Fenerbahçe Erkek Voleybol takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Erkek Voleybol takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2011 Pazartesi

Halkbank - Fenerbahçe : 3-1 ( Ruhumu Kaybettim Hükümsüzdür )

Halk Hankası F.Bahçe'ye geçit vermedi..

HALKBANK: 3 - FENERBAHÇE: 1

Salon: TVF Başkent

Hakemler: Onur Hoşnut x, Çetin Ok xx

Halkbank: Selçuk xxx, Borrero xxx, Özkan xxx, Serhat xxx, Olivera xxx, Kral xxx                             (Hasan xxx, Ender ?)


Fenerbahçe: Arslan xxx, Marshall xxx, Kemal xx, Miljkovic xxx, Emre x, Geric xx
(Cengizhan xx, Soner ?, Serkan xx, Burak xx, Erden ?)

Setler: 25-18, 22-25, 25-23, 25-18

Süre: 96 dakika (22, 25, 26, 23)

 

* Ne söymeli ki daha ?
Kan değişikliği şart.Çok geç kalındı diyoruz bazı çok bilmişler ''Demeter bu takımı 3 yılda 2 kez Şampiyon yaptı bık bık bık '' diyorlar.Birincisi geçmişle yaşanmaz.Bugünkü durum ortada.
İkincisi O 2 Şampiyonlukta Demeter'in ne kadar payı var acaba ? Yazmayayım diyorum ama artık dayanamıyorum.O Şampiyonlukların asıl mimarları Grbiç ve Gardner dır.Bu 2 dev tecrübeli oyuncu saha içinde liderlik yaparak antrenör gibi takıma sahiplenmişlerdi.Saha dışında da aynı şekilde.
Demeter'in molalarda tek bir taktik konuşması yaptığını gördünüz mü ? Mola almamaktaki cimriliğini,oyuncu değiştirmelerde ve oyuna müdahalelerdeki durumlarını bilmiyormuyuz.
Molalarda ellerini açarak ''sakin sakin'' deyip ''bir tane side out yapıyoruz tamam''dan başka bir şey dediğini gördük mü ? Dünya Beyefendisi biri ama donukluğu,statükoculuğu sorunları çözmekteki ağırlığı ortada.30 maç oldu hala takım olamadık.Takım her telden çalıyor.
En önemlisi Demeter'in adaleti yok.İBB maçını sana aldıran Burak Yavuz'u hakettiği formayı bir sonraki maçta vermiyorsan bitmiştir benim için.
* İzleyemedik ama gene bildik ruhsuz ''Ruhumu Kaybettim Hükümsüzdür'' modunda oynamışız.
Akşam ''Yüreğini sahaya koyanlar''ı gördük uzun süre sonra.Koyarsan kazanırsın koymazsan kazanamazsın.
* Serkan sırtındaki sakatlığı nedeniyle ilk 2 set oynamamış.Cengizhan oynamış,Serkan 3.ve 4.sette girmiş.Cengizhan 22/1.% 73(50) manşetle fena oynamamış.
* Yeni transfer Soner ( resmi site hala açıklamadı) 2.sette kısa bir süre girmiş.3/1.% 33 manşeti.
 Soner'i daha önce yazmıştım alınmalı diye.Yedek 4 numaramız yoktu.Soner pekala faydalı olur.
Hatta güvenip direk oynatabilirsiniz de.
* Ancak bir şeyler yapmalı derken yapmamız gereken çok şey varken sadece Soner'in bir süre denenip lütfen alınması olmamalıydı.Hoca ve yabancı oyuncularda da bir takım tasarruflar yapmak lazımdı.
Ama yapmıyorlar ve göz göre göre,bile bile lades başarısızlıklar yaşatılıyoruz.Kurumsal yapının prensipleri bunlar ne de olsa.Hoca değiştirilmez başarısızlık olsa da.
 Bizim takımın hali benim diş durumuma benziyor.Uzun bir süredir dişim problem yaratıyordu,abse yaptı indirdik antibiyotikle falan ama dişin çürüdüğü belliydi ve çekilmesi lazımdı.Gitmedik dişçiye o tarafla bir şey yemedik diğer tarafla yemeye çalıştık ama ara ara diş ağrıları devam etti ve sonunda beni o dişçi koltuğuna oturtacak duruma kadar getirdi.Gittik,o diş belli çürümüş ,çektirdik ama 1 tanesini daha kurtarmak için kanal tedavisi,4 tane dolgu v.s. derken 5-6 seanslık ve tabii ki maddi külfetini de yüklenerek rahatladık şimdi.Yani ben bile bile lades yaptım :))
Aynısını bizim şube yapıyor.Taaa Avrupa iddiamız devam ederken daha içerideki Belgorod maçından sonra Demeter ile yolları ayrırmak kan değişikliğine gitmek lazımdı ama yapmadık,sorunları hep halının altına süpürdük.Avrupa'dan bir alt kupaya kalamayacak kadar kötü bir performansla elendik.
Ligteki durumumuz ortada.Bir şans eseri Arslan'ın sakatlığı ile Burak'ın girip büyük katkısı ile İBB'yi yenebildik ve tamam düzeliyoruz dedik ama kendimizi kandırmışız.Eski tas eski hamam devam ediyoruz.
Rakipler bir şeyler yapmaya çalışıyor.HB ile ZB orta oyuncu Rodrigo Santana için kapıştılar.
ZB kaptı ama HB'de Kral diye iyi birini alıp hemen bu maçta oynatmış.Hocayı gönderdiler Türkiye'yi tanıyan Ümit Hızal'ı getirdiler.Herkes bir şeyler yapıyor ama biz kafayı kuma gömmüşüz ''Kurumsal Yapı'nın Gereklerini'' (!) yapıyoruz.
 * Dün Arslan Marshall ile kavga etmiş.Kırmızı kart gördü diyenler var.Son sette Burak oynamış.
Kırmızı kart gören o setin kalanında oynayamıyor.Belki son sette artık almadı Burak'ı oynattı Demeter.Ama artık Arslan olayına bir el atmak lazım.Eskiden Volkan Güç ve Grbiç ile olan olaylarını da biliyoruz.Kadro dışı kalmasını da.Arslan'ı çok severiz,çok destekleriz,bu takımın yüreği,çığlığı deriz ama artık tak dedi.Bu kadar istismar fazla.
* Dışarıdan bilemiyoruz tabii ne olup bittiğini.Yabancılar da sütten çıkmış ak kaşık değil.
Arslan problem de Mijkoviç ,Marshall,Geriç çok mu iyi ve masum.
Mijkoviç zaten Tours maçına çıkmayarak benim için bitmişti.
Marshall diyoruz,çok kötü başladı,devam etti,Biraz toparlandı dedik.Dün 19 sayı yapmış,5 blok falan çok iyi de manşette 26/2.% 36(12) ile yakmış.E ne yapayım ben böyle 4 numarayı yani.
Facia bir manşet.
* Diğer oyuncularla ilgili diyecek bir şey yok.Emre bile % 28 hücum,30/3.% 50(23) kötü manşet,5 servis hatası ancak 6 sayı ve -15 ile çok kötü oynamış.
* Bu takıma şu kadar yazı yazmak bile zul ama içimiz acıyor gerçekten.
* Herkes görevini iyi yapacak Hakan Dinçay-Abdullah Paşaoğlu-Darek ve Demeter öyle değil mi ?

26 Kasım 2010 Cuma

Fenerbahçe ''Tour'u Geçti'' 1-3 !!!


Tours VB : 1 - Fenerbahçe: 3 

CEV Erkekler Şampiyonlar Ligi 2. hafta maçında deplasmanda Fransız ekibi Tours VB ile karşı karşıya gelen Fenerbahçe mücadeleden 3-1 galip ayrıldı.

İlk seti 25-21 geride tamamlayan sarı-lacivertliler, ikinci seti 25-22, üçüncü seti 25-22, dördüncü seti 25-23 önde tamamlayarak,  CEV Erkekler Şampiyonlar Ligi E grubundaki ilk galibiyetini aldı.

TOURS-FENERBAHÇE: 1-3

Salon: Salle Robert Grenon TOURS

Hakemler: DI GIACOMO Arturo - CINATL Rene

Tours: Olteanu, Tolar, Thiebaut, Ngapeth, Konecny, Konecny David, Gonzalez (L), D’ Almeida

Fenerbahçe: Arslan, Marshall, Geric, Miljkovic, Coskovic, Emre, Serkan (L) Cengizhan, Burak

Setler: 25-21, 22-25, 22-25, 23-25

Süre: 101 dakika (25-27-26-23)




 OHHHH BEEEEEEEE !!!!!!!!!!!
Evet Ohhh be nihayet yüzümüz güldü yahu.
Tebrikler Filenin Efendileri ve teknik ekip.
Kritik bir maçtı.Evimizde kaybetmemiz ve onlarında büyük sürpriz ile Rus takımını deplasmanda
yenmeleri kaybetmemiz halinde işimizi çok çok zorlaştıracaktı.Şükürler olsun ki aldık.Rus Belgorod'da Treviso'yu deplasmanda yenince grupta her şey yeniden dengeye geldi.
 İlk sette lanet olası ''kronik servis kaçırma hastalığımız'' yüzünden çok kötüydük ve seti hediye ettik.Tam 11 set kaçırır mı bir sette bir takım ? 11 bedava sayı aldı rakip.
Ayrıca manşet zaafımız ve top öldürememe gibi sorunlarımız gene ortadaydı.
2.setten itibaren servislerdeki hatayı azaltınca,oyun da kurmaya başladık.
2.sette sadece 3 servis kaçırmışız.Haliyle bedava sayı vermeyince artı top oyunda kalıp,rakibin hatalarına ve blok kovalamaya işi bırakınca fark ortaya çıktı.İlk setten sonraki 3 sette sürekli önde ve nispeten önceki maçlara göre daha az hata yapıp,daha iyi oynayınca çok önemli bir galibiyet çıkardık.
 Tours takımını pek iyi bulmadım aslında.Nasıl Rus takımını deplasmanda yenmiş bu takım dedirtti.
Ancak Brezilyalı pasörleri Rafael Redwitz'in oynamaması onları etkilemiş olabilir.2 kez ekrana getirdiler oyuncuyu Kıvanç tanımadığı için bir şey söylemedi tabii.Rafael yerine uzun saçlı Fransız pasörleri De Kergret oynadı.İlk set haricinde iyi değildi.Tabii bizi ilgilendirmiyor ve yenilgileri için mazaret değil Brezilyalı pasörlerinin olmaması.Bizim içinde çok iyi oldu tabii.Ayakta kalan oyuncuları antrenör Eric Ngapeth'in 2 oğlundan biri 4 numara smaçör 19 yaşındaki Earvin Ngapeth ve Çek pasör çaprazı ve 2 kardeşin küçüğü David Konecny oldu.Ngapeth 20,Konecny 19 sayıyla oynadı.Ortadan etkili olamadılar.Sadece ağabey Petr Konecny 6 sayı ile oynadı.Rumen 4 numara smaçör Olteanu çok kötüydü,yerine giren Fransız oyuncu Guittet galiba da iyi değildi.
Earvin Ngapeth çok iyi oyuncu olacak.19 yaşında diyorlar ama 4 sene nüfus cüzdanını geç çıkarmışlar galiba :))
 Bize gelince ;
Arslan önceki maçlarına göre çok daha iyi oynadı ve oynattı.
İvan Miljkoviç 24 sayı ile en etkili oyuncumuzdu.% 50 ile hücum etti.İlginç bir şekilde 4 hücum hatası,3 blokta kalması,4 servis hatası,3 servis sayısı var.1 kez de blok yapmış.
 Ne yazık ki Marshall hala iyi değil.
16 sayısı var yüksek bir rakam aslında.% 41 ile hücum etmiş.Yüzdesi çok iyi değil.
Manşet yüzdesi ise gene kötü.% 78 genel manşeti ama iyi manşeti % 37.
2 manşet,5 servis hatası var.4 tane de blok yapmış.Bloklardan biraz kurtarıyor durumu.
Ümit edelim daha iyiye gitsin.
Coskoviç'i de akşam beğenmedim ama ilginç bir şekilde rakamları iyi % 65 ile hücum etmiş,11 sayısı var.Manşeti de (3 hatası var) % 85(63).Kötüydü manşette ama nasıl bu rakamlar çıktı anlamadım.Çünkü Demeter bile ilk kez iş işten geçmeden Cengizhan ile değiştirdi.Coskoviç kaçırdığı 5 servisle de dikkat çekti.Marshall ile ikisi 17'şer servis atmışlar,5 hataları var.
 Emre ile Arslan istatistiklerde çıkmamış.Emre de kronik servis kaçırmalarını yaptı hatta son sayıda Burak ile değiştirdi serviste Demeter Onu ama hücumda etkiliydi.
 Ve Geriç.Nihayet O da biraz kendine geldi.Bir ara öyle bir duvar ördü ki file üstünde üst üste 3 kez blok yaptı.10 sayısının 4'ü bloktan.11/6.% 55 ile hücum etmiş.Beğendim Geriç'i bu maçta.
Tecrübesini konuşturmalı zaten artık.
 Takım olarak hücum yüzdemiz % 51.Manşetimiz biraz daha iyi.80/6.hata.% 81(58)
Servisimiz 60/17 hata.Bunun 11'i ilk setten.Sadece 3 ace'imiz var.
Manşet ve servis çalışmalıyız.Zaman geçip,daha çok maç oynayınca birbirlerine alışacaklar - mesela bir serviste Serkan ve Marshall birbirlerine bıraktılar ve sayı oldu - manşet daha iyi olur ama servis olayını çözmek lazım.Hücumda da İvan yorgun olduğu için fazla yüklenmiyor Arslan Ona,ileride yorgunluğu atınca - nasıl atar o da ayrı tabii - ''At İvan'a keyfine bak'' durumu olabilir.
Orta oyuncularımızda da belirsizlik var yabancı kontenjanı olayı yüzünden.
Şu ana kadar Emre,Geriç,Kemal,Ersin hepsi oynadı orada.Halbuki oturmuş ( geçen yılki Emre-Özkan gibi ) bir ikili olmalıydı.Avrupada Emre-Geriç artık giderek oturur.
Demeter ilk kez maçta etkili oldu.Mola almakta gecikmedi.Oyuncu değişikliklerini zamanında yaptı.Şu servis kaçırma konusunda da keşke biraz uyarsaydı.
15 gün önce Rusya deplasmanına gidiyoruz.Zor olacak.Belgorod'da ilk maçta oynamayan pasör çaprazları Stanislav Dineykin İtalya'da Sisley maçında oynamış (15 sayı.2 blok.13/10.% 77)
 İşimiz zor ama en azından 1 puanla dönmekte iyi olacaktır.
Maçı yayınlayan FB TV'ye teşekkürler.
Yayınlamayan ve her zamanki gibi Meclis TV yayınına p.ç eden TRT'ye de en derin (!) sevgilerimi yolluyorum.1 kuruş hakkımı helal etmiyorum.2 günde Kürtçe,Arapça ,ıvır zıvır kanallar açan ama aylardır TRT SPOR'u açamayan yönetimlerini de Allaha havale ediyorum.
YAZIKLAR OLSUN TRT !!!!!!!!!!!!!

24 Kasım 2010 Çarşamba

Tours VB - Fenerbahçe Maçı Öncesi !!!




TOURS (FRANSA) 

Fransa da erkek voleybol takımı olarak daha çok Paris Volley aklımıza gelir bayanlarda RC Cannes olduğu gibi.Ancak Tours bu sezon duble yaparak Şampiyon olmuş.2005'te bu kupayı da kazanmışlar.

Ligte de şu ana kadar 4 galibiyet,1 yenilgileri var.

Transferde epey hareketliydiler.Brezilyalı  pasör Rafael Redwitz ve İspanya Almeira takımından Romanyalı orta oyuncu Bogdan Olteanu'yu aldılar.Takımdan giden oyuncular var.Sözleşme yeniledikleri isimlerde var.

France: Setter Rafael Redwitz (Brezilya) (Resovia Rzeszow) to Tours VB
France: Tours next season with Tolar, D'Almeida (2 years), Geiler
France: Ales Holubec from Tours to Nantes-Rezé
France:  Bogdan Olteanu from Unicaja Almeria to Tours
France: Gaumont Casias (Tours) is coming to Beauvais 
France: Quesque from Tours to Montpellier
France: Loic Le Marrec from Tours to Montpellier (3 years)  

Redwitz, Tours VB ile anlaştı.
Fransa şampiyonu Tours VB, Polonya Erkekler 1. Ligi takımlarından Resovia Rzeszow'un Brezilyalı pasörü Rafael Redwitz ile anlaştı...

Brezilya'nın Curitiba kenti1980 doğumlu olan 191 cm boyundaki pasör Rafael Redwitz, 2009-2010 sezonunu Fransa 1.Ligi şampiyonu Tours VB takımıyla 2 yıllık anlaşmaya vardı. Daha önce 2003-2004 Andorra TX,
2004-2005 Arago de SCTEE ve 2005-2008 Paris Volley sezonlarında da Fransa'da oynayan tecrübeli oyuncu daha sonra 2008-2009 sezonunda İtalya'nın Voleybolu Forlì ve son olarak da 2009-2010 sezonunda ise Polonya'nın Asseco Rzeszów Resovia takımına transfer olmuştu. Şimdi ise 2010-2012 sezonları için Fransa şampiyonu Tours VB ile anlaştı. Yeni sezonda şampiyonlar liginde mücadele edecek olan Tours VB, final serisinde AS Cannes 'ı iki kez 3-1 yenmiş ve şampiyon olmuştu.
Redwitz; 2006 yılında Fransız Süper Kupası şampiyonluğu, 2006, 2007, 2008 yıllarında Fransa Ligi şampiyonluğu  ve 2009/2010 yılında Polonya Resovia Asseco Rzeszów takımı ile Lig 3.'lüğü ile
Polonya Kupası şampiyonluğu yaşadı.

İlk maçta deplasmanda güçlü Lokomotiv Belgorod'u 3-2 yenmeyi başardılar.


Tours ilk maçında deplasmanda Rus Lokomotiv Belgorod'u 3-2 yenerek Fransa ligindeki çıkışının sürpriz olmadığını gösterdi.
 Bu maçta Çek pasör çaprazı David Konecny 22 sayı,Fransız 4 numara smaçör Earvin Ngapeth 20 sayı (11 kez blokta kalmış ama) ,Rumen 4 numara smaçör Bogdan Olteanu 16 sayı,Çek orta oyuncu Petr Konecny 10 sayı,Fransız orta Stephane Tolar 9 sayı ile oynamış.
 Hücum yüzdeleri % 49.Manşet yüzdeleri 97/7.% 62 (40) Blokları 5 (P.Konecny 4),Servislerde 115 serviste 16 hata,6 sayı.Etkili servisçileri pasör Rafael Redwitz ,Tolar ve Ngapeth.
Manşetçileri ;Earwin Ngapeth 46/2.%67(41),Arjantinli libero Ruben Gonzales 35/3.% 66(51) ve Bogdan Olteanu 15/1.% 40(13)
Bloklarda çok etkisiz kalmışlar.Rakibin 19 bloğuna karşılık 5 blokları var.
Belgorod'un hücum yüzdesi % 43.Manşet yüzdesi 100/6.% 57(43)
Belgorod'da pasör çaprazı Dimitry Musersky 32 sayı,4 numara smaçör Taras Khtey 19 sayı,diğer 4 numara smaçör Denis Buryukov 10 sayı ile oynamış.
 Tours takımında 9 sayı yapan Tolar'ı da sayarsak 5 oyuncu çift haneli rakamlara ulaşmış.
Yani pasör takımı dengeli hücum ettirmiş.Pasör çaprazı,4 numaralar ve ortalar hepsi hücumda etkili olmuşlar.

 Takımı tanımıyorum ve izlemedim ama şu maçın istatistiklerinden çıkardığım 6 (7) 'ları şöyle ;

Pasör : Rafael Redwitz (Brezilya)
Pasör Çaprazı : David Konecny (Çek Cum.)
4 numara smaçörler : Earvin Ngapeth ve Rumen Bogdan Olteanu
http://www.rfevb.com/prensa/imagenes/%5C2009%5Csvm%5Cbogdan_olteanu.jpg
Ortalar : Petr Konecny (Çek Cum.) ve Stephane Tolar (Fransız)
Libero : Alexis Ruben Gonzales 


 İlginçtir ,takımda kardeş oyuncular var kadrodan çıkarabildiğim kadarıyla;
David Konecny ve Petr Konecny ile Earvin Ngapeth ve Swan Ngapeth.

Haliyle zor bir maç bizi bekliyor.
Artık bizim takımında madem F4 hedefi ile yol çıktık,tıpkı aynı hedefle yola çıkan FBÜ'nün Barcelona deplasman galibiyeti,bayan takımımızın muhteşem UMMC galibiyeti gibi deplasman zaferleri alması gerekiyor.Ancak istikrarsız ve zaafları olan bir takım kimyası ile bu zor.
 Gene de takımın ne zaman nerede ne yapacağı belli olmaz.
Dileyelim gününde oldukları ve tutturdukları bir oyun olsun ve 3-2 falan da olsa bir galibiyet ile dönsünler.
 Başarılar Filenin Efendilerine !!!!!!!!!!!!!!!

28 Ekim 2010 Perşembe

Hazırlık Maçı : Fenerbahçe - İran Milli Takımı : 2-3


Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı hazırlık maçında İran Milli Takımı ile karşı karşıya geldi. TVF 50. Yıl Voleybol Salonu’nda oynanan karşılaşmayı 3-2 İran kazandı.

Karşılaşmanın ilk setini 25-22 önde tamamlayan Fenerbahçe ikinci seti 21-25 kaybetti. Çekişmeli geçen üçüncü seti 31-29 kazanan sarı-lacivertliler karşılaşmada 2-1 öne geçti. Dördüncü seti 22-25 kazanan İran, beşinci seti 12-15 kazanarak karşılaşmadan 3-2 galip ayrılan taraf oldu.
voleybolunsesi.com

14 Ekim 2010 Perşembe

Bir Kupa Hediyesi de Ziraatbankası'na.1-3 !!!!


FENERBAHÇE-ZİRAAT BANKASI: 1-3

Salon: TVF Başkent

Hakemler: Bayram Dikmentepe, Onur Hoşnut

Ziraat Bankası: Kadir xx, Niyazi x, Simon xxx, Peter xx, Resul xxx, Celitans xxx, Özer (L) xxx, Can xxx, İbrahim xx

Fenerbahçe: Emre xx, Arslan xxx, Coskovic xxx, Geric x, Miljkovic xx, Cem x, Serkan (L) xx, Kemal xx, Cengizhan x

Setler: 25-19, 19-15, 20-25, 16-25

Süre: 96 dakika (24-23-24-25)  







  Ne yazık ki dünden sonra bir kez daha kahrolduk.Aşağıda maç öncesi yazımda da yazmıştım artık bu kulübün genetiği haline gelen ''Final Kaybetme Sendromu'' son bulsun diye ama nafile.
 Bir kez daha favori olduğumuz ,kendimizden daha zayıf bir takıma kaybederek kupa hediye ettik.
Artık bu konu sorgulanmalı.Neden bu tek maçlık finalleri kaybediyoruz ? Hata nerede ?
 Bu ''bozuk gen'' değiştirilmeli.Genetik çağındayız ''Rekombinant DNA Teknolojisi'' diye bir şey var.
Bozuk genler yeni genlerle değiştiriliyor.İngilizler bile bu yöntemle pamuk yetiştiriyorlar.(Pamuk İngiliz ikliminde yetişmez.Ilıman iklimlerde yetişir.)
 Oturup irdelemezsek,ders çıkarmazsak kendimizden daha zayıf takımlara daha çok kupa hediye ederiz ve ne olacak canım takım iyi oynadı,daha sezon başı,hazırlık dönemindeyiz,bu kupanın hiç bir önemi yok,değersiz bir kupa gibi züğürt tesellileri ile kendimizi avuturuz.Bu takımlar kupa almak,şampiyonluklar için kuruluyor,bu kadar para yeşillik olsun diye harcanmıyor.Başarısızlık artık alışkanlık olmamalı.Kanıksamamalıyız.
 Maça gelirsek ;
  Ne yazık ki büyük hayal kırıklığı yaşıyorum.Hiç böyle beklemiyordum takımı.Nasıl hazırlık dönemi geçirmişiz anlamadım.Fizik ve mental açıdan çok gerideyiz.Takım kimyası olarakta iyi değiliz.Halbuki Kemal'in kısa süre almasının dışında sadece İvan ve Geriç yeni bu takımda.Ziraatbankasında ise bizden daha çok değişiklik vardı.
En önemlisi bir voleybol takımının kalbi olan pasör mevkiisindeki oyuncuları Alman Tischer daha dün geldi ve takımla tek bir antrenmana çıkmadan maça çıktı.Yani smaçörleri ve orta oyuncuları ile hiç bir uyumu yok.
 En büyük handikapları bu idi halbuki ama Tischer bizim Arslan'dan çok daha iyi oynattı takımı.Kaliteli bir pasör olduğunu zaten biliyordum ama gözümüzle görmüş olduk.
 Yani takım hazır değil falan derken Ziraat çok mu hazırdı demek lazım.
Bizim çok kötü oyunumuz ekmeklerine yağ sürdü.
 Maça fırtına gibi girdik öndeki 3'lümüz İvan-Geriç-Cosko'nun blokları ve Arslan'ın etkili servisleri ile ve 7-0 yaptık birden bire.Seti aldık derken ,onların etkili servislerinde bocalayınca - özellikle Niyazi'nin 2 kez 1 ve 5 numara çizgilerine attığı servislerdeki ace'leri ve Kadir Cin'in etkili servisleri - 13-13'te yakalandık.
7 farkı kapatmaları aslında ciddi bir uyarı idi ileriki setler için.Akabinde Cosko'nun etkili servisleri ile tekrar farkı açtık ve seti aldık.İki takımında servis düellosu vardı.Manşette de beklediğim gibi - yazmıştım bunu - Arkas'tan kiraladıkları hep pasör çaprazı oynamış,ilk kez manşet alan 4 numara oynayan Kadir Cin'in hataları vardı.Sonraki setlerde ne yazık ki biz serviste düşerken - etkisiz servis atarak veya auta atarak - Ziraat istikrar sağlamıştı.Manşetimizi de böylece bozdular.Serkan,Cosko gibi iyi manşet alan oyuncularımız bile çok hata yapmaya başladı.İsmail Cem de ilk kez 6'da başlıyordu ,kötüydü de.İyi manşet alamayınca  Arslan'da bir yandan henüz dün gelen yorgun İvan'ı da fazla yüklenmeden Cosko,İ.Cem ve ortalardan oynayayım düşüncesinde top öldürmekte zorlandık hücumda.
 Özellkle 2.sette İ.Cem sayabildiğim kadarıyla tam 4 kez auta vurdu.Ortadan Geriç ve Emre de çok kötüydü.
Hem hücum hem bloklarda çok kötüydü ortalarımız.Kemal girdi biraz kıpırdadık.
 Geriç çok formsuz.Karşısında Konya Diltaş´tan aldıkları güreşçi fizikli Niyazi karşısında bile ezildi.Çok çok ağır kaldı bloklarda ve hücumda.
 Emre'de yaptığı hatanın neticesinde mental ve fizik olarak çok düşüktü.Kendisine çok kızıyorum.
Umarım akıllanmıştır.
  İvan yorgun,İ.Cem kötü,ortalar berbat.Servisin etkisiz,bloklarda yavaşsın ,manşetin sallanıyor.
E tabii kaybedersin,neticede karşında finalist bir takım var.
 Demeter'i tanıyoruz pek oyuncu değiştirmeyen,oyuna müdahaleleri çok az olan bir hoca.
 Kenarda hala klasörüne bakıyordu uzun uzun neyi anlayamadı bilemiyorum yani.
 Mesela aksayan İ.Cem'in yerine 2.liberomuz yani manşeti de olan ve eski smaçörlerden tecrübeli Cengizhan'ı alabilirdi.Çok kısa süre aldı.Gene Polonya turnuvasında iyi oynadığı söylenen Ersin orta da kullanılabilirdi.İlle de PÇ yedeği mi olacak.
 Faturayı tek bir adama yani İsmail Cem'e keserek günah keçisi yapmak doğru değil.Takımda doğru dürüst oynayan oyuncumuz yoktu.Sadece yeni gelmesine rağmen İvan klasını gösterdi.Arslan bile kötüydü.
 Yedek oyuncularımız ne yazık ki yetersiz.Abdullah Paşaoğlu ligin ilk maçında Tofaş karşısında Marshall yetişecek mi sorusuna bizim kadromuz çok geniş dedi ama gördük bugün geniş kadroyu.
   Ligte Cosko´nun durumu belli olmazsa Geriç´in kesilip Cosko-Marshall´ın 4 numara oynaması elzem.
Ki Marshall´ın manşeti de iyi olsa bari.Manşette dik durmak şart.
Diğer yandan Orta da sıkıntı çekeceğiz o zaman.Emre-Kemal´in devamlı yüksek çizgide oynaması şart.
  Cengizhan ve Ersin'den ilk planda yararlanmak lazım 4 numara ve ortada ihtiyaç doğduğunda.
Ne yapıp edip Coskoviç'i Türk olarak oynatmak lazım ve de Geriç'i bir an önce forma sokmak,olmazsa da yeni alternatif aramak lazım.Zira bu takımın hedefi bu sezon sadece lig değil ICL'de F4 olarak açıklandı.
  Umarım bir an önce toparlanıp,forma gireriz.
Hakemlerin de her zamanki gibi kritik kararlarını es geçmekte istemiyorum.
Ziraatbankasını da kutluyorum.
NOT : 
Maçın istatistiklerini federasyon sitesine henüz koymamışlar ,özellikle bakmak istediğim rakamlar vardı.

EDİT:
Nihayet koymuşlar istatistikleri;

Manşetimiz merak ediyordum.Gerçekten facia.Tam 20 hatamız var.Cosko 8,Cem 7,Serkan 5.
% 53 (%33).Dağıldık resmen manşette.
Servislerimizde berbat.Tam 13 hatamız var 5'i her zamanki gibi Emre'den.Ne zaman servis hatalarını azaltacak Emre bilemiyorum.
% 40 ile hücum etmişiz.Cem 20/5.7 hata.% 25 ile berbat hücum etmiş.
Ortalarımız Geriç ve Emre 2'şer,sonradan giren Kemal 4 sayı yapmış.Ortalarımızın çok kötü performans gösterdiği ortada.

16 Temmuz 2010 Cuma

Tomislav Coskoviç Türk Vatandaşı Oldu.!!!

http://www.balkanvolleyball.org/FFm26.jpg

Hakan Dinçay FB TV Filede Fener programında Cumhurbaşkanı'nın başvuruyu imzaladığını söyledi.Önce Bakanlar Kurulundan geçmiş.Şimdi de CB imzalamış.Resmi Gazetede yayınlandıktan sonra Nüfus ve Vatandaşlık İşlerinden yeni kimliğini  almasına kaldı iş.
 Tabii bu prosedüre başlarken TVF'ye danışılmıştı.TVF'de Milli takımda oynama sözünü tutarsa hiç bir sorun kalmayacak.Milli takımında ihtiyacı var zaten.
 Milli takımlarda devşirme olayı çok tartışılıyor.Ben de pek sıcak bakmıyorum ama Rusya bile    JR Holden ile Avrupa Şampiyonu oluyorsa bu devirde tutuculuk yapmanın anlamı yok.             Çok eleştirdiğim Alman Milli takımları ortada.Şakır şakır oynatıyorlar biz niye seyredelim ki.
 Neyse biz bizim takıma dönersek ; dün Geriç transferinde yazmıştım Coskoviç olayı keşke hallolsa da Türkiye'de de rüya 6 (7) ile çıksak diye.Sanki Hakan Bey yazıyı okumuş gibi hemen müjdeyi vermiş.
 Çok çok iyi oldu.Çok akıllı bir hamle aynı zamanda.Yıllardır eleştirdiğim Aziz Yıldırım yönetimlerinde en başarılı yöneticidir Hakan Dinçay.Buna rağmen yedek üyedir ayrı mesele.  Çok severim Hakan Bey'i.Helal Olsun diyorum.
FB Şubelerinde en sevdiğim branştır erkek voleybolu ve Hakan Dinçay sayesinde            nerelere geliyoruz.
 Arslan,Emre,Coskoviç,Marshall,Geriç,Miljkoviç (Serkan)
Genç ve başarılı Milli oyuncularımızla,tecrübeli yıldız yabancılardan oluşan mükemmel bir 6 (7) oldu.Yedekler de özellikle yedek pasör Burak'ta sorun var deniliyor.Katılmıyorum.
Yedeklerimizde gayet iyi.Burak'ta 20 yıla yaklaşan bir zamanda oynayan ve Babadan Voleybolcu (Babası Orhan Yavuz Tokat Plevne'nin eski antrenörü Voleybol Antrenörüdür) bir oyuncumuzdur.Şans bulduğunda elinden geleni yapar.
İBB final serisinde Arslan'ın sakatlanması ile oynadı finali kaybettik diye Burak yetersiz değil.
Elinden geleni yaptı.Ona az şans veren Demeter de sorgulanmalı.
Voleybol Şubesi elinden geleni yaptı.Transferler ve Kığılı forma sponsorluğu çok güzel.Gönül Acıbadem gibi daha güçlü bir sponsorluk isterdi ama koç gibi kaçanlar düşünsün ne diyelim.
 Artık bundan sonra iş taraftara düşüyor.Sanırım yeni Burhan Felek'te 29 Ekim'de açılıyor.
Hakan Dinçay Voleybol federasyonu ile görüştüklerini ''kombine bilet'' uygulaması yapmak istediklerini söyledi.Hadi bakalım FB taraftarı biraz bayanlardan gözünüzü ayırında erkek voleybol kombinelerine ilgi gösterin.Hakan Bey de dedi.''O Salonu bir maçta dolu görmezsem inanmayacağım desteğe'' dedi.
Aynen katılıyorum.
Bu sezon bu takımı da yalnız bırakırlarsa en ağır sözleri yazacağım burada ....

17 Nisan 2010 Cumartesi

Şampiyonluk Günü mü ?


  Bilindiği gibi seride 2-0 öndeyiz.
Bugün kazanırsak ŞAMPİYONUZ !!!!
 Heyecanlıyız,beklemedeyiz.
Bir kaç satır yazmak istedim.
 Öncelikle biz rahatız,onlar stresli çünkü kaybederlerse bitiyor iş.
Rahatız derken inşaallah rehavet içinde değilizdir.
Bu konum her iki takım için de avantaj da olabilir dezavantaj da.
Ben bu konumun bizim için avantaj olduğunu düşünüyorum.
Onlardaki stres,baskı basit hata yapma oranını arttırır.
Mental olarak biz da iyi durumdayız.
 İlk 2 maçtan çıkarılacak 2 önemli nokta var.
1-Bizim aşırı servis kaçırmamız.
1.maçta 19,ikinci maçta 22.Her 2 maçtan 8 ace'imiz var.
Erkek voleybolunda etkili servis çok önemli.
Güç dengeleri hemen hemen eşit olduğu için sert servis atarak manşeti 
bozarak rakibin iyi oyun kurmasını engellemek gerekiyor.
Yani servise asılmak normal,kaçırmakta normal.
Ama kritik yerlerde frene basıp kontrollü servis atmamız lazım artık.
Üst üste servis kaçırdığımız halde hala inat etmenin anlamı yok.
Taktik servis atarak blok kovalamak ve belki de auta vurmalarını
beklemek lazım.
Son maçta kaybettiğimiz 4.sette 8 servis kaçırmak inanılmaz.
Yani kafadan 8 sayı hediye etmek demek.
Bu servis kaçırma oranını düşürmek kilit noktalardan biri.
2.Rakibin en önemli silahı Celitans'ı durdurma konusu.
Çok iyi oyuncu.1.maçta iyi durdurmuş 23 sayıda kalmıştı.
İkinci maçta daha iyiydi.Bloklarda smaçlarını yumuşatmamıza
rağmen 34 sayı ile oynamıştı.
 Mutlaka tedbir düşünülüyor ve uğraşılıyor ama kontrolü zor bir oyuncu.
Genellikle 2 numaradan çapraza vuruyor.Özkan o tarafı biraz daha kapatmalı
paraleli kolluyorlar bazen ve çapraz açık kalıyor.
Bir de bloklarımızda elleri içeri sokmak lazım,havada tutmak yetmiyor.
Bunu yapıyoruz da ve bu hakemlerle kolay da değil.
Dokunmasan bile file teması çalıyorlar.
Bu da önemli.
Buradan hakem konusunun önemi de ortaya çıkıyor.
Federasyonun sitesinde bulamadım maçın hakemlerini.
 Teknik açıdan başka önemli bir şey yok.
Manşetimiz onlardan daha iyi ilk  2 maçta.
Hücum silahlarımız da çok.
 Bir diğer nokta;Demeter'in mola almakta gecikmemesi ve zaman zaman
oyuncu değiştirmeyi aklına getirmesi.
1 tur bir oyuncu değiştirmek yeter.
Mesela ;servis kaçıran bir oyuncumuzu alıp Burak ve İ.Cem'i alabiliriz.
Son önemli nokta ;taraftar konusu.
Hafta sonu ve son şansları olması nedeniyle devlet bankası daha kalabalık
olmak için organizasyon yapacaktır.
 Bizim de bu kez daha fazla ve organize olmamız lazım.
Allahtan 1907 Unifeb lideri İlker kardeşimden aldığım bilgi bugün
daha fazla ve organize destek alabileceğimiz şeklinde.
  Hayırlısı bakakım.
Klasik o eşik belası gene karşımıza çıkacak mı bakalım.
Vurup geçmek ,uzatmamak lazım.
İstanbul'a bırakmaya gerek yok,gene yalnız olacaksınız nasıl olsa.
Fenerbahçe her branşta mutlaka taraftarına acı çektirir,rahat bir Şampiyonluk
göstermez,yaşatmaz.Bunu kırmanın ilk adımı olsun inşaallah.
 Bu başlığı bile açmayacaktım uğursuz gelmesin diye ama dayanamadım.
Şampiyonluk Öyküsü de hazır.Onu da yapmayacaktım daha,çünkü geçen
yıl yapmış ama elimizde kalmıştı.Uğursuzluk olmasın dedim ama gene
dayanamadım.Her şeyden bir işaret almaya çalışıyorum.
Uğur,totem v.s denemedik şey kalmıyor.
 İlginç bir durum bu ama Fenerbahçelilikte böyle bir şey işte.
Allah oyuncularımızın yardımcısı olsun.Kollarına kuvvet.
Vurdukları smaçlar,koydukları bloklar sayı olsun inşaallah.
 HAYDİ EFENDİLER,EFELER KUPA AŞKINA !!!!!!!!!!!!!
BAŞARILAR !!!!!!!!!!!!!!!!!!!

5 Nisan 2010 Pazartesi

Arkas - Fenerbahçe 3-0 (Sahada Yoktular) !!!!


ARKASSPOR: 3 - FENERBAHÇE: 0

Salon: Atatürk

Hakemler: Mehmet Demirdelen xx, Ali Bade xx

Arkasspor: Ahmet xxx, Meszaros xxx, Duerden xxx, Gökhan xxx, Ceyhun xxx,   Le Fuente xxx (Nuri xxx, Mustafa xx)

Fenerbahçe: Divis x, Gardner xx, Özkan x, Arslan x, Coskovic x, Emre xx   (Serkan x, Burak x, Cem x)

Setler: 25-20, 25-14, 25-12

Süre: 62 dakika (25, 19, 18)

İstanbul'daki ilk müsabakayı kaybeden Arkasspor, seride 1-1 eşitliği yakaladı.

Kazanılmış 3 maç üzerinden oynanan serinin 3. maçı yarın saat 20.00'de yine İzmir'de oynanacak.

arkq.jpg

 Maçı TVF'nin garabet saati yüzünden izleyemedim.
İyi ki izlememişim yoksa dünden sonra hiç kaldıramazdım.
Zaman zaman bu tip maçlar oynuyor bizimkiler.
Ama hiç mi hiç yakışmıyor.
Böyle oynayacaksınız madem hiç çıkmayın abicim.
2.ve 3.setler : 25-14, 25-12 
Bu nedir yahu ?
Ayıp.
10 manşet hatası.Sadece 2 blok yapabilip 12 kere blok yiyip
blok manyağı olmak.8 servis sayısı vermek ne menem iştir yahu.
Fazla uzatmaya gerek yok.
Yarın bu ayıbı temizlesinler.
Meleklerin üzüntüsünden diye yalandan bir bahane uydurmuş olalım bari.

3 Nisan 2010 Cumartesi

Fenerbahçe - Arkas 3 - 0 Salondan İzlenimler


Bu sezon taraftarımızın biraz daha arka planda bıraktığı erkek voleybol takımımız, gene federasyonunda negatif tutumları sonrası, hakettikleri yoğunlukta taraftar desteğinden bir süredir iyice uzak kalıverdiler. Keza bugün bu ülkede erkekler voleybol ligi playoff yarı finalleri başlamış durumdayken, son dörde kalan takımlardan üçü müessese, sadece birisi ise spor kulübü olduğu halde maçların saat ve yayın programlanması o kadar saçma şekilde yapılmakta ki ; federasyonun ülkede voleybolun değerini artırma, salonlarda ve televizyonlarda izlenirliğini çoğaltma gibi bir mantıktan uzak olduğunu anlamamız zor olmuyor.

Bugün İstanbul'da yarı finalin ilk maçları iki farklı salonda oynatılacakken, yayıncı kuruluşunda canlı yayın programı gözetilerek farklı saatlerde fikstür planlaması yapılmış. Bizim mantıklı olarak beklediğimiz, ne salonda ne de televizyonda maçlarını izlemek için can atan herhangi bir taraftar kitlesi olmayan ibb ve ziraat bankasının saat 17.00de, bizim ise 19.00da oynamamızdır. Bu şekilde işten okuldan çıkıp -her ne kadar bu şehirde trafik şartları sıkıntıysa da- gelebilenler gelir, salondada izleyici sayısı 17.00de başlayacak bir maça göre daha fazla olur, ülkede ki voleybolseverleri ve sporun bu tür keyif unsurlarını düşünen bir federasyon buna göre planlama yapmayı düşünürdü.

Ama nerede böyle bir anlayış! Bu maçımız 17.00de, İzmir'de ki ilk maçımız 15.30da olmak üzere çok garip şekilde programlanarak kulüp takımlarına ve bilhassa Fenerbahçe'ye karşı olan tavırlarını göstermiş oldular. Bugün bu olumsuzluğa rağmen az sayıda da olsa taraftarın takımına olan katkısını görmemek mümkün değildi.

Neyse genel sıkıntılar üzerinden bahsettikçe uzayan konuyu artık maça getireyim. Arkas ile son yıllarda kupaları karşılıklı olarak birbirimize kaptırdığımız finaller üzerinden doğan sert bir rekabet oluşmuştu. Hem İstanbul'da hem de İzmir'de ki maçların gerilimli atmosferleri hem tribünde hem de oyuncularda yoğun hissedilerek süregelmekteydi. Geçen sene olduğu gibi bu sezon da onlarla yarı finalde eşleşmemiz üzerine finale giden yolda onları eleyecek olmaktan hoşnutluk duyarak maç zamanlarını bekler olduk.

Biz artık yarı finale vardık, taraftarlarda çoğunlukla bayan voleybol takımına yönelttikleri ilgilerini birazcıkta olsa erkek takımına da yönlendirmeyi düşünürler diye umut ediyorken, kendi sahamızdaki ilk maç saatinin cuma günü 17.00 olarak açıklanması bizleri iyice endişelendirdi. Voleybol maçlarını düzenli takip eden taraftarların sayısı genelde belli bir kalabalıkla sınırlı kalıyorken, bunlar içinden de ,az da olsa Fransa'ya gidenlerde olmuştu. Yahu işten okuldan kim fırsat yaratabilecek acaba, herhalde salonda tezahürat edecek kimse olmaz korkusuyla salona gitmekteydim.

Maça gidebilmeyi becerebilsem de başına yetişemeyecektim, büyük ihtimal ilk set biterken anca varırım diye düşünüyordum. Aceleyle merdivenleri inip, salona vardığımda da saat 17.25 falan olsa gerekti. İçerden şaşırtıcı şekilde taraftar sesi geliyordu herhalde maç iyi gidiyor olsa gerek dedim ama bundan daha şaşırtıcı olan ise üst arama kontrolünü geçmemle skorborda baktığımda 0-0 görmemdi. Maç başlamamıştı, ilk altıda ki oyuncular sahaya henüz yerleşmişlerdi. Orada gördüğüm güvenlik şefine maç neden başlamadı dememle, şaşkın bir ifadeyle işte başlıyor ya deyiverdi, öyle ama saat beşte başlaması gerekmiyordu deyince, yok maç saati 17.30 dedi. Neyse onla böyle ablak ablak diyalogu daha fazla sürdürmeyip Allah Allah ben mi yanlış biliyordum diye hemen bir yere çöküverdim. Daha sonra yanımdakilerden öğrendim ki önceki maç uzadığından bizim maç saatinde de sarkma olmuş, bu sayede maçın başını yakalamış oldum.

Salonda çok az taraftar olur endişem yerini keyfe bıraktı. Evet az sayıda taraftar vardı, buna kıyasla maçı izlemeye gelen salon genelinde ki seyirci kalabalığı da haftaiçine göre idare eder vaziyetteydi. Çoğunluğu ana tribünün ortalarına doğru yoğunlaşmış halde 300 kişi kadar vardı. Bizim maçları takip ettiğimiz ana tribün sağ köşede ise önden üç dört sıraya biriken 20-25 kişi ve etrafa doğru dağınık tek tük taraftarlar vardı. Bu taraf her zamanki kalabalık halinde değildi ama en azından voleybol müdavimlerinin bir kısmı gelebilmişti.
Yan taraftaki file arkası bize uzak olana göre çok daha boştu. Rakip taraftar yada seyirci tavırlı kimseler gözükmüyorsa da, özel güvenlik ana tribünün en solundaki bloktan boşluk bırakarak üstten aşağı dizilerek oturmuştu.

O file arkasında tezahürat eden kimse olmadı ise de salon içinde gruplar halinde tek renk eşofmanlarıyla oturanlar göze çarpıyordu. Büyük ihtimal salonun böyle bomboş gözükmemesini sağlayan sebeplerden biri de gün boyu burada maçları olan gençlerin tribünde maç izleyerek beklemesiydi (okul takımları ,ikinci-üçüncü lig takımları vs.) Bu yüzden bazen ayaklanıp gidenlerle gelenler falan oluyordu. Yani oraya özellikle Fenerbahçe-arkas maçı olduğu için izlemeye gelenlerin sayısı benim tahminim 250 kişi falandır. Bunlarında sadece bizim olduğumuz tarafta 25-30 tanesi oturarak tezahürat eden taraftardı.
Bu şekilde olan salon atmosferi benim umduğumdan daha iyiydi ve file arkasında da bir bağıran topluluk olmayınca, tam sevdiğim türde sahaya sataşmalı-tezahüratlı bir ortamda sürekli oyuna bakarak geçti.

Ben daha bir yere yerleşip gömleğimin kollarını sıvayana kadar maçta rakip hızlı bir girişle öne fırlamıştı bile. Etrafta küçük yaşta olan ufak çocuklar göze çarpıyordu. Bir iki ufaklık tezahürat girme hevesleriyle bu ilk sayıların olduğu süreçte bağırıyordu, etraftakilerde onlara katılmaktaydı ama kötü girdiğimiz oyunda molayı alıverdı. Bu sefer 35yaş üstü ağabeyler bu çocuklara biraz taktik vermeye başladılar. Böyle bağırmakla olmaz, rakip servis atarken yuhlayın, top bizdeyken tezahürat yapcaz tamam mı diye onlara akıl verildi. Rakip bizim önümüzden servis atıyordu, bu yüzden baskıyı artırıp farkı eritmek lazımdı. Çocuklarda söz dinleyince bizim için oldukça keyifli dakikalar başladı.

Teknik mola sonrası bir süre karşılıklı sayılar ardından serviste olan Emre ile uzun bir seri yapıverdik, onun servisleri karşılamakta zorluk çekiyorlardı, gelen kötü manşetleri de genç pasörleri sağa sola koşturup kaldırmakta zorlanıyordu. Bazen de verdiği paslar o kadar kötü oluyordu ki takım arkadaşları topu antenin içinden bırakabilmek için çaba göstermek zorunda kalıyordu. Bizim takım bu seriyi yaparken bizde coştursana bizi bu tribünlerde... diyerek oturur vaziyette bağırmaktaydık. İkinci teknik molaya önde girmemizle herkes tamam sessizlik diyerekten dinlenme moduna geçiyordu. Oyuna tekrar girilince gene tezahürat etmeye başladık. Tribünlerde hep dillerde bu sevda bitmez gönüllerde... falan derken oyunda çok iyi savunmalar sergiliyorduk, onlar servis atarken servise kim geliyorsa ona bağırıp laf atıyor, sonra vuruş zamanına doğru uğultularla germeye çalışıyorduk. Onlar sık sık fileye dışarı attıkça iyice keyiflenmiş halde setin sonuna vardık. Set-set-set haykırışlarından sonra alınan set ile arkadaki çocuklardan yükselen Fenerbahçem sen çok yaşa... seslerine katıldık. Bizim oyuncular bizim yarı alana geçerken ayaklanıp alkışlayıverdik.

Setin arasında dışarı sigara içmeye giden ağabeyler oldu, bizde kendi aramızda muhabbet etmekteydik, bazıları ise İlhami hocaaa İlhami hocaa diye ona sempati tezahüratıyla takılıyorlardı. Önümüzde ısınan Emre Batur'a Emree Emree diye tezahürat edildi ki ilk set geriden dirildiğimiz süreçte bizleri ateşlemişti. Murat Özaydınlı alt kapıdan girip protokole gidiverdi, Hakan Dinçay'ın yanına oturdu. Gözüm yayın odasına gidince orada Aylin abla ile Kıvanç ikilisini görmemek garip oldu. Onların yerine Aslı Duru ile Yusuf vardı. İkinci set başlamak üzereydi, yandaki ağabeylerden biri ufaklıklardan birini dışarıdakileri çağırmaya yolladı. İkinci set rakip oyuncular bizim uzağımızda kalıp biraz nefes alabildiler zira bizim olduğumuz kısımdan sola doğru oturanların hepsi maçı izlemekten başka birşey yapmıyordu. Onlara zaman zaman seslenenler oluyordu, beyler bayanlar biraz sizde katılın, en azından servis atarlarken yuhalayın şunları yahu, yoksa biz mi buradan kalkıp birde o köşeye gidelim deniyordu.

Buna rağmen gene de o taraftan bile servis atsalar biz gürültü yapmaktan kaçınmadık. Setin başlarında bir smaç oluverdi ki arkasın ispanyolu kike'nin suratında patladı, biz bir gazla ayaklanıverdik vur vur kafasına kafasına.... devamını getiremeden İlhami hoca arkasına dönüp bize öyle bir bakış attı ki susuverdik (yapmayın ama adamın neredeyse burnu kırılıyordu gibisinden bir bakıştı) kike yerden kalkıp toparlanınca alkışlayıverdik. Ardından bir tek sana tutuldu bu kalpler... bestesini girmemizle neredeyse bu set boyu bunu söyledik. Ne zaman ki rakip servis atacakken kesiyorduk, uğultuya başlıyorduk, bizim yaptığımız savunmaları alkışlıyorduk, sayıları aldıkça yüksek sesle giriveriyorduk, ...sevdanın uğruna tanımaz hiç engel...
Oyuncularımız dehşet toplar öldürdükçe gazlamamız artıyordu, servise geldiklerinde çıldırt bizi Ekşi vb. tezahürata Arslan aşağıdan başparmağıyla işaret veriyordu. Gerçi bugün omuzundaki sakatlığını zorlamamak için smaç servisler kullanmadı. Dün ona sorduğumda az bir ağrısı olduğunu ama oynamayacak kadar sıkıntı olmadığını söylemişti.

Bazen Emre servise asılıp dışarı attıysa hemen boşver Emre,takma kafana diye bağırıp alkışlıyorduk, ama o kadar hırslıydı ki hoca onu liberoyla değiştirirken kenara oturup nasıl dışarı attığına yanıp duruyordu. Bizim tribün ortamı ise çok keyifli olmuştu, adeta uzaktan kumanda fonksiyonları varmış gibi ortadaki ağabeyler arkadaki gençleri -tamam mola oldu,sessizlik dinlenin, hadi mola bitti bir tek sana tutuldu..., yuhlayın, yüklen yüklen, ayaklanın,çökün- falan diye böyle bayağı komik sahneler olmaya başlayınca etrafımızdakilerde sürekli bizim tarafa bakıp gülüyordu. Sayıların ardarda gelmesiyle gazlanan tezahüratlardan protokoldeki yöneticilerimizde keyiflenmiş halde alkış tutuyorlardı. Bizde bazen alınan sayının gazına göre ayaklanıyorduk, bazen oturaraktan bağırıyorduk. Gardner'da bugün iyi gününde olunca blok sıkıştırmalarında bile hiç tereddütsüz çakıyordu, olmadıysa da blok out yolunu rahat buluyordu. come on Gardner diye seslenmelerimize yumruk sıkıyordu. Setin sonunda gelen sayıyla ayaklanıp Her zaman her yerde en büyük Fener diye bağırıverdik.

Gene çök çök,dinlen komutlarıyla birbirimizle dalga geçerekten set arasını öldürmeye başladık. Oyundaki üstünlüğümüz barizdi ama biz son sette de aynı tarzı devam ettirelim diye kendi aramızda konuşuyorduk. Aradığım büyük aşkı ben doğarken sende buldum.... sesleri arasında üçüncü sete giriverdik. Onlar servis atarken gene önümüzdeydiler, biz de mesaiye koyuluverdik. Genç Ceyhun çok uzun servis atıyordu, ona biraz baskı koyunca çocukcağız bu maç iki kere fileyi bile aşıramadı. Ama yabancılardan en keyiflisi meszaroz mesaisi oldu, zira bu eleman servise asılıyordu ama çok hata yapıyordu, yerli oyuncular ise her seferinde bize ikramda bulunmaktan kaçınmadılar, servis kaçıranı kahkahalarla alkışa boğuyorduk.

İyi bir oyunla tezahüratlar eşliğinde farkı beşe çıkarmıştık. Ama duerden'in servise geçtiği bir süreçte bizim takım farkın erimesine engel olamadı. Bunun üzerine haydi Fener haydi....tam zamanı şimdi, bizim için saldır kanarya gibi maçta pek başvurmadığımız bir iki tezahüratı çok kısa süre yaptık. Zaten bu maç yaptığımız farklı tezahürat sayısı beş tane falandır. Genellikle maçı iyi götürdüğümüz süreçteki tezahüratları bozmama geleneğini uyguladık. Onların serisini kırdıktan sonra aldığımız sayılar sonrası bir süre seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi.... demekteydik ama açıkçası bunu daha fazla uzatmayalım ikinci teknik moladan sonra değiştirelim dedik.
Bu set gene kike'nin suratında patlayan bir top oldu ama önceki kadar kötü değildi, gene vur vur kafasına kafasına çivi gibi çivi gibi çak çak çak diye bağırıverdik, bu sefer ilhami hocada ters bakmadı. Ama gene de bir cinslik yapacak yer bulmuştu. (Sanırım ikinci sette benchte oturan Cem Kurtar'a bir uyarıda bulundu ama sebebi nedir anlayamadım)

Bir ara arkaslıların toplu itiraz ettiği bir an oluverdi, bizden de onlara itirazlar yükseldi, sesimizi yükseltmemiz sonrası kart isteklerimiz havada kaldı. Servise geçen kike olunca aklıma gelen bütün ispanyolca küfürleri dökmeye başladım, sessizlik esnasında hijo de puta, maricon, tonto falan diye bağırmam üzerine etraftakiler hocam ne diyorsun öyle diye anlamasalarda gülüşüverdiler.

Aslında bu setin rutini servise gelen her oyuncumuza (çoşkovic hariç, ona coş coş coşkoviç diye bağırıyorduk) Arslan Ekşi'ye yaptığımız stilde çıldırt bizi Emre-Özkan-Divis vb. bağırıp iki kere böyle bağırdıktan sonra hep birlikte çıldırtsana bizi bu tribünlerde,şampiyonluk için saldır Fenerbahçe diye bağırıp duruyorduk. Top rakip sahaya geçtiği gibi sesler azalıyordu. Bu seferde onlar manşeti uzağa kaçırdıysa gürültü yapıyorduk,ya da pas verecekken dikkatlerini dağıtmaya çalışıyorduk, smaç vuracaklarken uğultu yapıyorduk vs.. Bizim takım savunması el ayak falan derken inanılmaz toplar çıkarıyordu iyice coşuyorduk, bravo haydi beyler, savunma vb.. sesler eksik olmuyordu.

Açıkçası bayan takımımızın çoğu maçlarında bu kadar çekişme olmadığından aynı şekilde davranmaya pek fırsat doğmuyor, erkeklerin maçlarında ise daha farklı haz alınabiliyor, bunu oyuncularımız da tribünden aldıkları gazla kendi içlerinde sayılara reaksiyonda hırsla sarılarak falan gösteriyorlar.

Artık set sonuna doğru rakip servislerinde Gökhan abi yolla dışarıda eve gidelim akşam oldu,hanım evde bekliyor,çocuğun ödevi var falan böyle takılmalar oluyordu. Bülent servis atarken duyduklarından sonra gülümseyiverdi, Ahmet Toçoğluda İzmir'e yolla İzmir'e seslenmelerimiz sonrası topu dışarı gidince sinirlendi. Böyle böyle setin sonuna gelip maç maç maç bağırışları arasında salon ayaklanmışken gene smacı basıverdik. Fenerbahçem sen çok yaşa canım feda olsun sana... diye sesler yükselirken takımları alkışlıyorduk.
Oyuncular file önünde tebrikleşme seromonisini hallederken buraya buraya diye çağıranlar vardı, çağırmasakta gelirlerdi zaten Filenin Efendileri. Öne parmaklıkların oraya yığılanlara doğru sarı lacivert şampiyon Fener diye hatırlatıverdim. Oradaki ağabeylerden biri sarı diye başlıyoruz tamam mı diye arkasındakilere söyledikten sonra takım filenin altından geçip bize alkışlarla yaklaşırken üçer kere karşılıklı sarı-lacivert şampiyon-Fener yapıverdik ve hepsini alkışlarla uğurladık. Arkaslılar soğuma maksadıyla bize yakın tarafta yere çökmekteydiler. O kadar perişan gözüktüklerinden midir bu sefer onlara pek takılmayıverdik. Aslında arkadaki gençlerden biri İzmir'in dağlarında çiçekler açar diye şarkıyı giriverdi ama tamamını bilen olmayınca öyle iki mısrayla kalıverdik.

Etraftakiler dağılmaya başladı, ben de parmaklıkların oraya gittiğimde bugün salonda hiç pankart asılmadığını o zaman farkettim, pankartsız duvarların ne kadar renksiz soğuk bir ortam olduğunu televizyondan görünce daha iyi anlıyoruz. Bizim takım oyuncularından birkaçı röportaj vermeye sıra bekliyorlardı. Tribündeki ufak çocuklarda onlara sesleniyordu, Serkan'ın formasını istiyorlardı. Diğer arkaslılarda yerlerde etrafa bakıyorlardı, onları nasıl dağıttığımız yüzlerinden okunuyordu. İspanyol kike'de uzun bir süre yere oturup tribüne bakıyordu herhalde nereden geliyordu bu ispanyolca ses diye, como estas kike diye gülerek işaret yapıp gidiverdim)

Dışarda gün ortasındaki bahar havası bozulmaya başlamıştı, hafiften yağmur serpiştirmeye başlıyordu. Aynı yoldan yürümekte olduğumuz ağabeylere bugünkü voleybol tribününün çok iyi olduğunu söyledim, az kişiyle de olsa tam bilinçli şekilde maçı iyi takip ettik, neredeyse en az 10-15 sayıyı biz aldık demem üzerine;
evet nerde çokluk orada ... oluyor, bundan sonra aslında hep böyle yapmak lazım, servise gelene baskı sonra tezahürat, ama kalabalık maçlarda file arkasındakilerle tezahürat yapacaz diye oraya baka baka maçtan kopuyoruz, biz üsküdar anadolunun maçlarında da koca şehir takımlarını böyle baskıyla bitirirdik diye anlattılar.

Bu şekilde erkek takımıyla keyifle başladığımız voleybol haftamız inşallah Fransa'dan da Sarı Meleklerimizin başarısıyla devam eder. Koç Demeter ile konuştuğumda bütün takım olarak akıllarının kaç gündür biraz da Fransa'ya gittiğini kızların başarısını heyecanla beklediklerini söylemişti, koçla sohbetimden aklımda kalanları yarın toparlayıp yazmaya çalışcam.

2 Nisan 2010 Cuma

Filenin Efendileri Arkas'a Voleybol dersi verdi.3-0 !!!!




Fener Arkas'a nefes aldırmadı..

FENERBAHÇE: 3 - ARKAS: 0

SALON: TVF 50.Yıl

HAKEMLER: İlhami Şenyurt xxx, Esat Danzili xxx

FENERBAHÇE: Divis xx, Gardner xxx, Özkan xxx, Arslan xxx, Coskovıc xx,    Emre xxx, Serkan(L) xxx

ARKAS: Ahmet xxx, Meszaros xx, Duerden xx, Gökhan xxx, Ceyhun xx,         Kıke xx, Nuri(L) xx, Mustafa x, Bülent x, Burutay x

SETLER: 25-19, 25-17, 25-19

SÜRE:
67 Dk. (23-21-23)

Maça iyi başlayan konuk takım Arkas oldu. Ama maçın sonunu getiremeyince sahadan galip ayrılan Fenerbahçe oldu.
Maçın ilk setinde iyi bir oyun sergileyen Arkas üst üste aldığı sayılarla skoru 4-1 lehine çevirdi. İlk teknik molayı da 8-3 önde geçti. Teknik moladan sonra toparlanan Sarı-Lacivertliler çok iyi savunma yaptı, Gardner, Emre ve Özkan ile yerinde blok ve smaçlarıyla rakibine nefes aldırmadı. Libero Serkan iyi manşetler aldı. Pasör Arslan bu manşetlerin çok iyi dağıtımını yaptı. Smaçörler de bu pasları sayıya çevirdi. Skor 12-12’de rakibini yakalayan Fenerbahçe, ikinci teknik molayı 16-13 önde tamamladı. Divis ve Coscovic’in de katkılarıyla Fenerbahçe kötü başladığı seti 25-19 aldı.

İkinci set ise karşılıklı alınan sayılarla geçti. İlk tekmik molayı 8-6 önde geçen Fenerbahçe, sürelerle ilerledikçe oyuna ağırlığı iyice koydu. Arkas’ın hatalarını iyi değerlendiren Fenerbahçe bu seti de 25-17 farklı alıp skoru 2-0 lehine çevirdi.

Üçüncü sete de ise iyi başlayan Fenerbahçe olsu. Teknik molaları 8-6 ve 16-14 önde geçen Fenerbahçe seti 25-19 maçı da 3-0 kazandı.

Toplamda 3 galibiyete ulaşacak takımın finale çıkacağı 5 maçlık serinin bundan sonraki 2 maçı 5 ve 6 Nisan'da İzmir'de yapılacak. Seride gerekirse 4. ve 5. maçlar ise 9 ve 11 Nisan'da İstanbul'da oynanacak.
77639472.jpg

 
 
 
 
 
 
 

 Takımı ve teknik ekibi kutluyorum.
1.setin başlangıcı hariç mükemmel bir voleybol oynadık ve hak ederek
kazandık.Takımın iyi durumda olduğunu söylemiştim.
Gardner'ın play off'larda sahneye çıkacağı belliydi zaten ama en çok
sevindiğim zaman zaman düşük grafik sergileyen Divis'in çok iyi oynamasıydı.
 Öyle sert vuruyor ki smacı Kike'nin suratı dağılıyordu :))
Manşette biraz zorlandı.3 hatası var ama olacak o kadar.
Hepsi çok iyi oynadı.Olumsuz yazabileceğimiz tek şey 1.sete kötü girdik
ancak Demeter her zamanki gibi 1-6 olunca mola almayı düşündü.
Tamam takımına çok güveniyor olabilir ama al 1-4'te hocam ne kaybedersin ki ?
Bugün seti döndüremeyebilirdik.Voleybol psikolojik bir spor.
Emre maşaallah serviste müthiş bir seri yaptı ve 9-12'de gelip,14-12'ye
getirdi.Bravo Emre.Hep asılıyor servislere,o yüzden çokta kaçırıyor ama
tutturdu mu da mükemmel oluyor.
 Gardner dediğim gibi eski bildiğimiz usta Gardner dı.Boşlukları çok iyi
gördü,bazen blok auta yöneldi.
 Bugün savunmada da çok iyiydik.Çok iyi toplar çıkardık.
Hele birinde 2.sette Serkan mükemmel bir refleks ile topu çıkardı
devamında Divis 6 numaradan bitirdi.16-13.
Gene birinde Özkan bomboş penaltı smacı bile çıkardı.
 Servislerimizin çok etkili olduğunu söyledik.6 direk sayı aldık.
Arkas çabuk dağıldı.İyi durumda değillerdi zaten.Halkbank'ı zor geçmişlerdi.
Şu anki 2 takımın saha içi teknik,taktik görüntüsü bariz üstünlüğümüzü
gösteriyor ama saha dışı faktörler var işte.
 Voleybolun gs'si saha dışında iyi çalışacaktır.Yoksa kalite farkı ile 
serinin akibeti belli.Bugün sadece Ahmet Toçoğlu'nun attığı etkili servisler
sayesinde biraz direnmeye çalıştılar.Manşetleri zayıf.
6 hata ile %53 (37) ama dağıldılar.Bloklarda 3-9 öndeyiz.
 % 32 ile hücum etmişler.Direnmek için servise asıldılar ama 14 servis
kaçırdılar.Ahmet'ten 3 ace alabilmişler.
 Tablo ortada.Diğer maçlarda da çok şey değişmez ama lobileri ile
İzmir'de ''Klasik Hakem Lojistiği''ni devreye sokacaklardır.
Başka şansları yok çünkü.
 Yılların Vampir müessesesi harami Arkas'ı bu durumlarda görmek
müthiş keyifli.Voleybol dersi verdik adeta.
 Maçı  D SPOR'dan izledim.FB TV Yusuf Kenan'ı anlattırmış - Kıvanç
Cannes sahillerinde olduğu için - ama yanına da bu kez fanatik gs'li
Aslı Duru'yu koymuş.Aman diyeyim dedim zaten kötü başlamıştık,uğursuz
geldiler hemen D SPOR'a geçtim.Görüntü ve kafa yormayan bir anlatım vardı.
Taraftar olayına gelince ;artık söylenecek bir şey yok.
13-14 milyonluk İstanbul'da erkek voleybol takımına destek için 100 tane
taraftar gelemiyor.Utanç konusudur bu.Yazık.
Salonda bulunan bir avuç taraftara teşekkürler.
 Diğer maçta ; Ziraat beklediğim gibi İBB'yi deplasmanda 3-1 yendi.
1.seti kaçırdım ama diğer setleri izledim.
Ziraat'i kutlamak lazım.Tek yabancı Celitans ile - Granvorka ve Platenik yok-
vasat yerli smaçörler Ender ve Ali Yılmaz'ın belli katkılarına rağmen
iyi oynadılar.Tabii pasör Selçuk ve orta Zafer de çok iyiydi.
Bizim genç Resul de bu sezon iyi çıkış yaptı.
İBB'de bir türlü düzelme yok.Seri gene zor geçecektir ama işleri
çok zorlaştı.Evindeki 2 maçı alırsa ZB finalde.
İBB gene bir Arslan şoku bekleyecek rakipten başka çareleri yok gibi.
4 yabancı,bir sürü yerli o geniş ve kaliteli kadrodan iş çıkaramıyor
Nedim Özbey.Açıkcası seviniyorum durumlarına.
Geçen yıl haybeden Şampiyon oldular yoksa şube kapanacaktı belki de.