1 Şubat 2011 Salı

Fenerbahçe Acıbadem - İBA Kimya Ted Kolejliler 3-0 (Salondan İzlenimler)




Rahatlayan fikstüründe final four hazırlıklarına yoğunlaşan takımımız haftaiçi Azeri takımıyla yaptığı hazırlık maçının ardından, ligde de Ankara ekibi Ted Kolejlileri rahat bir ortamda geçiverdi.

Maç futboldaki kritik Trabzon maçı ile aynı güne denk gelmişti, belki futbol maçına gitmeden önce uğrayan taraftarlar olur diye düşündüysekte salondaki taraftar grubu ağırlığı yoktu.

Trabzon'dan deplasman için gelen misafirimizi arabayla alıp evde yemek yedikten sonra kendi toplanacakları Salı Pazarına taksiyle uğurlamamın ardından, salona yöneliverdim, maç henüz yeni başlamıştı, birkaç sayı alınmıştı.

Ana tribünde ortalara kümelenmiş bir kalabalık ile protokolün yanlarında biraz doluluk vardı, bu seviyedeki bir maç için iyi sayılabilir bir ilgi vardı ama tezahürat edecek taraftar yoktu.

Beni görünce yanlarına çağıran tanıdıkların arasına oturuverdim, sağdan sayıverince on kişi falandık, alkış temposu yapıveriyorlardı. Tam karşımızda bench arkasında salon maçlarını kaçırmayan ihtiyarları gördüm, bazen bizim fazla muhabbete daldığımız zamanlarda onlar alkış tutuyordu.

Sahaya bakınca ne olduğunu anlamadım ama Eda'nın manşet aldığını gördüm, bir iki kere de arkadan hücum yaptığı da oldu, ilginç bir görüntüydü. Nati kenarda oturuyordu, İpek ve Songül oynuyordu.

Ortam az kişi olup tezahüratsız sürünce sıkılıp haydi birşeyler bağıralım isteyenler vardı ama ben açıkçası az kişiyle çok tezahürat etmeye gönüllü değildim, akşam trabzon maçına sesi muhafaza etmek lazımdı.

Böyle alkış tempoları, sayı alana top çıkarana bravolar çeke çeke ilk seti bitiriyorduk, her zaman her yerde en büyük Fener diye bağıralım diye koordinasyonu kurduktan sonra set set tempoları tutarak alkış yapınca servisi dışarı attık. Sonraki seferde sayıyı aldıktan sonra ayaklanıp bağırıverdik tekrar oturduk.

Uzak file arkasına istatistik ekibinin-Chris&Fofao ikilisinin yanına gelip onlara sarılan birini farkettim, Çiğdem Kaptandı. Çiğdem kaptan geldi diye yanımdakilere işaret ettim, ona tezahürat edelim dedik ama set arasında müzik çalıyordu.

Müziğin bitimiyle takımlar sahaya dönerken biz ayaklanıp Çiğdem Can Rasna (Aleeex de Souza melodisi ile) bağırmaya başladık, bize doğru el sallayıp selam verdi, gülerek koltuk değneğini sallıyordu. Bizim oraya dikkat çekmemizle salondakiler de kaptana doğru alkış tutmaya başladı.

İkinci setin başlarında ilginç bir pozisyon oldu, bizim plaselediğimi top yere değmişti ama hakem bunu görmedi, hamle yapan oyuncu topun altına elini soktu zannedip devam ettirdi ancak çok net gözükmüştü. Biraz serdar nişancıoğlu'na hocam gözlük ayarların bozulmuş diye sataşıverdik. Saha içinde önümüzde oturan ahmet besler'e seslenip yere değmedi mi diye sorduk, o da evet diye kafayı salladı.

Sahadaki kolejlilerden ufak tefek yedek libero Ece oyuna girince ona da tezahüratla haydi Ece diye seslendik, yanımdaki Cenk Haykır ağabeyin öz yeğeniymiş, maç sonrasında da bizim yanımıza gelip biraz sohbet etti.

Arada bir çıkmaaz o top diye gaz verenler oluyordu, maç bir gün önce bu salonda izlediğim vakıf-eczacı maçına göre doğal olarak çok yavan geçiyordu, o maçtaki kadar inanılmaz ralliler dönmüyordu.

Bir yandan maça bakarken, arkadaşın cep telefonundan erkekler maçının skorunu takip ediyorduk. 1-1 yaptığımızı öğrenince umutlandık ama sonra 3-1 lik mağlubiyet haberi, bu adamlarla ne yapacaz, acaba bütün maçı Arslan mı oynadı, ya Arslan ya Demeter gidecek gibi görünüyor diye konuşmalar geçiverdi.

Set bitimi gene her zaman her yerde en büyük Fener diye bağırdıktan sonra, Sarı Melekler ooo o diye oyuncular önümüzden alkışlarla geçerken tezahürat yapıverdik, bu da bugünün salondaki tek toplu tezahüratıydı.

Son set gene bravolar, oyuna giren çıkana alkışlar yapıyorduk, hem de servise gelen oyuncular başta olmak üzere bireysel tezahüratlara giriverip, alkış temposuna başlıyorduk.

Son setin başlarında sahada gene garip bir düzen vardı, Songül sahadaydı, kenara geldi, hakem pozisyon hatası kararı verdi, tekrar girdi, takip etmesi bizim işimiz olmayan şeyler kafamızı karıştırdı, gene de haydi kızlar boşverin diye sesleniverdik.

Eda manşet için bekliyordu, ama çok komik yüz ifadeleri yapıyordu, biz haydi Eda iyi manşet diye seslenirken, o işi şakaya vururcasına heyecan yapıyormuş gibi ellerini titreterek pozisyon alıyordu, sonra gelen topu rahat bir şekilde güzel karşıladı.

Naz bayağı atak sayısı yaparak bizden olumlu reaksiyonları alıyordu. Servisteyken ona tezahürat yapıverdik. Sonra Eda servisteyken tezahüratları çekiverdi.

Yağmur için "Yağmur yağacak seller akacak Yağmur Koçyiğit servis atacak" diye birşey uydurdum bunu sayı alacak diye bitirerek söyleyelim dediler ama bir türlü Yağmur servise gelemedi, sonra hoca oyundan aldı, söylememize fırsat olmadı.

İpek serviste uzun bir seri yapınca İpeek Soroğlu tezahüratlarımız esprili şekilde İpeek çok oldu İpek çok oldu formatına döndü.

Liubaaa Liuba Liuba tezahüratımız sonrasında Kasia'ya sıra geliyordu. Bir gün önce konuştuğum Kasia'ya isminin doğru telaffuzunun nasıl olduğunu sormuştum, Kaaşa olduğunu Ewa'yı hiç kullanmadığını söylemişti. Ona nasıl birşey uyduralım derken tereddütte kalıp ilk başta i love you Kaaşa i love you Kaaşa diye bağırmaya başladılar, bende i dont love you deyiverdim. Mola sonrası Skowrooonska Skowrooonska oley oley oleey diye geçiştiriverdik.

Tam karşımızda oturan Nati'ye tezahürat edelim dedim, Natasa Osmokrovic diye bağırdığımızı duyunca kafasını kaldırıp eliyle selam verdi. Sahada hem Songül hem Ergül olunca güllerin en güzeli tezahüratını rafa kaldırdılar.

Maç maç maç tempolarıyla salondakiler ayaklanarak maçı bitirdi, Sarı Melekler ooo o diye tezahürat etmeye başladık, oyuncular toplanırken Sarı Melekler Buraya şekline dönüverdi ama komik bir şekilde beş altı kişi böyle bağırırken, sağ taraftakiler ile oraya gelmiş olan gençler Fenerbahçe buraya diye bağırarak ufacık alanda iki sese yolaçtı.

Oyuncularında yarısı tribündeki bizlere doğru yaklaşıp alkış tutarken, diğer yarısı malzemelerini toplamaya yönelmişti, biz de onları alkışlayarak montları giyip toparlanmaya başladık.

Bu arada tezahürat edemediğimiz Yağmur'a çıkarken tezahürat ediverdik, tribündeki biriyle konuşuyordu, sakatlık sonrası yavaştan hazırlanmaya başlayıp kadroya da girmekte olan Seda yakınımızdan geçiyordu, asıl ona tezahürat edelim dedim. Seda Tokatlıoğlu seslerine gülümseyip o yumruğunu kalbine vurma işaretini yaptı, önceki gün onunla da sohbet edip taraftar tarzımızla ilgili aklımdaki bazı şeyleri sorma fırsatım olmuştu.

Nihan Güneyligil bu maçta sonradan girdiğinde tezahüratlarımız eşliğinde servisten sayı almıştı, sevinciyle bizi bayağı güldürmüştü, maçtan sonra da Niço sayıyı bize hediye etti.

Liuba alkışlarla giderken, arkasından yalnız giden Kasia tezahüratlarla yüzünü gizleyerek mahçup bir ifade takındı, sonra lehçe bağıranlarda olunca teşekkür ederek gitti.

Salondan çıkmadan önce uzaktaki kaptanın yanına gidelim dedim, Jan de Brandt'ın da orada onunla konuştuğunu görmüştüm. Bu arada seyirciler arasından bir hanımefendi oğlunun Naz ile resim çektirmek istediğini nasıl nerede bekleyebiliriz diye sorunca,onlara gitmeleri gereken yeri tarif ettim.

Biz file arkasına yönelirken Chris'te çıkış koridoruna gidiyordu, Fürst Fürst Fürst diye tempoyla alkış tutmamızla bizlere selam verdi, Fofao ise ortada gözükmüyordu daha önce içeri girmiş olsa gerekti.

Nasılsın kaptan derken, teşekkür edip iyi olduğunu söyledi, moralli gözüküyordu, iki ay sonra kupa törenine katılacaksın kaptan hazırlan derken, kimileri de geçmiş olsun dileklerini sunuyordu, koltuk değneğiyle ayakta durup Jan de Brandt ve sonradan yanına gelen Songül ile konuşuyordu, bazı kolejli oyuncularda yanına geliverdi, kaptan bize ameliyatın çarşamba Fulya Acıbadem hastanesinde olacağını söyledi.

Eşi Faruk Rasna'da yanımıza geliverdi, Eda'nın nişanlısıda yanındaydı, onlara saha içinde ne işiniz var akreditasyon kartınız nerede diye takılıverdik.

Jan de Brandt ile cumartesi konuştuğumda pazar günü galatasaray ile hazırlık maçı yapacaklarını söylemişti, koça seslenip maçın ne olduğunu sordum, şimdi oynayacağız, isterseniz gelin izlemeye dedi ama koç trabzon futbol maçına gideceğiz, kalamayız dedim, size güveniyoruz galatasarayı burada da yenin deyince gülerek tamam tamam merak etme diyerek yan salona gitti.

Ben onunla konuşurken diğer yanda Acıbadem idari sorumlusu Çağrı bey ile Final Four organizasyonu ile ilgili bilet satışları ne zaman olacak bir gelişme var mı diye konuşuyorlardı, biletler ile ilgili henüz bir şey belli değilmiş, biletix ile ve cev ile görüşmeler sürüyormuş. Önceki gün konuştuğum Abdullah Paşaoğlu'da bu konuda hala hiçbirşeyin belli olmadığını,cev ile iletişimin sürdüğünü, onlardan gelecek kontenjan taleplerini beklediklerini söylemişti.

Biz salondan ayrılarak taksilerle Kadıköy'e yol aldık, Kadıköy'de de nihayet paşazade futbolcular yüreklerini ortaya koyarak bu akşamın keyifli bitmesini sağlarlarken, son zamanlardaki en etkileyici baskılı bir tribün ortamında maçı kazanmakta ayrı bir keyif oldu. Voleybolcularımız da gelecek hafta derbi de umarım keyfimizi bozmayacaktır, ama erkek voleybolcular ne olacak bilmiyorum.

Resim Kaynak : Metin Timur

2 yorum:

serdar dedi ki...

seda tokatlıoglu ne zaman donucek acaba onun donmesı saskovayı dınlendırmek ıcın ıyı olucak..

Güray Gürsoy dedi ki...

@Serdar.
Yakındır sanırım.
Çünkü son 2 maçtır maç kadrosuna girmeye başladı.1-2 haftaya oynamaya başlar tahminim.