerin hepsi bilinçli
Toplantının devamında sorulara yanıt veren Mehmet Ali Aydınlar, ilk olarak bilinçli transfer yaptıklarını belirterek, "Biz güçlü bir takım oluşturmak istiyoruz. Oynadığımız Şampiyonlar Ligi finalinde yedekte bekleyen oyuncularımız aynı kalitede olsaydı. 5 setlik o maçı alırdık. Ayrıca bu sene ligler Kasım ayı sonunda başlayıp, Mayıs ortasında bitecek. Yani çok kısa sayılabilecek bir sürede, 5.5-6 ayda 50 maç oynayacağız. Bu da neredeyse 3 günde bir maç demek. Bu nedenle kadromuz, aynı kalitede 2 takım çıkaracak bir kadro olmalı. Bu transferleri bu nedenle yapıyoruz. Ligde zaten 3 yabancı kısıtlaması var. 3 veya 3’ten fazlası da tribünde olacak. O nedenle Chachkova ve Ewa birbirlerinin alternatifleri değil. Yapılan transferlerin hepsi bilinçli olarak ve mevkiiler düşünülerek yapılan transferler.  Alınan oyuncuların hepsi voleybolda kariyeri olan, bilinen isimler. Kadroyu doğru seçtiğimize inanıyoruz. Taraftarlarımız endişe duymasın. Bilmeden yaptığımız bir iş yok. Tüm bunlar, uzun ve ayrıntılı çalışmalar sonucu yapılan işler" diye konuştu. Skowronska’yı kulübüyle anlaşarak transfer ettiklerini de belirten Aydınlar, "Ewa’nın kontratı devam ediyordu. Bu transferi kulübüyle anlaşarak yaptık. Biz rakam konuşmuyoruz. İhtiyacımız vardı ve transfer ettik. Kontratını iptal ettirdik ve Fenerbahçe’ye transfer ettik" dedi. Diğer kulüplerin yaptığı transferlerle ilgilenmediklerini de belirten Aydınlar, "Biz başkasının ne yediğine bakmıyoruz. Biz kendi önümüzdeki tabağa bakıyoruz. Biz en iyi kadro nasıl oluştururuz, ona bakıyoruz. Takım olmak da çok önemli. İyi transferlerle takım olamazsınız. Bundan sonra yapılacak çok iş var. Teknik heyete düşecek çok iş var. İyi kadro kuruyoruz ama zaten iyi de bir kadromuz vardı. Hocayla, gitmeden önce bu transferleri konuşmuştuk" diyerek tüm soruları yanıtladı.

Katarzyna Ewa Skowronska kimdir?
Katarzyna Skowronska.jpg

Katarzyna (Kasia, isminin kısa şekli) Ewa Skowrońska (adı Katacina Kaşa Eva Skovroniska şeklinde okunur.)
Katarzyna Skowronska 30 Haziran 1983 Polonya doğumlu, Polonya Milli takımının en önemli oyuncuların biri olan Skowronska Avrupa´nın en iyi pasör çaprazlarından biridir. Voleybola ilgisi ergenliğinin ilk dönemlerine ağabeyinin kulüpteki oyunlarını seyrettikten sonra başlamıştır. Çabucak kulübünde yükseldi ve Polonya Bayan Milli Takımına seçildi. 2003 Şampiyonası'nda takımının evine altın madalyayı götürmesine yardım etmiştir. 2005 yılında Polonya milli takımıyla Avrupa Şampiyonluğu sevincini yaşayan yıldız oyuncu
 
2007 yılındaki FIVB Dünya Kupası´nda da en skorer oyuncu ünvanını almıştı. Bu erken başarılarından sonra Kasia Polonya'da üne kavuştu ve uluslararası camiada da çok takdir edildi. Harika bir voleybol oyuncusu olmasıyla beraber kişiliği ve bakışlarıyla da ünlüdür. Polonya voleybolunun posterlerde resmi çıkmış bir oyuncusudur. 1.88 metre boyunda 73 kilogramdır.2006'da Jakub Dolata ile evlenmiştir. Skowronska, Türkiye'de yapılan anketlerde en sevilen yabancı voleybol oyuncusu seçilmiştir. Ayrıca Türk voleybolseverlerin Türkiye'de en çok görmek istediği oyuncuydu.
Spike: 314 cm
Block: 296 cm





 http://img203.imageshack.us/img203/5882/kasiax.jpg
 İtalya Ligi İstatistikleri :
http://img694.imageshack.us/img694/1707/kasia1g.png

http://img88.imageshack.us/img88/4747/kasia3.png

Kişisel web sitesi : http://www.skowronska.pl/

Kendisiyle yapılmış eski bir röportaj ;
Katarzyna Skowronska-Dolata
2003 ve 2005 de Avrupa Şampiyonu , 2007 de Avrupa dördüncüsü olan Polonya Bayan Voleybol Milli Takımı'nın başarılı orta oyuncusu Katarzyna Skowronska-Dolata , İtalya da Minetti Infoplus Vicenza 'dan bu yıl Asystel Volley Novara takımına transfer oldu. Kendisiyle konuşma fırsatı yakaladık..

Sporha: Merhaba Kasia , öncelikle sen bize Kasia 'yı nasıl anlatabilirsin?
Katarzyna Skowronska: Kasia tatlı, güleryüzlü, güçlü, çok çalışkan, hırslı ve hayatın anlamını bilen bir kız..

Sporha: Peki bir de Voleybol'un anlamını sorsam?
Katarzyna Skowronska: Voleybol benim hayatım, Voleybol'u çok seviyorum ve sevmeye devam edeceğim, gerçekten bu oyunu çok seviyorum (I love this game )

Sporha: Lig maçları , Polonya Milli takımı ile maçlar bu tempoyla nasıl başediyorsun?
Katarzyna Skowronska: Evet gerçekten çok çalışıyoruz, benim tatilim senede iki hafta bazende hiç..

Sporha: Kamplarda nasıl vakit geçirirsin?
Katarzyna Skowronska: Çok fazla vaktim kalmıyor ama genelde film izlemek, tavla oynamak ve bilgisayar diyebilirim.

Sporha: Başarılı bir Voleybolcu olarak Plaj Voleybolu hakkında ne düşünüyorsun?
Katarzyna Skowronska: Evet bir gün olabilir. Bence Plaj Voleybolu normal Voleybol dan çok daha zor. Bir kere denedim ve çok eğlenceliydi..

Sporha:Şu anda İtalya'da oynuyorsun, şanslı olmalısın çünkü İtalya modanın kalbi sayılır. Sende bütün kadınlar gibi alış veriş seviyor musun?
Katarzyna Skowronska: Evet İtalya gerçekten dünya modasının merkezlerinden. Evet bende bütün kadınlar gibi alışverişi seviyorum

Sporha:Parfüm ve elbise olarak ne tercih ediyorsun?
Katarzyna Skowronska: Favori parfüm markam Adidas bayan koleksiyonu , kıyafet olarak da Dolce Gabbana..

Sporha:Eğer bir antrenör olsaydın ve dünyanın en iyi takımını kuracak olsaydın takımına kimleri alırdın ?
Katarzyna Skowronska: Malgorzata Glinka ,Sanja Popovic ,Neslihan Demir Darnel , Dumler Cornelia , Ekaterina Gamova , Taismary Aguero ..

Sporha: Voleybol da başarı reçetesi nedir sence?
Katarzyna Skowronska: Çalışma, çalışma, çalışma ve yine çalışma.. Eğer başarılı olmak , çok iyi olmak istiyorsanız çalışmak en önemli faktör bir de engeller karşısında sağlam durmak..

Sporha: 24 yaşındasın , Voleybol ile ilgili planların neler?
Katarzyna Skowronska:Bilmiyorum , belki 34 belki 40 yaşına kadar oynarım, benim diğer bir hedefimde antrenör olup kendi takımımı oluşturmak ve çalıştırmak , genç kızlara Voleybol konusunda da yardımcı olmak istiyorum..

Sporha:Yeni takımın Asystel Novara ile lige çok iyi başladın, İtalya ligi hakkında ne düşünüyorsun?
Katarzyna Skowronska: Bence İtalya Voleybol Ligi dünyanın en zor ligi, Asystel Novara çok iyi bir takım, oyuncular kaliteli, şehir eğlenceli..

Sporha:Bu yıl Avrupa Şampiyonasının MVP si seçilen Taismary Aguero ve Bahar Mert Asystel Novara'dan Türk Telekom'a geldiler. Onların yokluğunu hissediyor musunuz?
Katarzyna Skowronska: Kesinlikle, takımın beyni olan oyuncular gitti, ancak problem yok , biz yine de dünyanın en tehlikeli takımlarından biriyiz.

Sporha:Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonasında Polonya olarak yarı finalde Sırbistan'a kaybettiniz, üçüncülük maçında 20 sayı almana rağmen Rusya'ya yenildiniz, Polonya neden finale çıkamadı ?
Katarzyna Skowronska: Bence şansımız iyi değildi , bence yakın zamanda yine en iyi olacağız.

Sporha:Türk Bayan Voleybol Milli Takımı Avrupa Şampiyonasında başarılı olamadı , Türkiye Milli takımı hakkında neler söylemek istersin?
Katarzyna Skowronska: Bence Gülden Kayalar , Neslihan Demir gibi çok başarılı oyuncularınız var, bence başarısızlığınızın sebebi Avrupa Şampiyonası öncesinde antrenörünüzün değişmiş olması..

Sporha:Türkiye 'ye daha önce bir kaç kez geldin, Türkiye hakkında neler söylemek istersin?
Katarzyna Skowronska:Her yerini henüz ziyaret edemedim ama benim dünyada gördüğüm en güzel ülke , seneye tatil için Türkiye'ye geleceğim , İstanbul'u ve arkadaşım Volkan'ı ziyaret edeceğim..

Sporha:Türk Bayan Voleybolcuları tanıyor musun arkadaşın var mı?
Katarzyna Skowronska: Bahar Mert ve Neslihan Demir 'i tanıyorum ama görüştüğüm birisi yok..

Sporha: Eczacıbaşı, Turk Telekom, Vakifbank Gunes Sigorta, Fenerbahçe gibi büyük kulüpler bu yıl önemli voleybolcular transfer ettiler, bir gün sende Türkiye de oynamak ister misin?
Katarzyna Skowronska: Elbette, sevdiğim bir ülkede tabiki oynamak isterim..

Sporha: Türkiye'den çok iyi arkadaşın olan Volkan Saraç 'ı nereden tanıyorsun?
Katarzyna Skowronska: Volkan'ı çok seviyorum, 2000 yılında Polonya takımı olarak Türkiye'ye geldiğimizde tanıştık, çok iyi bir basketbol oyuncusudur ve NCAA de UCLA University 'e gidecek.

Sporha: Son sözlerin neler olacak?
Katarzyna Skowronska: Sporha'ya bana bu şansı verdiği için teşekkürler, Türkiye ve Türk halkını çok seviyorum, Televizyon dan Türkiye ye yöenelik terör saldırılarını gördüm, Türkiye'ye yönelik bu terörü kınıyorum, çok üzgünüm , ama bu günlerde daha sağlam durmanız lazım..

Sporha: Teşekkürler Kasia , seni Türkiye de görmek dileğiyle..
Katarzyna Skowronska: Ben teşekkür ederim..


***************
Öncelikle Hayırlı Olsun diyorum ve böyle yıldızları bize kazandırdığı için bir kez
daha  teşekkür ediyorum M.Ali Aydınlar'a.
 Yıllardır pek çok sitede ,ortamda Türkiye'ye gelmesinin istendiği ve hayal olarak
görüldüğü bir isimdi Kasia.Geldi ve Onu Fenerbahçe getirdi.Ancak ne gariptir ki
şımarıklıkta sınır tanımayan Fenerbahçe taraftarı Onu istemiyor.
Söylenecek söz bulamıyorum.
 Güzelliği ile ünlü.Gene ne yazık ki güzelliğini voleybolunun önüne geçirenler var.
Voleybol takımıyız,mankenlik ajansı değil.
 Elbette işin magazin kısmında bunlar yazılıp, çizilir.Salona seyirci de çeker,özel
seyircisi de olur ama benim için önemli olan voleybolu ve bize ne katacağıdır.
 Gamova kadar olmasa da önemli katkı yapacağına inanıyorum.Gamova için
''Voleybolun Messi''si diyorlardı bir arkadaş Kasia için ''Voleybolun Beckham''ı demiş.
Çok doğru valla :))
Seda varken niye alındı diyenlere de katılmıyorum.
Yabancı hayranlığım yok ama Seda ile kıyaslamam Kasia'yı.
Kasia ,Seda'dan iyi oyuncu.Ki M.Ali Bey'de ona göre transfer yaptı.
Hakkında yazılan tüm yazılar güzelliği ile ilgili de olsa,hücum gücü ve servisinin çok
etkili olduğunu söyleyelim.Orta oyuncu idi önceden.Sözleşmesi devam ediyordu.
1 yıl daha Pesaro'daydı.Fesih bedeli ödedik.O yüzden bonservis ödediğimiz bir
oyuncuya 1 yıllık sözleşme yapmakiçime sinmiyor ama M.Ali Bey rakam konuşmuyoruz
diyor o yüzden kesesine bereket diyeyim sadece.
Ben M.Ali Bey gibi O Kupayı istiyorum. O yüzden yerli ,yabancı X,Y,Z isimleri
oynamış oynamamış hiç düşünüyorum.Küsecek olan varsa şimdiden çıksın
ortaya ve gitsin.
 Ayrıca Milli takımı düşünmekte benim derdim değil.
Onu Erol Ünal düşünsün.
O yüzden Seda,Naz,Eda yedek kalır,az oynar bunları düşünmüyorum.
Adam Sponsor yahu.Basıyor  parayı yıldızları getiriyor.
Niçin ? O Kupa ile kendi markasının reklamını en iyi şekilde yaparak yüceltmek için.
Böyle bir imkan bulmuşuz hala daha Seda ne olacak,Naz ne olacak ?
Milli takıma ne olacak ?
Bu kadar yabancı ne olacak ?
Tribünde kim oturacak diye sızlanılıyor.
Söylüyor işte adam açık açık yukarıda koyduk açıklamalarını.
Yürü M.Ali Aydınlar Arkandayız !!!!!!!!!!!
Bu Yolun Sonu Önce İCL Şampiyonluğu sonra da Padişah Aziz'in koltuğudur !!!!!!!!!
Bu kadar basit.
 Yalnız şu sürpriz işi biraz olmadı ama biraz daha bekleriz ne yapalım ?
Bir de Türkiye'de Voleybol basınının ve basının Voleybola ilgisinin yerlerde
süründüğü imza töreninde bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Böyle bir yıldız geliyor.1 tane adam soru sormuyor.
Kim soracak ?
Yılların Futbol Muhabiri Yusuf  Dursun mu ?
Bir tek Ragıp Tekin var orada.O da saçmalıyor.
Sorsana Pasör işi ne olacak diye ?

 -SÜRPRİZ PAZAR GÜNÜNE KALDI-

Fenerbahce Acıbadem'in dün Christiane Fürst'le sözleşme imzaladığı törende, bugün için bir sürprizleri olacağını aktaran Mehmet Ali Aydınlar, sürprizini öteledi.

Yaptığı sürpriz açıklamasının hatırlatılması üzerine, ''Sürprizimiz önümüzdeki pazar günü olacak. Yüzde 90 oranında gerçekleşecek. Cumartesi gününden de açıklamasını yapabiliriz'' ifadelerini kullanırken, daha sonra sohbet ederken de, ''Dünya voleybolunu sarsacak bir isim olacak. Tüm taşlar yerinden oynayacak'' dediği duyuldu.