13 Mart 2011 Pazar

2010-2011 Erkekler CEV Cup Şampiyonu Sisley Treviso !!!


2010-2011 Erkekler CEV Cup Şampiyonu, İtalya'daki ilk maçı 3-2 kaybetmesine rağmen Polonya'da Kedzierzyn Kozle'yi önce 3-1, sonrada altın sette 15-11 deviren Sisley Treviso oldu...

(voleybol x.com)

 

*****************
Şu Sisley'in yerine biz olabilirdik şimdi CEV Cup Şampiyonu Fenerbahçe.
Çok yazık çok.Çok üzüldüm ve gerildim gene.
Bu sezonki Sisley Treviso çok kötüydü.Grupta 2 maçı da kazanabilirdik.Demeter,bir türlü giderilemeyen sorunlar ve Miljkoviç'in Tours kader maçına maç öncesi bir şeyi olmadığı halde çıkmayıp ihaneti ile hiç olmazsa şu CEV Cup'a geçme şansını ve şimdi görüyoruz ki kupa şansını kaçırmışız.
Benim dövündüğüm kadar bizim şube yetkilileri ve oyuncular dövünüyor mu acaba ?
Sisley Treviso da Fei 20,Horstink 19,Maruotti 12,Bont Je ve Bjelica 11'er sayı ile oynamışlar.

Fenerbahçe Acıbadem - Ankaragücü : 3-0

Aroma Bayanlar Voleybol 1. Ligi karşılaşmasında Fenerbahçe Acıbadem, Ankaragücü'nü 3-0 yendi...

Fenerbahçe Acıbadem, Burhan Felek Spor Salonu'nda yapılan maçta Başkent temsilcisini 25-13, 25-10 ve 25-15'lik setlerle mağlup etti.


Fenerbahçe Acıbadem Dörtlü Final öncesinde önemli bir galibiyete daha imza atarak, zirve takibini sürdürdü. Karşılaşma öncesinde geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Galatasaray Voleybol Yıldız Takımı oyuncusu Ayşe Himmetoğlu için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Maç sonrasında taraftar bugün doğum günü olan İpek Soroğlu ile dün doğum gününü kutlayan Fofao’yu tribünlere çağırarak sevgi gösterisinde bulundu.Maç sonrası taraftarlar doğum günü olan İpek Soroğlu için parkart açtı ve çiçek verdi. Taraftar grubu İpek’ten sonra dün doğum günü kutlayan Brezilyalı pasör Fofao içinde tezahuratta bulundu ve çiçek verdi.

 (voleybol x.com)


***********************
 * Ankaragücü çok zayıf bir takım.O yüzden F4 öncesi son bir ter idmanı bile olamadı.
* Maça ilgili söylenecek bir kaç not ; İpek'in doğum gününde herhalde kariyerinin en iyi maçını oynaması.
5 blok,8/5.% 67 hücum, toplam 10 sayı.Ergül'ün önüne geçmiş durumda İpek.
* İkincisi de ne yazık ki manşet zaafının bu maçta bile görülmesi.30/3.% 67(47).
Niye Songül oynuyor,Nihan oynamıyor diyorlar.Taraftar Nihan'ı çok seviyor ya.
Songül 5/0 hata.% 80(80),Nihan 7/1.% 43(29).İşte bu yüzden Ze Roberto Songül'ü tercih ediyor.
F4'te bu tercihini değiştirir mi bilemem ama değiştirirse yanlış yapar.
* Üçüncüsü de Zülfiye'nin kısa süre oynamasına rağmen pasör nasıl olur göstermesiydi.Ki 9 puan verilmiş.
Oynayan pasör 6.4.
* Final Four ile ilgili ise ne yazık ki organizasyon hataları şimdiden can sıkıyor.Bilet fiyatlarının pahalılığı (Beklediklerinden çok fazla masraf çıkmış güya ama kaç tane bedava bilet dağıtılacak çalışan ve eş dosta göreceğiz? ) ile satışların rastgele yapılması çok ilginç.Kimin nerede oturduğu belli değil,herkes her yerden istediği kadar bilet alabiliyor.Vgstt yetkilileri basıp parayı alıp çalışanlarına ve kiralık elemanlara verse nasıl
olur salon profili ? Türkiye'deki Azeriler de hatırı sayılır bilet alacaklardır.
Eşe dosta,çalışanlara sponsor bileti verileceğine sürekli her maçı takip eden kemik taraftar grubuna ücretsiz vermek ve onları en iyi yere konuşlandırmak lazımdı.Çok merak ediyorum salonun durumunu bakalım.

Fenerbahçe Acıbadem - Ankaragücü 3-0 (Salondan İzlenimler)



İki saat boyunca yazdığım yazı bir anda blogspot erişim problemi ile boşa gidince şimdi tekrar detayları yazmak güç gözüküyor, günden geriye kalanlar resimler oldu. Taraftarın Mehmet Ali Aydınlar önündeki "50 liraya bilet olur mu" şeklindeki protestoları ve oyuncuların doğumgünü kutlamaları ile Yağmur'a yapılan şemsiye şovu ilginç görüntüler oldu.

Maç öncesi Yağmur yağacak seller akacak Burhan Felek vakıfa mezar olacak diye şemsiyelerle yapılan şov Yağmur Koçyiğit ile taraftar arasındaki bir diyalog esprisiydi, gerçi ben şemsiye tutmaktan kaçındım.


Yapılan anons ardından, geçen hafta içi hayatını kaybeden genç voleybolcu Ayşe için saygı duruşundan bulunuldu, Allah rahmet eylesin, ailesine de sabırlar dilerim.



Bizim maçtan önceki galatasaray medical park-iller bankası maçı dördüncü sete uzayınca bir süre dışarda bekletildik,ama içeride gs taraftarı büyük ihtimal yoktu bile. Aynı saatlerde beşiktaş ile oynanan erkekler basketbol derbisi ile çakışma olunca salonda maça büyük bir ilgi yoktu ama ilk defa maça gelenlerin çoğunluğunun taraftar ağırlıklı olması ilginçti.


Rakip takımı yalnız bırakmayan iki genç fon kartonu üzerine yazdıkları gecekondu yazısını yapıştırdıkları yerde oturarak maçı izlediler.


Bu seviyedeki maça ilgi gösterdiklerini daha önce görmediğim sağlam futbol tribüncülerini derbiler harici ve eczacı maçından sonra tekrar burada görmek ilginç oldu, getirdikleri Ultras Fener pankartlarıyla ortalığı renklendirdiler.


Maçtan önce başlayan güzel tezahüratlar, maç içinde de hafif gırgır seviyeli protestolarla final four bilet fiyatlarının yüksekliğine dikkat çekildi. Maç öncesi check-up yapsana,bu taraftara check-up yapsana diye selamladıkları Mehmet Ali Aydınlar'a, başkan olsana Fenerbahçe'ye başkan olsana tezahüratı yapılınca , Mehmet Ali Beyden lütfen söylemeyin diye işaretler geliverdi.



İkinci sette organizasyon maliyetlerini üstümüze bindirme bahanesiyle, kazık fiyatlar belirlenen final four biletleriyle ilgili, haklı olarak yapılan protestolu tezahüratlar, Mehmet Ali Aydınlar'ın yüzünü ekşitti.
"bilet olur mu 50 liraya bilet olur mu" "taksit olur mu 50 liraya taksit olur mu" "check up olur mu 50 liraya check up olur mu" "sosyete gelecek, çekirdek yiyecek,50 liraya maçı izleyecek", "seyrantepe var , final fourdan önce seyrantepe var" "bizsiz olur mu,Fenerbahçe bizsiz olur mu" gibi çeşitli protesto manalı tezahüratlar oluverdi.



Maça düzenli salon takipçilerinin haricinde gelenlerle FBD'liler de belli bir ilgi göstermişti. Yukarıdan yükselen protesto tezahüratlarına ilk başta katılmazlarken, ilk teknik mola sonrası onlarda "bilet olur mu 50 liraya bilet olur mu" "sosyete gelcek,çekirdek yiycek...." diye bağırmaya başladılar








Maç rahat bir tempoda geçti, akılda kalan kısımlar, doğumgününü kutlayacak olan İpek'in iyi oyunu, Ze Roberto'nun ilk set ortasında bir iki kötü pasını uyarmak için Naz'ı kenara alıp kolundan tutarak birşeyler anlatması, Songül'ün maç ortasında sakatlanıp yerini Nihan'a bırakması, Nati'nin bizim tezahüratlarımıza selam verdikten sonraki ace sayısı ve ikinci set sonuna doğru portatif tribün boşluğu arasına düşen ufaklığın yarattığı panik ortamı (file arkası ile protokol tarafının kesiştiği köşeye yakın bir yerde düşen ufaklığın ciddi bir şeyi yokmuş diye duydum ama o anda o bölgedeki oyuncular,teknik ekip, taraftarlar falan herkes oraya koşturuverdi, salondaki ortam uzun bir süre sessizliğe büründü)...



Salondan ayrılmadan önce Songül'e durumunu sordum, birşeyim yok iyiyim dedi. Kaptan Çiğdem'e gelecek hafta formayı giyip kadroya girmesini, pazar günü kupayı kaldırmasını istediğimizi söyledim. Eda'ya ise Erdem için Eda diye takılıverdik, haftaya servislerde stres yapma rahat ol dedik.




Maç içinde ve sonrasında ayrılmayan taraftarlar final four öncesi oyunculara moral desteklerini sürdürdüler, ama gelecek hafta burada nasıl bir ortam ve kitle olacağını şimdiden öngörmek zor.



Doğumgünü olan İpek tribüne çağırılınca, taraftar önüne geldiğinde, gizli tutulan pankart açılıverdi, yazıları okuduktan sonra, İpek sırayla herkese teşekkür etti. Maç sonrası volley hotel lobisinde Mehmet Ali Bey ve tüm takım arkadaşlarıyla pasta kesip maç sonrası kutlama da yapmış.



Haftaiçi rahatsızlanarak hastaneye giden Fofao doğumgünü kutlamasını ertelemişti, salonda onu da unutmayarak yanımıza çağırdık çiçek verdik, iki kelimelik cumpleaños feliz demeyi beceremeyenler happy birthday Fofao diye tezahüratla idare ediverdi. Daha sonra Fofao'ya geçmiş olsun diyerek durumu sordum, şimdi fena değilim tekrar teşekkürler diyerek sarıldı. Eşi Joao Marcio'da hem doğumgünü hem final four dolayısıyla gelmişti, onunla da selamlaştık.

Fotoğraf Kaynak ; Fenerbahçe org, Metin Timur, voleybolunsesi.com, stiff1907

11 Mart 2011 Cuma

M.Ali Aydınlar ''Yenilmemizi isteyenler var''


Fenerbahçe Acıbadem'in mimarı konuştu: Yenilmemizi isteyenler var...

CEV Şampiyonlar Ligi’nin ev sahibi Fenerbahçe Acıbadem’in kıskanıldığını söyleyen Mehmet Ali Aydınlar, “Bu kez kupayı kazanacağız” mesajı verdi!
Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımı’nı iki yılda bir ‘Dünya markası’ haline getiren Acıbadem Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, Sarı-Lacivertliler’in ev sahipliğinde 19-20 Mart’ta İstanbul’da yapılacak Şampiyonlar Ligi Dörtlü Finali öncesi HABERTÜRK’e özel röportaj verdi.

Hedef ve düşüncelerini içtenlikle paylaşan Aydınlar’ı en çok, Türk voleybolunu dünyada başarıyla temsil eden Fenerbahçe’nin başarısızlığına sevinen kesimler üzüyor. İşte Fenerbahçe Acıbadem ile ‘tüm kupaları’ kaldırmak isteyen Aydınlar’ın çarpıcı sözleri:
“Fenerbahçe Acıbadem’in voleybola kattıklarına bakın. Renk ve kalite getirdik. Büyük yatırım yaptık, Dünya’nın en iyi oyuncularını transfer ettik. Diğer takımlarda yatırımyapmak zorunda kaldı. İlk defa iki Türk takımı final four’da karşı karşıya geliyor. Daha önce voleybolun medyadaki yerine bakın bir de şimdi bakın.” “O yüzden voleybol camiası bize sahip çıksın. Ben şöyle bir şey hissediyorum. Bizim kaybetmemizi bekleyen bir kesim var. Zirveye çıktıkça yalnızlaşıyorsunuz. 2 maç kaybettik, bazı kesimlerden sevinç çığlıkları yükseliyor. ‘Nereden geldi bunlar?’ diye düşünüyorlar herhalde...”

‘BAŞARIMIZ KÜÇÜMSENİYOR’
“Dünya Kulüpler Kupası’nı kazandık. İnşallah Avrupa’nın en büyük kupasını da müzemize götüreceğiz. Fakat başarımız küçümseniyor. Dünya şampiyonu olduk, ‘Kolay’ deniyor. Neden bugüne kadar kimse kazanamadı veya final four’da final oynamadı o zaman...”

‘KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜM YOK’
Benim kaybetmeye tahammülümyok. 1 maç kaybettikten sonra 2-3 gün kendime gelemiyorum. Bir işe giriyorsak başarılı olmak gerekiyor. Fenerbahçe Acıbadem mutlaka finallerde olmalı. Tesadüfi başarı olmaz. Başarı da kurumsallaşmalı.

'HESABIMIZI GÖRECEĞİZ’
“Sene başında bu yana tüm planları Şampiyonlar Ligi Final Four’u için yapmıştık. Yarım kalan bir hesabımız vardı. Geçen yıl finalde Bergamo’ya 3-2 kaybetmiştik. Hedefimiz bu kez kazanmak. Bu kupayı düzenleyenlerden sadece Tenerife kazanmış. Umarım biz ikincisi oluruz. Amacımız ülkemize yakışan bir turnuva düzenlemek. Hazırlıklar son hızıyla devam ediyor.”

‘ELEME DEZAVANTAJ’
“Gruptan sonra eleme maçı oynamadık. Bu bir dezavantaj. Bizde 5 yabancı var. Türkiye liginde 3 yabancı var. Birlikte oynama, takım olma anlamında bir dezavantaj yarattı. Bunu gidermek için takımımız Cannes’a gitti, hazırlık maçı yaptı. Elimizde olsa hem eleme oynayıp hem final four’u buraya almak bizim için en ideali olurdu.”

‘DAHA GÜÇLÜYÜZ’

“Fenerbahçe bu sene hem daha güçlü hem daha tecrübeli. Dünya’nın en iyi pasörü Fafao bizde. Türkiye’nin en iyi pasörü Naz bizde. Sokolova ve Fürst’ü getirdik. Osmokrovic devam ediyor. Seda iyileşti. Kadromuz böyle geniş olsaydı geçen sezon da şampiyon olabilirdik.”

‘BAŞKANLIK NEDEN OLMASIN?’
“Şu anda Fenerbahçe Spor kulübü çok başarılı bir sezon geçiriyor. Bu başkanlık işi hep konuşuluyor. Bunları kongre dönemi konuşmak lazım. Kongre dönemi yaklaştığı zaman konuşuruz. 1 seneden fazla bir süre var. O zaman fikrimizi koyarız. Aday olabilirim de olmayabilirm de. Neden olmasın? Ama ben bugünden ne adayım ne de değilim diye bir şey söylemiyorum.”

VAKIF GÜNEŞ’TE TAKIM RUHU İYİ

“Yarı finalde oynayacağımız Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom çok iyi bir takım. Uzun süredir beraber oynuyorlar. Takım ruhu var. Onu görüyorsunuz. Maçtan kopmuyorlar. Elbetteki zor bir maç olacak. Oyuncularımıza güveniyorum. Bu maçlarda tüm yabancı oyuncularımızdan faydalanacağız.”


HTSPOR / Senad OK


**************
İsterler M.Ali Başkan İsterler.
Fenerbahçe'nin başarılı olması ötekilerin kıyametidir bu ülkede çünkü.
Dışarıda düşman aramaya gerek yok ki.Bizim Fenerbahçeliler bile hala bunu anlayamadı ne yazık ki.
Hala en büyük rakiplerimiz Doping Pilsen'ler,Eczacı'lar,Vakıfbank'lar,Arkas'lar,gs'ler,bjk'ler Türk takımı geyiği ile bizim Objektif Fenerliler (!) tarafından destekleniyor.Bizim gibi sığ kafalılar bir türlü bunu yapamıyor.
Hata bizde mi acaba ?
Bu Objektiflere soralım ''Fenerbahçe,Fenerbahçe Ülker,Fenerbahçe Acıbadem''  
Türk Takımı değil mi ? Yunan takımı mı ? Niye diğerleri sizin gibi objektif (!) olamıyor ?
 Onun için diğerlerinin düşüncelerini ,yenilmemizi istemelerini,kıskançlıklarını,fesatlıklarını,çekememezliklerini biliyoruz ve kaale almıyoruz.
ÇEKEMEYENLER ANTEN TAKSIN  !!!!!!!!!!!

AEVL.20.Hafta : Ziraat Bankası:3 - Fenerbahçe:1


Aroma Erkekler Voleybol 1. Ligi karşılaşmasında Ziraat Bankası, Fenerbahçe'yi 3-1 yendi...

ZİRAAT BANKASI: 3 - FENERBAHÇE: 1
 
Salon: TVF Başkent
Hakemler: Aziz Yener xxx, Salim Bektaş xxx
Ziraat Bankası: Celitans xxx, Resul xxx, Tischer xxx, Niyazi xx, Can xxx, Platenik xxxx (Özer xx, Kadir xxx, İbrahim xx)
Fenerbahçe: Marshall xx, Kayhan xx, Miljkovic xxx, Coskovic xx, Emre xxx, Arslan xxx (Serkan xxx, Cengizhan xx, Ersin ?)
Setler: (25-17, 16-25, 25-20, 30-28)
Süre: 109 dakika (26, 22, 28, 33) 
 
 
Aroma Erkekler Voleybol 1.ligi 2.Devrenin 9. Haftasında Fenerbahçe ile karşılaşan Ziraat Bankası karşılaşmadan 3-1 galip ayrıldı.
 
Şampiyonluğun iki önemli adayının karşı karşıya geldiği karşılaşmanın setleri 25-17, 16-25, 25-20, 30-28 sona erdi.

Karşılaşmanın ilk setine damgasını vuran isim 10 sayı ile oynayan Gundars oldu. Ziraat Bankasının rahat oynadığı ilk set 25-17 Ankara temsilcisinin lehine sonuçlandı. İkinci sette ise Fenerbahçe sahada etkili olan taraftı. Fenerbahçe ikinci seti 25-16 alarak müsabakada 1-1 eşitliği sağladı. Çekişmeli geçen üçüncü sette ise Başkent Voleybol Salonunu dolduran taraftarlar müthiş bir set izlediler. 25-20 setin galibi olan Ziraat Bankası karşılaşmada 2-1 öne geçti. Müsabakanın dördüncü seti yine büyük heyecana sahne oldu. Karşılıklı sayılarla devam eden setin sonunda yüzü gülen taraf 30-28’lik skorla Ziraat Bankası oldu.
 
Güçlü rakibi karşısında karşılaşamadan 3-1 galip tamamlayan Ziraat Bankası bu skorla puanını 53’e çıkardı ve liderliğini sürdürdü.
(voleybol x.com)
************************
*  Maçın  sonucu bu olmamalıydı.4.sette kaç defa set sayısı attık ama bitiremedik bir türlü.2-2'ye getirsek belki de 3-2 maçı alabilecektik.En kötü 3-2 kayıp biterdi.Yazık Oldu.
* Ziraatbankası tam kadro ve en formda durumda çıktı maça.Yeni aldıkları Brezilya Milli takımı orta oyuncusu Rodrigao 4.yabancı olduğu için oynayamadı.Bizde ise Coskoviç sakatlıktan çıktı,hazır değil.Zaten çıktı.Soner sakat yok.Sanırım Marshall da sakat sakat oynuyor.İki takımın bu durumuna rağmen maçı kazanabilirdik.
* Takımda eksikler ve sakatlık sorunlarının yanı sıra klasik servise karşı manşet ve servis kaçırma hastalığımız ne yazık  ki  devam ediyor ve başımıza iş açıyor.
* 1.sette rakibin attığı etkili servislerle resmen manşette göçtük.2.sette ise nihayet biz servisimizi tutturduk ve aynı akibeti onlara yaşattık.7 ace'mizin 6 tanesini bu sette kazandık.
* Dediğim gibi manşet ve servis kaçırma  hataları bizi yaktı.Manşetimiz 84/10 hata.% 50(29) Marshall ve Serkan kötüydüler manşette.Tam 19 servis kaçırdık.Rakip 11.Yani 8 net sayı hediye etmişiz.
Onlarında manşeti bizden çok iyi değildi aslında.72/10 hata.% 54(40) Libero Özer 5 hata.Platenik ve Can biraz daha iyi manşet aldılar.
* Manşet ve servis kaçırma sorunumuzdan sonra en önemli sorunumuz 4 numaralarımızdaki sorundu.
Marshall çok kötüydü,sonra biraz toparlandı ve hücumda % 58 ile 14 sayı yaptı.Ancak Coskoviç ve yerine giren Cengizhan etkisiz kaldılar.İlk 3 set oynayan Coskoviç 5 sayı,yerine giren Cengizhan 0 sayı.
ZB ise 4 numaralardan Platenik ile 19,Can ile 8 sayı kazanmış.Yedek Kadir Cin'in de 5 sayısı var.Farkı görüyormusunuz ?
* İvan,Arslan ve Emre iyiydi.Kemal de fena değildi.İvan-Arslan uyumu daha iyi gibi.
* Gene de Play Off'lar için ümitlendim.Bizim takım bu kadar sorunlarına rağmen hazır ZB'ye karşı başa baş oynadı.Başa baş oynadı derken kendimizi küçümsemiyorum yanlış anlaşılmasın.Adamlar formda,biz ise türlü sorunlarla boğuşuyoruz ve iyi değiliz ama maçı kazanabilirdik gene de.
Castellani'nin farkı yavaş yavaş görülüyor.Play Off'larda Coskoviç tam hazır hale gelince,Marshall da sakatlığını atlatırsa,Soner de iyileşip,kenarda alternatif olacak duruma gelirse vites yükselteceğimiz aşikar.
Yeter ki başka sorun çıkmasın.Her şey Play Off''larda belli olur.
* Şimdi kalan maçlarda set averajı ile gs'nin önündeki 5.sırayı koruyup İBB yerine Halkbankası ile eşleşmemiz lazım.Bilemiyorum bana HB,İBB'den daha iyi gibi geliyor.İBB son dönemde düşüşte olsa da.

ABVL.16.Hafta : Nilüfer Belediye-Fenerbahçe Acıbadem : 0-3

Aroma Voleybol Bayanlar Birinci Ligi’nde Bursa Nilüfer Belediyesi, sahasında Fenerbahçe Acıbadem’e 3-0 yenildi.
BURSA NİLÜFER BELEDİYESİ: 0 – FENERBAHÇE ACIBADEM: 3
Salon: Nilüfer Belediye
Hakemler: Ayça Kandamar xx, Yavuz Akdemir xx
Nilüfer Belediyespor: Polen xx, Yuliya xx, Elif xx, Selime xx, Avramovic xx, Kübra xx (Didem xx, Gizem x, Birgül x)
Fenerbahçe Acıbadem: Skawronska xxx, Seda xxx, Fürst xxx, Osmokrovic xxx, Eda xxx, Naz xx (Songül xx, Nihan x, Yağmur x)
Setler: 22-25, 14-25, 20-25
Süre: 75 dakika (26-22-27)



* İlk set haricinde zorlanmamışız gibi gözüküyor.Gitmeye değer görmedim maça.Zaten dün işim vardı.      Gerçi ben maçın Pazar olduğunu sanıyordum.
* Nihayet Sokolova oynamamış.
* En zayıf yönümüz manşette gene kötüyüz.Sokolova olmayınca Seda 4 numara smaçörü oynamış.Haliyle manşet almış ama kötü.13/2.% 23(23).Songül de çok berbat manşet almış.11/-% 18(18),Nati 22/-.% 64(32).Takım manşeti 47/2.% 43(28).Bu manşet sorunu umarım F4′te başımıza iş açmaz.
* Bloklarda iyiyiz.Fürst’ün de devreye girmesi çok farkettiriyor.Toplam 15 bloğumuz var.Fürst 1 blok yapmış ama yardımları arkadaşlarına faydalı oluyor.Eda 5,Kasia 4,Seda 3 blok ile oynamış.
* 9 servis hatamız,9 servis sayımız var.


8 Mart 2011 Salı

Nilüfer Belediyesi - Fenerbahçe Acıbadem 0-3 (Salondan İzlenimler)





Bursa Nilüfer Belediyesinin salonuna misafir olduğumuz bu haftasonunu 3-0 lık galibiyetle tamamlayan Sarı Melekler final four'a doğru bir haftayı daha geçiriverdi.

Cumartesi sabahı eski salı pazarının oradan dokuz buçukta 18lik servis aracıyla yola çıkıverdik. Yalnız araç tam dolu olmadığından adam başı düşen maliyet biraz artıverdi. Gelmek istese de işleri dolayısıyla gelemeyen tanıdıklar olduğu gibi, önemsiz bir voleybol deplasmanı için beleş olmadıkça ilgi gösterilmeyeceği de aşikardı.

Ben de final four biletlerinin kazık fiyatlarla satışa sunulacağı pazartesi günü öncesi, böyle bir deplasman organizasyonuna para harcamaya pek gönüllü değildim. Ama Brezilya'dan gelen misafirlerin de Fenerbahçe Acıbadem'i izleyemeden gitmesi yazık olur diye onlarla beraber katılıverdik.

Saat 12 civarı vardığımız Bursa otogarından başka birilerini daha alarak, Nilüfer salonuna doğru yola devam ettik, yolda bize aracıyla eskortluk edip yolu gösteren Cihatc75'e teşekkürler.

Nilüfer belediyesi salonu önüne varıp park ettikten sonra, kapı önünde dikilen Bursalı çocukların yanından geçip içeri giriverdik, anlaşılan onlarda maça ilgi gösterecekti.

İlginç şekilde giriş ücreti ödenmiyordu, sadece bir iki polis görevlisi göz ucuyla bir tarama yaptılar.

Salon dışından bakınca güzel yeni bir yapıya benziyordu, içeriye girip bakınca tek taraflı tribünü olduğunu gördüm, Burhan Felek'teki maraton tribünündeki portatif teleskobik tribünü kadar koltuk kapasitesi vardı, biraz da file arkasında kalan alana beyaz plastik sandalyeler yerleştirilmişti.

Tek tribün olduğundan protokol kısmı da ortaya yerleştirilmiş beş tane şişkin koltuktan ibaretti. Bizi salonun sol tarafındaki bench arkasına yönlendirdiler, giriş kapısının oradaki sağ taraf evsahibinindi.

İçeride genç takımlar maç için son ısınma turlarını tamamlıyordu, bench yakınında önlere doğru yerleşerek onları izlemeye başladık.

Salon çok amaçlı kullanılan bir spor kompleksiydi, basketbol ve hentbol maçları da oynanıyordu, ama saha zeminine bu maç için taraflex zemin serilmişti.

Biz 10 kişi içeri girip bizim genç kızları alkışlayarak motive etmeye girişince, sesleri duyan dışardaki bursalı çocuklardan ufak bir grupta içeri girip kendi takımlarına tezahürat etmeye başladılar, zamanla onların sayısı bizden daha fazla oldu.

Brezilyalı kızların yabancı voleybolcuların imzalarıyla dolu büyük Brezilya bayrağını önümüzdeki duvara asıverdim,hem Brezilya'ya gelen yabancı milli takımlardan, hem geçen sene Polonya'daki Avrupa şampiyonasından, hem bu ayki İtalya,Yunanistan,Türkiye turlarında izledikleri maçlarda bir sürü oyuncudan imza almışlardı.

Genç takımların maçında, bizim oyuncudan seken topun yukarıda asılı duran potanın sarkan kablosuna sürtmesi ile rakibe verilen sayı komik oldu. Salonda hem hentbol hem voleybol oynandığından basket potası yere sabit tiplerden değilde, çatıdan montajla sarkıtılan tiplerdendi.

Gençler ilk iki sette iyi kötü önde götürdükleri oyunu sonlara doğru verdiler, açıkçası dikkatli izleyince pek umut veren bir oyuncu görülmüyor.

Bu arada salonun uzak köşesindeki kapıdan içeriye göz atan ilk oyuncu Fofao olunca takımın otobüsünün geldiğini anladık, üstünde eşofmanlar vardı, bizim Brezilyalılara Fofao oynayacak galiba dedim.

Sonra birkaç oyuncu daha kapıda gözüküp içeriye bakınıverdi. Eda bizim tarafa doğru dikkatle bakıyordu. Kimi oyuncular o köşede yavaştan ısınma hareketlerine başladılar.

Chris'in de eşofmanla gözüküp duvara yaslanarak hareketler yapmasından tamam sizin ki bugün oynuyor diye Brezilyalılara söyleyiverdim, Chris ile daha önceden diyalogları vardı, ona ve Nati'ye hediye getirmişlerdi. Belki kadroya girmeyecek olan yabancıları getirmezler diye düşünmüştüm ama hepsi buradaydı, sadece Çiğdem kaptan yoktu.

Zaman ilerledikçe etraf kalabalıklaşmıştı, salona ilk yerleşen bizler sayılırdık, daha sonra gelen Uludağ Unifeb'li kız erkek karışık gençlerle sol taraftaki yerin yarısı doluverdi.

Bizden aldıkları bantla getirdikleri pankartları, melek kanatlarını, takımın geçen sene taraftara söylediği "yeriniz kalbimizde" bestesini hatırlatan sözün olduğu bez afişi falan duvarlara yapıştırarak etrafı donatıverdiler.

Maçı izlemeye gelen bursadaki Fenerbahçeliler,aileler,çocuklar içerisi iyice kalabalıklaşıverdi. Geçen sene buraya maça gelen tanıdıklar salonda sadece beş kişiydik derken, bu sene daha maça bir saat kala dolmuştu.

Brezilya bayrağının orada öne yığılarak set yapacaklarını anlayınca, en iyisi bayrağı oradan alıp biraz daha sağ tarafa asayım dedim, kızlar önemli değil, diğerleri pankart asacaklarsa çantaya koyalım diyorlardı ama onun orada durması benche gelecek olan Ze Roberto için de hoş olur diye biz kalmasını istedik.

Sağ taraftaki bursalı çocuklar iki seti de alan genç takımlarının havasıyla bursaspor tezahüratlarını etmeye başladılar, ilk başta onlar daha kalabalık olsa da biz fazla umursamıyorduk. Ama daha sonra gelen gruplar yerleştikten sonra nilüferlilerden daha kalabalık oldular, tezahüratlar ederek gençler maçının üçüncü setinde bizim takımı bayağı bir desteklediler.

Fenerbahçe sen çok yaşa..üç alkış tempolu sesler ortalığı sarıverdi, Brezilyalılarda gençler maçında yaşanan bu coşkulu tezahüratları şaşkınlıkla takip ediyor, ne oluyor diye etrafı izliyorlardı. Karşı taraf sataşmasaydı kimse böyle bağırmaya başlamazdı dedim.

Ama ilk başta farkı açıp altı yedi sayı öne geçen genç kızlar,set sonuna doğru tekrar dökülmeye başladı, yakalayıp öne geçen nilüferli kızlar maçı set vermeden bitirdi.

Kötü skora rağmen gene de genç takım tribüne çağırılarak alkışlanıverdi, biraz mahçup olmuş gibi gelip selamladılar, en azından bu destekle bir set almaları fena olmazdı ama ablalarının daha fazla beklemesini istemediler sanki.

Üçte başlayacak as takımlar maçına kırk dakika kadar varken ısınmalar için iki takım oyuncuları da benchlere geliverdi. Bizim takım önümüzdeki benche malzemelerini koyuverdiler, bizi görenler hoşgeldiniz diyordu.

Chris bench arkasındaki Brezilya bayrağına göz atıyordu, Kasia oynamayacak zannetsemde onun da oynayacağını görünce Seda bugün manşet alacak herhalde dedim.

Oyuncular ısınmak için sahaya yayılırken, Kamil Hocayı çağıran diğerleri aramızda Brezilyalı misafirlerimiz olduğunu Ze Roberto'yu çağırmasını rica ettiler. Bizim kızlara bunu söyleyince oturdukları yerde biraz utanarak konuşamayız falan dediler.

Kamil Hocanın mesajı iletmesiyle şaşırarak tribünde bizim önümüze gelen Ze Roberto kızlar ile merhabalaşıp, isimlerini sordu, sonra biraz sohbet ediverdiler sizi burada görmekten çok memnun oldum diyerek döndü.

Koçun ilgisi bununla sınırlı kalmadı, daha sonra Violet Duca'nın yanına gidip söylemiş olsa gerek ki, ikisi tekrar yanımıza geldi, onları saha içinde yanımıza almak isteriz dediler, bende gitmelerini söyledim, zira tribün gittikçe kalabalıklaşıyordu,sıkışıklık artıyordu,daha rahat ederlerdi.

Onları önce sağ taraftaki saha içi sandalyelere götürdüler, takım istatistik ekibi orada olacaktı, ama sonra orası dar bir alan olduğundan bizim tribün tarafında file arkasına yerleştirilmiş sandalyelere götürdüler. Daha sonra oradaki sandalyelere nilüfer oyuncu aileleri ve altyapısından minik kızlarda oturuverdi.

Bir yandan yönetim uyuma taraftarın dışarda sesleri yankılanıp duruyordu, en solda duvar dibine yakın kısımda hala belli bir yer olsa da,herhalde bunu salon görevlileri uzaktan farkedemiyordu,orası doldu diye gelen Fenerbahçelileri içeri almıyorlardı.

Çağrı Beye vaziyeti anlatıverdik, içeridekiler biraz daha sıkışarak solda boş yer olduğunu gösteriverdi, dışarıdaki taraftar grupları da içeri alınıverdi, buna rağmen ilerleyen zamanda da birkaç defa daha ...taraftarın dışarda sesleri yükseliverdi, Çağrı bey sürekli sağa sola gidip ilgilerle konuşuyordu.

En sonunda sol tarafta dışarı açılan bir kapıyı açarak oradan da bir grup taraftar içeri alınıverdi, içeri girip yerleştikten sonra sex on the beach diye bağırmaktan geri kalmadılar, İstanbul'daki versiyonları ne saçmalıyorsa burada da aynılarını yapıyorlardı.

Oyuncular ısınmaya devam ederken, Ze Roberto kadroda olmayan Fofao ile Sokolova'yı sol tarafa götürerek bizim Brezilyalılarla tanıştırıverdi, bir süre orada sohbet edip, maç başlamadan önce yerlerine döndüler, bizim misafirlerde ellerindeki video kameralarla hem ortamı hem oyuncuların görüntülerini çekmeye devam ettiler.

Maçtan önce başlayan tezahüratlar ve artan sıkışıklıkla ortam iyice sıcaklaşıverdi, anca ikinci set civarında havalandırmayı açtılar.

Nilüfer Belediyesi ve spor salonu herhalde tarihi günlerinden birini yaşıyordu, salon kapasitesinin 10 katı kadar taraftarla doluverdi, maç başladıktan sonra hatta son sette dahi hala gelen çeşitli taraftar grupları oldu.

Koltuklar taş üstüne monte tip olduğundan sağlam sayılırdı, maç sonundaki kontrollerde de hiç kırık gözükmedi.

Ellerinde çiçeklerle gelen bir sürü kişi vardı, heyecanla maç öncesi takdim edip resim çektirmek için fırsat kolluyorlardı.

Benchin yakınında olup, yedeklerin köşesiyle tribün arasında ise sadece iki metre olunca, çok ilginç bir ortam oluverdi.
Ewaa ewa ewa diye tezahürat yapıyorlardı ama bunun hoşuna gitmediğini söyledik.

Biz yağmur yağacak seller akacak Burhan Felek vakıfa mezar olacak diye söylerken Yağmur'da katılıyordu, ardından köşedeki yerine gelen Yağmur'a gençler büyük ilgi gösteriyordu, o da onlara selam verdi. Sonra oradaki diğer isimlere de tezahürat ettiler.

Bir anda sol tarafımızdakilerden İstanbul İstanbul diye deplasmandakilerin tarzında bir bağırış yükselmesi İstanbul'dan gelenler sadece biz olduğumuz halde güzel oldu.

Evsahibi takım oyuncu anonsları ıslıklanıyordu, bizim oyuncular alkışlarla sahaya çıktı. Salonun sağ tarafında batı yaka pankartı asmış yaklaşık 50 nilüferli taraftar vardı.

Maçın başlamasıyla tribün karmaşası da başladı, zira gelen her grup kendi girdiği tezahüratı söylemek istiyordu, baştaki omuzomuza bile düzgün yapılamadı, bir taraf başlarken diğer taraf eller havada ooo diye bekliyordu, geri sayımla tekrar yapılıverdi.

Ardından bu dünya hep yalan dolan diye girdiklerini duyunca, tamam dedim bunlar futbol tribünü gibi iş çevirecekler herhalde. Bir tezahürat doğru düzgün iki üç tur söylenmeden başka bir tezahüratı giriyorlardı, bildikleri ne kadar beste melodi varsa hızlı hızlı bir saate sıkıştırmak için çaba gösteriyor gibiydiler.

Tabii bu bize biraz garip geldi ama daha sonra düşününce şimdi bu takım senede bir kere bursa'ya gelebiliyor, bunlar o kadar beklemişler, döksünler enerjilerini diyordum. Gene de sırf birşey girebilmiş olmak için zırt pırt armanın gururu Sarı Melekler diye bağırmalarına gerek yoktu,sonra bir anlamı kalmıyor.

Takım ilk teknik molaya geride gelince haydi kızlar diye alkışlarla sahaya yolladık. Chris pozisyon dönüşleriyle kenara geldiği her seferde birşeylerden yakınıyordu, oyunundan pek memnun görünmüyordu, biz de ona alkış tutarak moral vermeye çalışıyorduk.

Kasia smaç servis stiline dönerek uzun bir seri yapıverdi, oyundaki üstünlüğü aldık. Anlaşılan final four öncesi koç gene gerektiği zamanlarda bu şekilde kullanmak için hazırlamaya başladı, iki hafta önce konuştuğumuzda taktik servisin daha önemli olduğunu söylüyordu.

Bir pozisyonda hakemin aut kararına itiraz etmeye başladık, zira arka çizgi hakemi de bayrağını kaldırmıştı ama maçın kadın hakemi önce onu dikkate almayıp karşı tarafa sayıyı verdi. Biz itirazı yoğunlaştırınca, hakem onu yanına çağırıp konuştu, kararını değiştirdi, benchteki Kamil Hoca ile malzemeci bize dönüp bravo diye tebrik etti.

Sol taraftaki gençlere set sayısının ardından her zaman her yerde en büyük Fener diye bağırın diyorlardı, set set set tempoları eşliğinde biz tekrar bir tur daha alkış tutacakken, sol taraftakiler oooo diye beklentiye giriverdi, servis auta gitti.

Sonra alınan sayıyla gene üçbeş yerden farklı ses çıktı. Sol tarafta açılan kapıdan gelen bir grup daha hiçbirşeye değişilmez senin sevgin bu dünyada... diyerek içeri giriverdi.

Bazıları ise görevlilerin yönlendirmesiyle evsahibi taraftarların arkasından geçerek sol tarafa akın akın yöneliyordu ama artık koltukların üstü altı heryer sıkışmıştı, ilk başlarda oturan çoluklu çocuklu ailelerde ayaklanarak maçı takip etmeye devam etti.

İkinci set bizim önümüze gelen nilüfer yedeklerinden birine tribündeki gençler iyice sarıverdi, zaten genç bir takım olan nilüfer'de yedekler 18 yaş civarıydı. Fenere gel Niçoo, Niço seneye Fenere gel, Niçoo Niço Niço vb. tezahüratlar üzerine kızcağız dayanamayıp arkasına dönerek başıyla selam verdi.

Tabii benzer sahneler salonun diğer köşesinde de oluyordu, ikinci set rakip takım bizim önümüze geldiğinden biraz daha onları servislerde manşetlerde bozmak kolaydı, bu şekilde fark açılarak rahat bir set oluverdi.

Naz'ın kısa bir rallide rakip oyuncuların file önünde biriktiklerini farkedip, topu boş kalan arka köşeye yönlendirip aldığı sayı çok akıllıcaydı, biz bravo Naz derken arkadaşları da bu sayı için onu tebrik ettiler.

Tribünde kendi içinde bölünerek karşılıklı besteleri yapıyordu, sensiz hayat bir işkence, bitmez tükenmez aşkımız vb. şekilde zaman geçiyordu.

Eda ile Chris'in birlikte blok kurduğu zamanlarda rakibin genç oyuncuları aşmakta çok zorlanıyordu, blok yapanları blok aut bile olsa gaza getirmek için alkışlıyorduk.

Setin sona ermesiyle oyuncular Sarı Melekler ooo o tempoları eşliğinde bizim sahaya geçiverdi, bütün tribünün alkışlamasına onlarda alkışla karşılık veriyordu.

Son set Fenerbahçe oley sesleri üstüne burası Kadıköy buradan çıkış yok diye bağırıyorlardı, bir yandan gene armanın gururu Sarı Melekler diye girenler vardı, ilginç bir koordinasyon boşluğu vardı ama sonra anlaşıverip karşılıklı Fenerbahçem benim,biricik sevgilim yapıverdiler.

İlk teknik molayı önde geçsekte, biraz rehavet içine giren takım skorda geri düşüverdi. Baktık tribündeki gençler hala kafalarına göre takılıyorlar, haydi Fener haydi tam zamanı şimdi diye uyandırmak gerekti.

İkinci teknik molaya üç sayı geride girmiştik, nilüfer taraftarları coşmuştu, tezahüratlar ediyorlardı, o köşeden bu tarafa el kol işaretleri yapmaktan geri kalmıyorlardı

Bizde haydi kızlar diye gazlamalara ağırlık verdik, biraz tecrübe ile takımı tanımaktan kaynaklanan bir özgüven vardı. Haydi Fener haydi, bizim için saldır Kanarya diye kısa girişler, sonra bir blok falan tekrar aynı sahneler derken takım atağa kalkıverdi.

Yanımızda duran Unifebli gençler abi siz bu işi baya biliyorsunuz, ortaya geçseydiniz dediler, yok bu ergenlerin içinde tribün idare etmekle uğraşılmaz, böyle daha iyi dedik.

Servise gelenin Eda olduğunu görünce, Eda Erdem oley gazları, sonrasında Erdem için Edaa diye tezahürat ederken (nişanlısının adı da Erdem) uzun bir seri yapıverdi bizi öne geçirdi.

Rakibin arka çizgiye içeriye düşen bir topuna bizim oyuncular ve Ze Roberto itiraz ediyordu, Seda dışarda diyordu ama ben çizgi hizasındaydım, içeriye düştüğünü görmüştüm, içeriye düştü işaretlerimizi görünce itiraz etmekten vazgeçti.

Seda'nın aldığı sayılarla vurdu mu öldürüyor,terminatör Seda diye tezahürat ediyorduk, Seda'nın takıma dönüşü hoşumuza gidiyordu, keşke 2008-09 performansına tekrar ulaşabilse.

Setin sonuna gelince koç taraftarın maç boyu Yağmur ile olan kontağından dolayı onu oyuna sokuverdi, önceki iki sette ise Nihan'ı birkaç oyunluğuna alıvermişti. Yağmur'un oyuna gireceğini gören gençler Yağmur,Yağmur Yağmur gibi hızlı birşey söylemekteydi. Maç sayısı için maç maç tempoları ile servis atıldı, alınan sayıyla beraber galibiyet kutlanıverdi.

Oyuncular tebrikleşme faslı ardından benche dönerken taraftarlarda armanın gururu Sarı Melekler diye bağırıyordu, karşılıklı alkışlarla maç faslı bitiverdi.

Maç sonrası faslı başlayıverdi, bir süre daha içeride tutulacağımızdan, herkes oyunculardan imza ve resim almak için yanlarına çağırıyordu,tezahüratlar ediliyordu.

Bizim Brezilyalılar Joana ve Mariana ise kendilerinin yanına gelen Chris ile sarılarak sohbet ediyordu, ona getirdikleri hediyeleri verdiler.

Biz Yağmur yağacak seller akacak dedikçe Yağmur'da katılıyordu, Seda o klasik sevgi hareketiyle bizi selamladı, Nati you are the best diye ona ilgi gösterdik, oyuncular bir yandan soğuma hareketleri yapıyor, bir yandan salondakilerin ilgisiyle resim imza isteyenlere yöneliyordu.

İlk defa Ze Roberto'ya tezahürat ediverdik, Ankara'da takım karşılandığında edildiğini hatırlıyorum ama bu sezon İstanbul'da hiç tezahürat olmamıştı, Ze Robeeerto Ze Robeerto oley oley oleyy diye tezahürat edince bize doğru teşekkür ederek selam verdi.

Pankartlarını toplayıp, Avaz avaz sesimiz... söylenerekten dağılan taraftarlar soldaki kapı açılınca çıkmaktaydı, etrafta bizden hariç fazla kişi kalmamıştı, oyuncularda soyunma odasına gitmişti.

Ze Roberto gene bizim misafirlerin yanına gitmiş onlarla sohbet ediyordu.
Bende onların Brezilya bayrağını alarak yanlarına gittim, koça imzalattık,resim çektirdik, kendi ülkesinden birileri ile buralarda karşılaşmak koçun hoşuna gitmiş gibiydi, keyifle sohbete devam ediyordu.

Ben yanlarından ayrılıp tribünün orada gördüğüm Çağrı Bey ile konuşanların yanına gittim, kırılmış koltuk var mı diye yokladıktan sonra o kadar tepinilmesine rağmen kulübe koltuk masrafı verilmediğini anladık.

Final four biletlerinin geçen sene Cannes gibi yerde 20 euro iken, burada neden 50 euro gibi bir yüksek fiyat yapıldığını sorarak tartışmaya başladık. O maliyetlerin bizim tahmin edemeyeceğimiz kadar yüksek olduğunu, çok harcama yapıldığını söylüyordu, ben ise organizasyon maliyetlerinin bizi ilgilendirmediğini, bunun maçları izleyecek takımı destekleyecek insanlara yüklenmesinin içimize sinmediğini söyledim.

Taraftara ayrılan yerlerle ilgili de konuştuk, sadece file arkasını mı düşünüyorsunuz, sizde izlemiştiniz taraftarlara maraton tribününde eczacı-vakıf serisindekiler gibi sahaya yakın yerde etki kurulabilecek bir bölge de ayırmalısınız dedim, (diğerleri de evet orası hakemi etkilemek için önemli deyiverdi) "Hakemi etkileyip ne yapacaksınız arkadaşlar ya‚ siz file arkasından oyuncuları etkileyin işte, hem oralar genel satışa sunuluyor artık diye cevapladı.

Bence yanlış yapıyorsunuz, hem biletleri pahalı yaptınız hem tribün düzeni evsahibi avantajımızı yansıtmayabilir, umarım maçlar istediğimiz gibi geçer dedim, o ise yanlış değil,ne yapalım en uygun şartlar böyle diye kabul etmedi.

Yani parasıyla olsa bile hiç yer ayırmıyorsunuz‚ file arkasında desteklesinler diyorsunuz‚ o maraton tribününde önde oturanlar kim olacak belli değil‚ yeri geldi mi hakemi rakibi baskıya almaya uğraşırlar mı‚ takım sıkıntıya girince moral vermek için çaba gösterirler mi belli olmaz şeklinde bir tartışma ardından, inşallah iyi bir turnuva olur diye konuyu kapattık.

Ze Roberto'nun yanına Violet Duca'da gelmişti, sohbete devam eden kızlar ile beraber koridora doğru gidiverdik, onlar konuşurken Violet Duca'ya misafirlere gösterdikleri ilgi için teşekkür ettim, ne demek sizin misafiriniz bizim misafirimiz sayılır dedi.

Gelecek hafta İstanbul'da hazırlık maçımız olacak mı diye sordum, Dinamo Moskova ile bu haftaiçi oynamak için anlaştıklarını, düzenlemelerin yapıldığını ama onların programı değişince ertelendiğini, bir hafta sonra oynamayı planladıklarını söyledi.

Ze Roberto kızlarla ve benimle vedalaşıp soyunma odasına doğru gitti, bizde salonun lobisine gidiverdik. Etraf gene bir curcunaydı, çıkış yapan oyuncuların etrafı resim imza için sarılmıştı.

Kahve makinasının orada Fofao ile Kamil hocayı gördüm, Fofao elindeki bozuklukları atıp herkese kahve veriyordu, bize de istermisiniz diye sordu, yok deyip teşekkür ettik.

Elimizdeki bayrağa imza attıracaktık, ama elindeki sıcak kahveye dikkat çektim aman Helia dikkat et, elini yakma, o eller bize yakında çok lazım deyince güldü. Sakın hastalanma, sakatlanma, trafikte dikkatli araba kullan diye devam edince kızlar da seni çok seviyorlar herhalde diye ekledi, Fofao yaa çok çok diye ironiyle gülümsedi.

Biz diğer çıkan oyuncularıda bayrağa imza için avlamaya bakınırken, bir süre sonra Fofao tekrar yanımıza gelip kızlarla sohbete devam etti. O esnada çıkan Ze Roberto hala orada olduğumuzu görünce aldığı kahveyle yanımıza gelip Brezilya'dan en çok kahveyi özledim gibi birşeyler söyledi, devamını anlamadım.

Seda ve Nihan çıkmıştı, biz Seda'nın yanına gidip bayrağa imza attırdık, resim çektirmek isteyenlere poz verip yorgunlukla büfedeki masaya oturuverdi, aynı şekilde Nihan'da geçip yanına oturdu. Çantalarındaki tablet bilgisayarları çıkartıp birşeylere bakıverdiler, Nihan'dan da imza alalım mı diye sorunca tamam dediler.

Ortada fazla güvenlik falan yoktu, soyunma odası koridoruna doğru taşan kalabalık çıkan her oyuncuya hamle yapıyordu, oyunculardan Kasia gibi popüler olanlar uzun süre resim çektirmekten adım atamadılar. Kasia'dan imzayı geçen sene Polonya'da aldıklarından onu esgeçtik, Eda ve Naz'ı o Nati ile konuşurken kaçırıverdik.

Nati en son çıkanlardan oldu, her foto isteğini kabul ediyordu,bizim kızkardeşlerden küçük olan Mariana eskiden onunla Novara zamanlarında skype üzerinden sık sık sohbet ettiğinden hediye de getirmişti, Nati'nin Brezilya'da oynamışlığı da vardı. Onu Nati'nin yanına götürüp, geçen sana bahsettiğim Brezilyalılar diye hatırlatıverdim. Nati şaşırmıştı, o zamanki dialoglarını hatırlayarak demek o konuştuğum kız sendin diye sırtındaki çantasını yere bırakıp, kendi aralarında italyanca portekizce karışımı sohbet etmeye başladılar,

Onların sohbet uzuyordu, hediyesini verdiler, teşekkür ederek sarılıverdi, imzayı aldık, başka resim çektirmek isteyenler kuyruk olmuştu ama diğer yandan takım otobüsü de hareket için hazırlanıyordu. Telefonla bizim servistekiler arıyınca, hem bizim kızlara hem Nati'ye gitme zamanı, otobüs hareket edecekmiş deyiverdim.

Dışarıya bir çıktık ki, her yanı sarı lacivert resimlerle kaplı Fenerbahçe otobüsünün etrafı 100 kadar taraftarla sarılmış, dilimde şarkıların gündüz gece... diye meşaleler yakılmış tezahüratlar ediliyor, içerideki oyuncularda bu manzarayı kaydediyorlardı, otobüsün onları ezmeden hareket etmesi mümkün değildi.

Bu manzara biraz uzayınca, sonunda polis eskortu ile yol açılabildi. Otobüs tesislerden ana caddeye çıkarken, bizde onları takip ederiz düşüncesiyle peşlerinden gidiverdik.

İlerde dönüş yaptıktan sonra girdiğimiz yolda, belediye otobüs durağı gibi bir yerde takım otobüsünün peşinden bağıran bir grup gördüm,ilk başta bunlarda Fenerli zannederken yeşil beyaz giysileriyle küfürler ettiklerini anladım. Önündeki polis eskortu eşliğinde otobüs yola devam ederken bizim servis kırmızı ışıkta önü arkası arabalarla dolu halde takılıverdi.

Bu ergen tribüncüler aracımızdaki yabancı misafirlere geleneksel türk deplasman konukseverliğini göstererek çiçekler atarak bizi uğurladıklarından, takımın otobüsünü kırmızı ışıktaki duraklama ardından kaçırıverdik.

Onlarla İskender yedikten sonra aynı feribotta döneriz diye aklımızdan geçmişti ama misafir umduğunu değil bulduğunu yer şeklinde dönüverdik. Brezilyalı misafirlerimiz için gayet ilginç, unutamayacakları bir deplasman seyahati ve takım ile güzel diyaloglar eşliğinde bir gün oluverdi.

(Hiçbir yayın kuruluşu ve kamera olmadığından, FB tv de takım otobüsüyle bir tane bile muhabir yollayamadığından bu güzel ortamdan pek bir görüntü çıkmadı. Bizim Brezilyalıların kameralarıyla maç öncesi ve maçta çektiği görüntüler çok güzel slow motion çekimlerle doluydu ama onlardan aktarma fırsatımız da olmadı)

4 Mart 2011 Cuma

CEV Bayanlar Şampiyonlar Liginde Final Four Yolcuları Belli Oldu.



Voleybol Bayanlar Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde 6’lı play-off turu rövanş maçlarının ardından, dörtlü finale yükselen takımlar belli oldu..

Fenerbahçe Acıbadem’in ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenecek dörtlü finalde, ev sahibi takımın yanı sıra, bir diğer Türk ekibi Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom, İtalya’nın Scavolini Pesaro ve Azerbaycan’ın Rabita Bakü takımları şampiyonluk için mücadele edecek.
Ligde 6’lı play-off turunda ilk maçta 3-0 yendiği Eczacıbaşı VitrA’yı dün de zorlu bir maçın ardından 3-2 yenerek dörtlü finale yükselen Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom, yarı finalde Fenerbahçe Acıbadem’in rakibi oldu. İki Türk takımın mücadelesi sonrası bir Türk takımı finalde mücadele etmeye hak kazanacak.
Azerbaycan’ın Rabita Bakü takımı ise ilk maçta 3-0 yendiği Polonya’nın Bank BPS Fakro Muszyna takımını rövanşta da 3-0 mağlup ederek, dörtlü final vizesini aldı.
İtalya’nın Scavolini Pesaro takımı da ilk maçta 3-1 yendiği İsviçre’nin Volero Zürih takımını rövanşta 3-2 yenerek, dörtlü finalde Rabita Bakü’nün rakibi oldu.
-DÖRTLÜ FİNAL 19-20 MART’TA BURHAN FELEK’TE- İstanbul Burhan Felek Voleybol Salonu’nda 19-20 Mart’ta düzenlenecek dörtlü finalin ilk gününde Fenerbahçe Acıbadem-Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom, Rabita Bakü-Scavolini Pesaro karşı karşıya gelecek.
İlk gün maçlarını kazanan takımlar, 20 Mart Pazar günü finalde mücadele edecek. İlk gün maçlarını yitiren takımlar ise aynı gün üçüncülük maçına çıkacak.
Dörtlü Final Programı
19 Mart 2011 Cumartesi15.00 Rabita Bakü-Scavolini Pesaro
18.00 Fenerbahçe Acıbadem-Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom
20 Mart 2011 Pazar15.00 Üçüncülük maçı
18.00 Final maçı
********************************************************************************************************
* Azerbaycan’ın Rabita Bakü takımı ise ilk maçta 3-0 yendiği Polonya’nın Bank BPS Fakro Muszyna takımını rövanşta da 3-0 mağlup ederek, dörtlü final vizesini aldı.Setler : 25-20,25-19,25-19.

Rabıta Bakü % 45 ile hücum etmiş.Sadece 2 hücum hatası,6 kez blokta kalmışlar.Manşetleri ; 57/3,% 60(40) Mammadova 27/-.% 56(30),Kimberly Glass 17/2.% 59(41),libero Slyvija Popoviç 11/1.% 64(64).Bloklarda 14-6 üstünler.Krsmanoviç 7 blok.Servislerde 11 hata,4 sayıları var.Skorerler ; Staroviç 17,Krsmanoviç ve Mammadoviç 15′er sayı.

* İtalya’nın Scavolini Pesaro takımı da ilk maçta 3-1 yendiği İsviçre’nin Volero Zürih takımını rövanşta 3-2 yenerek, dörtlü finalde Rabita Bakü’nün rakibi oldu.Setler : 25-27,25-18,25-23,21-25,15-11


Pesaro zorlanmış.% 34 ile hücum etmişler.14 aut,12 kez blokta kalmaları var.Manşetleri 101/7 hata.% 41(28) Senna Usiç 36/1.             % 42(36),Destinee Hooker 33/4.% 30(15),libero Monica De Gennaro 27/1.% 59(37).Muhtemelen finalde rakibimiz olacak – Rabıta Bakü’yü geçeceklerini düşünüyorum – Pesaro’nun da bizim gibi manşetleri zayıf.Yumuşak karınları. Bloklarda 10-11 gerideler.5 setlik bir maçta sadece 10 blok yapabilmeleri de kötü.Elisa Manzano 4 blok.Serviste 12 hata,8 sayıları var.Ferretti ve Manon Flier 3′er ace.Skorerler : Manon Flier % 35 ile 28 sayı.Destinee Hooker % 31 ile 17 sayı.Senna Usiç % 25 ile 14 sayı.Elisa Manzano 11,Pasör  Ferretti 7 sayı.Zürich’te Alajbeg 25 sayı,Petroviç 20 sayı,Onyejekwe 13 sayı.
* Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom ilk maçta 3-0 yendiği Eczacıbaşı VitrA’yı dün de zorlu bir maçın ardından 3-2 yenerek dörtlü finale yükseldi ve  yarı finalde Fenerbahçe Acıbadem’in rakibi oldu. İki Türk takımın mücadelesi sonrası bir Türk takımı finalde mücadele etmeye hak kazanacak.

Beklediğim ve bizim için daha zorlu bir rakip olmasına  rağmen tercih ettiğim Vakıfbank gstt müthiş bir geri dönüş ile hakederek Final Four’a kaldı.Niye bizim için iyi olmamasına rağmen onları tercih ediyorum ? Benim için ”Eczacıbaşı Bayan Voleybolun gs’si”dir.Vakıfbank gstt’de ”Bayan Voleybolun bjk”sidir.İkisinden de nefret ederim ama Eczacı nefretim daha büyüktür.Yani ehven-i şer olayı.Hele sakızcı Darnel gibi kibirli,burnu büyük,şımarık,anti centilmen birinin hüsrana uğradığını görmek adına da bu sonuç tercihimdi.Nitekim de TRT’nin saçma salak TRT AVAZ gibi bir kanaldan maçı yayınlaması nedeniyle unuttuğum için ilk 3 seti kaçırmışım.Aklıma gelip açtığımda Eczacı 2-1 öndeydi ve 4.set oynanıyordu.Bu sette ezdi Vgstt adeta.İyi ki de baştan açmamışım.İlk 2 seti almış İlaçcılar.Zaten 2-0′dan sonra izlemez ,kapatırdım.4.ve 5.setleri izledim.Heyecan fırtınası vardı.5.sette Eczacı 11-8 önden seti  ve maçı verdi.Hele ki son topu Allahın sopası yok sakızcı Darnel’in auta atmasıyla elenmeleri yüreğimin yağlarını eritti.Beter olsunlar.Kesinlikle Gülden’i aradılar.Serpil çok hata yaptı.Ayrıca Mirka da 20 sayı ile oynamasına rağmen manşetteki çok kötü performansı ile -11/2.% 18(9) -  takımını yakanların başında geliyordu. Vgstt hocası Animatör Gio gene 10 oyuncusundan verim aldı.Pasörlerin ikisini de kullandı.Nilay iyi oynadı.Melis Gürkaynak’tan bile verim aldı.Ne kadar yüklensekte Gio iyi koç.Poljak’ta gene klasını gösterdi.Blokları ile Darnel’i durdurdu.Sakızcı 5 aut,5 blokta kalma ile oynamış.
Rakamlara bakacak olursak ;
Vakıfbank hücumda % 44 (9 aut,9 blokta kalma),manşette 84/9.% 58(32).Gözde 35/-.% 60(34),Gizem 22/6.% 45(14),Nikoliç 24/3.% 63(38).Libero Gizem 6 hata ile çok kötü oynamış.Bloklarda 13-10 önde vgstt.Poljak 5,Nikoliç 4.Servislerde de etkili olmuş Vgstt.11 hataları var ama tam 13 servis sayıları var.Gözde ve Nikoliç 3′er,Poljak,Güldeniz,Glinka 2′şer sayı.Skorerler ;Glinka % 41 ile 22 sayı,Poljak % 52 ile 17 sayı.Bir orta oyuncusu ama köşe smaçörü kadar verimli oynuyor.Nikoliç       % 33 ile 16 sayı.Gözde % 45 ile 13 sayı.Eczacı’da Darnel 22,Mirka 20,Del Core 14 sayı.
Rakamlarda gösteriyor zaten Vgstt hakederek kazanmış.Zaafları da var ama özellikle etkili servis atmaları,Poljak gibi bir orta oyuncu,Glinka gibi bir tecrübeli pasör çaprazı ile geniş kadroyu taktiksel olarak iyi kullanan Gio da artıları.15 gün sonra daha geniş analiz yaparız ,yabancı kontenjanı sorunumuz olmayacak,o yüzden favori biziz ama maçlar parkede kazanılır bunu unutmamak lazım.Dün Vgstt banka çalışanları ve Telekom çalışanları ile salonu doldurmuştu.F4′te bilet olayı elbette kontenjana tabii ama gene de fazla bilet vermemek lazım.Buna da dikkat.

http://aktualite.wordpress.com/2011/03/04/cev-bayanlar-sampiyonlar-liginde-final-four-yolculari-belli-oldu/